>
you're reading...
Küyerel

İHH Krizi: İslam enternasyonalizmi peşinde koşan, panislamist AKP ve İsrail

TSK, AKP’ye İsrail’e karşı uyguladığı politikalarda sınırlarını gösterebilir ve onu ehlileştirebilir

Erol Özkoray, Küyerel İnternet sitesinde,Türkiye-İsrail ilişkileri: Balayı sona erdibaşlığı ile yayımladığı analizinde;
Başbakan, Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakanı.  Bu üçlü onayını vermeden İsrail’de güvenlik alanında hiçbir şey yapılamaz. Dolayısı ile bir kez daha hatırlatalım, yapay “one minutekrizindeki sözlerin muhatabı saygın bir devlet adamı olan Cumhurbaşkanı Peres kesinlikle değildir”, diye vurguluyor ve ekliyor: “Erdoğan burada tam anlamıyla konu dışıdır, İsrail iç politikasından bihaber olduğu anlaşılmaktadır ve hedefi ıskalamıştır. Tabii bu haksız saldırı ilişkilerin feci bir noktaya gitmesine de neden oldu. Bu noktada diğer önemli bir konu İsrail’in dünyanın en politize toplumuna sahip olmasıdır. Bıçak sırtında günlük yaşadıkları için, önemli bir konunun bütün ülkeye yayılması ve herkes tarafından öğrenilmesi sadece birkaç saatlik bir iştir. Peres’e “katil” denmesini hiçbir İsrailli kabullenemezdi.
İsrail’le yaşadığımız büyük krize, sistematik bir biçimde İslam enternasyonalizmi peşinde koşan panislamist AKP neden olurken, Şubat 2009 seçimleri ile işbaşına gelen ve bu ülkenin tanıdığı en antipatik Başbakan olan Netenyahu ile Dışişleri Bakanı Lieberman gibi bazı ırkçı ahmakların neden olduğu son filo katliamı da, ilişkileri neredeyse kopma noktasına getiren diğer bir etkendi. Bugün itibarı ile, her iki ülkenin ilişkileri dibe vurmuştur ve en az 10 yıldır süren balayı sona ermiştir. Ama bu durum ilişkilerin bittiği ve koptuğu anlamına tabii ki gelmiyor. Yani balayı biteli zaten iki yıl olmuştu ama, evlilik hâlâ sürüyor. En azından şimdilik.[…] Başbakan’ın dış politika danışmanlığını yapan Davutoğlu’nun islamcı fikirleri, 1 Mayıs 2009 tarihinde Dışişleri Bakanı olmasıyla kurumsallaştı ve AKP hükümeti dolu dizgin panislamcı dış politikayı uygulamaya koydu. Türkiye yüzünü net bir biçimde Araplara, İslam dünyasına ve doğuya döndü. Bu çerçevede Dışişleri Bakanı’nın “komşularla sıfır sorun” retoriğinin fazla bir anlamı da yok, çünkü İsrail’le ilişkilerin bu kritik noktaya getirilmiş olması böyle bir söylemle açıklanamaz. Buna ilaveten hemen sorulur ve Dışişleri Bakanı bu soruların altında kalır: Peki Kıbrıs ne oluyor? Ya Yunanistan’la krizde (kıta sahanlığı, FIR hattı, Ege’nin kullanılması, vb) ne çözüldü? Bir Ruhban Okulu’nu bile sekiz yılda açamamaları anında masaya konur. Göstermelik Ermenistan açılımında neye ulaşıldı? Üç konuda da, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) gizli anayasası olan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB) geçerli olduğu için, zaten bütün demokratik çözümler birer hayal ürünüdür. Tabii aynı çerçevede İsrail’le olan savunma ve işbirliği anlaşmasında da içeride bir numaralı muhatap TSK’dır (bu konuya aşağıda değineceğiz).
Panislamist politikada AKP hükümeti, İran-Hamas-Hizbullah koalisyonunu hem ana eksen haline getirdi, hem de yönetiyor. Tabii bu durumun yapısal olup olmadığı, süreklik kazanıp kazanmayacağı henüz belli değil, ama Ankara, İsrail’den vazgeçmeyi hem kafasına koymuş, hem de bu politikanın uygulanabilir olduğuna inanmış. Batı denince ABD’den vazgeçmek NATO ve diğer stratejik nedenlerle imkansız gibi görünse de, Türkiye’nin doğasına aykırı bir Rus ittifakı eğer uygulamaya konulursa o bile sürmeyebilir. Diğer taraftan Avrupa Birliği politikası konusunda, son beş yıldır tam üyelik görüşmelerinde hiçbir şey yapmayan bu hükümet için, “batıdan kopmadık” demesinin de hiçbir inandırıcı yanı yok.[…] TSK, AKP’ye İsrail’e karşı uyguladığı politikalarda sınırlarını gösterebilir ve onu ehlileştirebilir. Ama en azından şu bir gerçek ki, TSK ülkenin ilk resmi islamcı başbakanı olan Erbakan’a bu antlaşmayı imzalattığına göre, afişe ikinci islamcı başbakanın bunu bozmasına izin vermeyecektir. Tersi olursa, o zaman gerçek siyasi iktidar zaten AKP’nin eline geçmiş demektir.
AKP’nin İsrail politikası ya da panislamist politika denince bu Türkiye’nin devlet politikası mı oluyor? Bana göre hayır; birey olarak bu konuda yaptıkları hiçbir şey beni temsil etmiyor. Benimle birlikte milyonlarca Türkiyeli de panislamist politikayı reddediyor. Uygulanan politikalar Batı’yı orta ve uzun vadede elimine etmeyi amaçladığı için de Türkiye’nin çıkarlarına aykırı, yurttaşların da geleceğine ipotek koyuyor ve ülkeyi demokrasi hedefinden uzaklaştırıyor. O zaman tek çözüm kalıyor AKP’nin bir an önce seçimlerle –tercihen de erken seçimlerle- demokratik yoldan gitmesi. Ufukta çok ciddi bir İran krizi göründüğünden ve kriz AKP ile aşılamayacağından bu gidiş ne kadar hızlı olursa ülke için o kadar hayırlı olur. AKP’nin yönetmeye çalışacağı bir İran krizi ülke için felaket anlamına gelir.[…]

Tamamını okumak için tıklayın: Erol ÖzkorayKüyerel.com , “Türkiye-İsrail ilişkileri: Balayı sona erdi

Reklamlar

Tartışma

2 thoughts on “İHH Krizi: İslam enternasyonalizmi peşinde koşan, panislamist AKP ve İsrail

  1. Türkiyenin politik çizgisindeki değişikliği anlayabilmek için,okyanus ötesinden gelip,etnik ve moral değerler üzerinden çatışma üreten emperyal sistemi analiz etmemiz gerekir.Bilindiği gibi ABD yönetimi özellikle son 10 yıldır müslümanların yaşadığı topraklarda,yüzbinlerce insanın ölümüne,milyonlarca insanın yaralanmasına,dul ve yetim kalmasına,yurtlarından sürülmesine neden olan acımasız bir işgal stratejisi izlemiştir.Bunda halklarını iç sömürge olarak algılayan yönetimlerin payını da unutmamak gerek.GBOP müslümanların birbirleriyle çatıştırılması projesidir.Türkiyedeki siyasi değişimi bu bakımdan değerlendirmek gerek.GBOP nin senaristleri gözlerini hırs bürümüş tuzukuru, materyalist küresel sermayedarlar,figüranları ise teolojik metinleri yalnış yorumlayan varoluşsal gerçekliğini ve köklerini kavrayamamış üst bilinçten yoksun insanlardır.Bu bakımdan ele alındığında İsrail Halkı Filistinliler kadar bu çatışmacı tasarımın kurbanı seçilmiştir.Barış her zaman insanlığın lehinedir.

    Posted by AHMET EROL | 10 Haziran 2010, 12:20 pm
  2. Erol Bey,İsrail dünyanın en iyi politize olmuş toplumuna sahiptir iddiasında bulunurken öte yandan şu ifadesiyle çelişkisini sergiliyor.Şubat 2009 seçimleri ile işbaşına gelen ve bu ülkenin tanıdığı en antipatik Başbakan olan Netenyahu ile Dışişleri Bakanı Lieberman gibi bazı ırkçı ahmakların neden olduğu son filo katliamı …İyi politize olmuş bir toplum apolitik bir seçimi nasıl yapar.Bu sorunun cevabını,israil zindanlarında hapis yatan ve birkaç gün önce müslüman olduğunu açıklayan,Yahudi asıllı solcu activist Tali Fahimadan alalım. “Yatağıma uzanıp Cenin’i düşünürdüm; orada tanıdığım insanları, olup bitenleri. Yalnızlıktan hiç sıkılmadım. Şin Bet’in nasıl çalıştığını öğrendim. İsraillileri de Filistinlileri de, hepimizi nasıl terörize ettiklerini öğrendim. Devletimizin nasıl çalıştığını öğrendim. Bizim adımıza yapılan şeylerin nasıl bizden saklandığını öğrendim.”

    Posted by AHMET EROL | 10 Haziran 2010, 10:50 am

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Flickr Photos

Im Gegenlicht

All the Colorful Stories

Mount Kidd twilight

Diğer Fotoğraflar

RSS Hertür Kültür

  • Erdoğan'ı bayram mesajında Suriye ve Irak vurgusu 24 Haziran 2017
  • Son dakika: Sakarya'daki havuz faciasında 1 gözaltı 24 Haziran 2017
  • Bodrum doldu taştı! 15 dakikalık yolu 4 saatte geçtiler 24 Haziran 2017
  • L.A. Noire, VR desteğiyle geri dönüyor 24 Haziran 2017
  • ''Bodrum'a diyerek, bodrum katına getirdiler'' 24 Haziran 2017
  • Son dakika... BAE'den Katar'a ültimatom 24 Haziran 2017
  • Alvaro Arbeloa futbolu bıraktı 24 Haziran 2017

Stats