>
you're reading...
Medya

Hilal Seyhan: Hitlerin Sütlüce’deki Yahudi fırını

24 Şubat 1942 günü Almanya'nın Türkiye Büyükelçisi Von Papen'e karşı suikast düzenlenmesi, özellikle İstanbul Yahudilerini düşündürmeye başladı

Hilal Seyhan’nın Memleket gazetesinde, “Hitlerin Sütlüce’deki Yahudi fırını” başlıklı makalesinden alıntılar:
“[…] Türkiye savaşa girmediği halde bedelini ağır ödeyen ülkelerdendi.Eğer savaşa girseydi Nazi Almanya’sının parantez içinde kalmış gerçeklerinden birini yaşamış olacaktı.
Nazi liderlerinin gerçekleştirmeye koyulduğu “Yahudiler’ i imha planının” bir bölümünü de, Türkiye’deki Yahudilerin ortadan kaldırılması oluşturuyordu. İstanbul’ da, İmrahor-Karaağaç yolunun kesiştiği arazide bir toplama kampı kurulacak ve 55.500 Yahudi yakılmak üzere buraya sevk edilecekti.
Zamanın başbakanı Dr. Refik Saydam’ın 1 Şubat 1942 günü Türk milletine yaptığı konuşmasında “Bu Cihan yangınından elbirliğiyle ve kudretli olarak çıkacağımıza sağlam ve sarsılmaz imanımız vardır” cümlesinin üzerinden 15 gün sonra Naziler, “Yahudiliğin kökünü kazıma” planını genişleterek Türkiye’deki 55.500 Yahudi’yi de kapsayan Yahudi meselesinde kesin çözüme varmayı kararlaştırıyorlardı. Siyonist çevrelere göre; Nazi afeti, yüksek bir uygarlık düzeyine erişmiş Avrupa kıtası üzerine iniyordu.
İkinci Dünya Savaşı başlayalı iki buçuk yıl henüz dolmuştu. Türkiye savaşa katılmamıştı. Ancak zihinleri kurcalayan: “Acaba Türkiye, savaşa katılır mı?” ya da “Katılmak zorunda bırakılır mı?” sorusu henüz cevapsız kalıyordu.[…] Türkiye Yahudileri, ele geçirildikleri takdirde diğerleri gibi önce bir toplama kampında toplanacaklar, sonra da Nazi Almanyası’nda uygulanan sisteme göre “Incineratior” denilen yakarak kül etme işine tabi tutulacaklardı.
Bu iş için Naziler’in ilk kez Münih’e 16 kilometre mesafedeki Dachau’da meydana getirdikleri toplama kampı ve insan fırınlarına benzer tesisler yapılması zorunluydu. Demiryolu ile İstanbul’a gönderilecek ve İstanbul’da tutuklanacak Yahudiler toplama kamplarında bir deri bir kemik haline gelinceye dek kaderlerine terk edilecek, sonra da önce gaz odasında kitle halinde “Gıft Gas/Zyklon”la bir dakikada öldürüldükten sonra cesetleri hazırlanan fırınlarda kül haline getirilecekti.
Türkiye’de yaşayan Yahudilerin çok azı bu çizelgenin hazırlandığını gizli istihbarat örgütü aracılığıyla öğrenmişlerdi, İsrail Dışişleri Bakanlığı görevlilerinden İstanbul eski başkonsolosu Moshe Benyakov, bu kararı Türkiye’de Yahudilerden bazılarına duyurabilmişti. İstanbul’daki Sinagoglarda yapılan törenlere katılanlara hahamlar bu gerçeği kapalı olarak duyuruyorlardı.
Naziler, İstanbul’da insan yakacak fırınların Haliç’teki Sütlüce’de yapılmasını planlamışlardı. Burası, Sütlüce’nin Beyoğlu kazası Hasköy nahiyesinin kuzeyindeki İmrahor-Karaağaç yolunun kesiştiği noktanın doğusunda kalan ve meskûn olmayan geniş bir araziydi.[…]” Devamını okumak için tıklayın

Reklamlar

Tartışma

Hilal Seyhan: Hitlerin Sütlüce’deki Yahudi fırını’ için 4 yanıt

  1. her kelimesi dogru . Yanliz TYr yi harbe sokmiyan Inonu idi cunku karisi mevhibe sabetayci idi yani yahudi kani . SS bakmazdi onu da cocuklarini da temizlerlerdi alimallah.

    Sukru Saracoglu TR ni harbe girmesi icin elinden geleni yapti muvaffak olamadi.

    Sabetay ve muridleri sayesinde TR ayakta kaldi.

    Posted by Erroll Gelardin | 1 Ocak 2010, 3:18 pm
  2. Tarihi gercekler saptirilmis. Nazi Almanya ile devamli iliskide bulunan Refik Saydam, Sukru Saracoglu ve Numan Menemecioglu uclusu Turkiye’yi savasa sokmadilarsa bile, Nazilerin emellerine cok yardimci oldular. Savas ekonomilerini ve mekanizmasi icin gerekli paslanmaz celigin ham maddelerinden en basta krom ve diger degerli madenleri, Turk halkinin ac kalmasi ugruna (o yillarda gida karneye baglandi) cesitli tarim urunleri Almanya’ya yollandi. Almanya’dan kacan ve Turkiye’ye siginan (1930 yillarin ortasinda kabul edilen hocalar) kisiler, Corum, Yozgat ve Kirsehir’de kamplara alindi. Gayrimuslimlere, Varlik vergisi ve 20 sinif askerlik uygulamasi yapildi. Vergiyi odeyemen Askale’ye yollandi. Askere alinanlar, yol calismalarinda gunde 18 saate yakin calismalarla, telef edilmeye calisildi.

    Posted by Mine Gomez | 31 Aralık 2009, 10:55 am
  3. Türkiye’deki Yahudilerin nüfusu yanlış belirtilmiş. 55.000 değil, 100.000 in çok üzerindeydiler. O yıllarda Yahudiler, tüm Anadolu ve Trakya’da yaşarlardı. Ayrıca 1942 de Israil’in varlığını kabul eden yazar, bir de Dışişleri Bakanı’ndan sözediyor!
    Menteş

    Posted by Mentes Azuz | 31 Aralık 2009, 9:42 am
    • Menteş Bey, söylediklerinizi tamamlamakta fayda var.İsrail devleti Nazi belası bittikten sonra (nazi belası aslında halen bugün devam etmekte ya, o da başka bir sorun) 1948 yılında kuruldu.
      Kısaca bu makaleyi yazan hiçbir şey araştırmadan, 1001 gece masalları gibi masal yazmış.

      Posted by Monı | 16 Ocak 2010, 6:35 pm

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

  • Ağabeyine sinirlenince evlerini ateşe verdi 16 Eylül 2019
  • Bodrum'da yangın! Alevler rüzgarın etkisiyle yayıldı 16 Eylül 2019
  • Makilik alandaki yangın mahalleyi dumanla kapladı 15 Eylül 2019
  • Neslican Tay yoğun bakımda! 15 Eylül 2019
  • Cezayir'de seçimlerin tarihi belli oldu 15 Eylül 2019
  • İki otomobil kafa kafaya çarpıştı: Ölü ve yaralılar var 15 Eylül 2019
  • Düğünde magandalar bitmiyor! Silahı bir anda ateş aldı 15 Eylül 2019

Stats

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: