>
you're reading...
Antisemitizm İnkârcılığı, OHA, Ortadoğu Haber Ajansı

Demet Tezcan: “Yahudiler kendilerine uygulanmış katliamları; ‘Soykırım’ diyerek tüm dünyaya pazarladılar” (Video)

.

Reklamlar

Tartışma

Demet Tezcan: “Yahudiler kendilerine uygulanmış katliamları; ‘Soykırım’ diyerek tüm dünyaya pazarladılar” (Video)’ için 8 yanıt

  1. Katliamla soykırım arasındaki fark.

    Katliam arapçanın ‘katl’ kelimesinden gelir. Anlamı cürüm veya suç olarak öldürmektir. Hazırlıklı veya hazırlıksız yapılır. Failleri hem devlet hem de özel kişiler olabilir. Zaman kavramı devamlı değildir. Hedefi muhteliftir, birkaç insandan büyükçe guruplara kadar uzanır. Nedenleri de muhteliftir: şahsi intikamdan politika terörüne kadar uzanır.

    Örnek olarak Ukraynalı Bogdan Şmielnikinin, Kırım tatarları ve Dinyepr kazakları ile, 1648de Polonya yahudilerine yaptığı katliamı gösteriyorum. Katolik Polonyalılar, kendilerini kurtarmak için, Tulçin şehrinin yahudilerini ona teslim etmiştir. Tarnopol garnizonu sığınmak istiyen yahudileri kabul etmemiştir. Bar şehrinin kalesi düştüğünde bütün yahudiler katledilmiştir. Narol şehrinde de böyle olmuştur. Nemirov şehrinde 6000 yahudi katledilmiştir. Bu konuda Polonyalılarla Yahudilerin Şmielnikiye karşı müteffik olduklarını söylemek gerek. Ölenlerin sayılarını bir tarafa bırakalım. Bu kısa sürekli, hedefi yahudilere mahsus olması dolayısı ile soykırıma yakınlaşan bir katliamdır. Mantıklı bir hazırlığı yoktur. Savaş sahnesinde ‘birinci düşmanın budur, kes babam kes’ fikri ile yapılmıştır.

    Almanyada Yahudilere yapılan katliam soykırımdır: 1- Devlet tarafından planlı olarak yapılmıştır. 2- Yahudilerin soy, kan ve ırk bakımından ‘alçak seviyeli insan’ (untermensch) oldukları kavramına dayandırılmıştır (Nürenberg kanunları 15/9/1935). 3- 1935 senesinden evvel ufak çapta başlıyan soykırım, ismine ‘nihai çözüm’ denilen fikrine, dayanarak 1935ten itibaren, temerküz kampları ve zehir duşları gibi büyük çapta hareketlerle 1944/45 senelerine kadar devam etmiştir. Burada soykırımın belirli ve kendine has esasları var: devlet eli, ırkçı doktrin, plan ve sanayileştirilmiş öldürme tekniği.

    Bu işlemin dünyaya pazarlanmasına lüzum yoktur. Sokak dedikodusu ile tarih bilgisini ayrı tutabilen herkes bunu bilir.

    Posted by Ishak Haskiya | 28 Temmuz 2010, 8:30 am
  2. insaf yaaa gerçekten insaf yayın yaprken biraz etrafa bakın jendı gözluklerını cıkarın oyle etrafa terbıyesiz laflar savurmayın siz yorum mu yapıyırsunuz yuoksa insana saldırmak için mi tutuldunuz bu ne ki . yoksa bu hanım damarınıza mı bastık evet benım sızın bahsettiğiniz gib hocalarım vardıu ama ben boyle bır hanım dedıklerı dogru ise vete haklısın demekten gerı durmam bunu acıkca soylemek erdemliliktir belkı baska baska knularda ayrılıklara düşeceğimiz bir hanımdır ama bu konuda haklı olduğunu ssızın huzurunuzda rahatac soyleyebilirim.

    Posted by seda semen | 26 Temmuz 2010, 5:11 pm
  3. asıl bu yorumlarıyapan bu hanıma saldıranlara doktor gerekli beyeefendi sen kendi bayan hocalarınla o anlamasız gereksiz kaygısızhayatına devam et görüş te bulunmasan daha hayırlı olur.
    sizler ne dediğinin bilmeyen belki de paraile tutulmuş yorumculardan başkaı olamazsınız.

    Posted by eymen ali | 26 Temmuz 2010, 5:04 pm
  4. Kendi hastalıklarını başkalarının üzerine atarak yoğun bir tedaviden kaçınan bir insana avukat mı lazım yoksa doktor mu?

    Posted by tanyeri | 25 Temmuz 2010, 4:28 pm
  5. Sayın Demet Tezcan,
    Gençsiniz, tecrübesizsiniz. Akıl hocalarınız sizin kafanızı bozmuşlar. Neden bahsettiğinizi bile bilmiyorsunuz! Öğretmenleriniz benim bayan öğretmenlerim gibi modern ve münevver görüşlü, ciddi tayyör giyen, hanım diye hitab edilen ve nasıl saygı göstereceğimizi bilemediğimiz kişiler olsaydı bu duruma düşmezdiniz! Erkek hocalarımdan bahsetmeme lüzum bile yok. Sizin Türkiyeniz benim Türkiyem olamaz!

    Posted by Ishak Haskiya | 23 Temmuz 2010, 3:25 pm
  6. Müvekkilimiz hakkında yapılan yayının yorum bölümünde müvekkileme karşı hakaret ve sövme suçu oluştuğundan ve bu suça tarafınızca zemin oluşturulduğundan söz konusu hukuka aykırı yorumların yayından kaldırılması ve bundan sonrada içeriği itibariyle suç unsuru oluşturan yorumların yayımlanmaması siz yöneticilerden talep ettik. gereğinin yapılmasını istiyoruz. yorumcularında fikir ve düşünceleriyle katkıda bulunmaları ve kişilik haklarına saygı göstermelerini diliyoruz.
    KeHaber Notu: Sayin Uğur Yıldırım,
    KeHaber’in okuyucu yorumlarına gösterdiğiniz özen biraz şaşırtıcı.
    Zira müvekillinizin 17 Haziran 2010 tarihinda, Kudüs Internet TV programı
    video kayıtlarinda, beyanları suç teşkil ediyor mu, etmiyor mu?
    Hukuki açıdan yaptığınız değerlendirmeyi, yayının tümünde
    değerlendirmeniz gerekirken, yaptığınız siyasi ayıklama
    mesleki açıdan düşündürücü, ahlaki açıdan kaygı verici.

    Uyarınızın boyutlarını yargı organlarına istediginiz şekilde intikal ettirebilirsiniz
    Hukuki açıdan biz de gereken değerlendirmeyi yaptırıp, açtığınız kapıdan girmekte bir sakınca görmüyoruz.

    Posted by av. uğur yıldırım | 20 Temmuz 2010, 9:24 am
  7. Süleyman ,Yahudi kırallarından en büyüklerinden Hz. Süleymanın adını taşıyorsun.
    Kent haberde çıkan Sayın Erdem Yücel in Mavi Marmara ve Şehitlikle ilgili yazısını sunuyorum. Senin gibi şehit olmak isteyelere yardımı dokunur. Yanlışlıkla Niyazi olmayasın.

    MAVİ MARMARA’DA ÖLDÜRÜLENLER ŞEHİT Mİ?

    Devletleri yönetenlerin kapalı kapılar ardında yaptıkları görüşmelerin ara sıra da olsa gündeme taşınması olağan hallerdendir. Çoğu kez kapalı kapılar ardındaki konuşmaları, karşılıklı verilen sözler toplumlarda merak uyandırırsa da, neyin ne olduğu kısa zamanda ortaya çıkar. Bunların bazıları iktidara yakın olanlar tarafından basına sızdırılır veya servis edilir. Bazıları da gazeteci cingözlüğüyle ortaya çıkarılır. Böylesine pek çok örneği de son yıllarda sıkça yaşadık…

    Kapalı kapılar ardından devleti yönetenlerin görüşme yapıp yapmama olasılığına gelince; Kuşkusuz, devleti yönetenlerin bu tür görüşmeler yapmaları doğaldır. Devletin iç ve dış politikası dikkate alınacak olursa böyle yapılması bir bakıma doğaldır. Topluma veya basına hiç mi bilgi verilmez sorusuna gelince; büyük olasılıkla verilir ama her şey uluorta söylenmez… Özellikle dış politika konularında diğer devlet başkanları ile kapalı kapılar ardında, görüşmeler yapılmışsa bunlar iç politikaya yansıtılmamalı, oy kaygısına endeksli olmamalıdır. Devletin yüce menfaatleri söz konusu olduğunda, dış politikada uzmanlaşmış, deneyimli ve derin bilgileri olan büyükelçiler “monşerler” diye aşağılanması yerine onlardan görüş veya bilgi alınması ise çok da yararlı olur…

    Türkiye’nin dış politikasındaki en büyük eksikliği de buradan kaynaklanıyor. Yanlış giden bir şeyler varsa en azından monşerlerden (!) bilgi alınmalı veya bunu onurumuza yediremiyorsak, hiç olmazsa onların basına verdiği bilgilerden yararlanmak yerinde olur diye düşünüyorum. Halkın veya liderlerin seçimiyle iş başına gelenlerin nedense bu konuda eğitimli veya deneyimli olmaları bizde pek dikkate pek alınmaz. Seçimi kazanan herkes kendisini allame-i cihan sanır!…

    İşte en büyük yanılgımızda buradan kaynaklanıyor…

    Son günlerde adamakıllı tırmanan ve şimdi nasıl çözeriz diye kara kara düşündüğümüz Türkiye-İsrail gerilimi de bunun en tipik örneği olarak, belki de ileride devletler hukuku veya dış ilişkiler konusunda eğitim veren fakültelerimizde ders konusu olacaktır…

    Türkiye-İsrail ilişkilerinin gerilmesinin nedeni hemen herkesçe malum!.. Temcit pilavı gibi bir kez daha yinelemeye gerek yok… İsrail ablukası altındaki Gazze’ye zorla girmeye çalışan Mavi Marmara Gemisinde çıkan çatışmada pisipisine ölen dokuz kişi, Arap’tan yana Hamas’a yakın tavır koymalar… İran’dan yana girişimler başta ABD olmak üzere AB ülkelerini karşımıza almamıza neden olmuştu. Bizimle birlikte davranan Brezilya da görüşünde ısrar etmemişti!.. Ardından İsrail ile askeri ve ekonomik ilişkilerin, meşhur “van minut” olayından sonra askıya alınması da gerginliği daha da tırmandırmıştı. İki ülkenin liderleri diploması de yeri olmayan sözlerle birbirlerini suçlamış, itham etmişti.

    Ne olduysa, nasıl olduysa beklenmedik anda Türkiye Dışişleri Bakanı ile İsrail Ticaret Bakanı Başbakan’ın Toronto toplantısına katılmasından sonra Brüksel’de birden kapalı kapılar ardında herkesten gizli görüştüler. Brüksel’in Grand Place yakınlarındaki bir otelin süitinde iki bakan rezervasyonlarını farklı isimlerle yaptırarak büyük bir gizlilik içerisinde bir araya geldiler. Ne garip ki, bu toplantıdan orada bulunan ne Türk bakanlarının ne de İsrail hükümetinin haberi vardı. Bu görüşmeden sonra İsrail Başbakanı Lieberman’ın bilgisi olmadığı (!) koalisyon hükümetinin bile çatırdadığı dış basında yer alan haberler arasındaydı… Ne gariptir ki, Türkiye’nin bu buluşmayı, bir süre gizlenmeye çalışılmasına rağmen İsrail gazetelerinden öğrendiği söyleniyor.

    Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu kendi başına böyle bir girişimde bulunabilir miydi? Aynı şekilde İsrail Ticaret Bakanı Ben Eliezer yapabilir miydi?

    Hiç sanmıyoruz…Hele hele Türkiye’de Başbakan’ın haberi olmadan hiçbir şey söylenemez ve hiç bir yere de gidilmez!…

    Taraflar ne konuştular?

    Gereksiz sürtüşmeden geri adım mı atıldı mı?

    Türkiye İsrail’den Mavi Marmara için özür dilenmesini ve ölenlere tazminat verilmesini istiyor. İsrail buna yanaşmıyor? Sakın gelme denilen yere gidersen olacakları kabullenmek gerekir diye düşünenler de var. Bazılarına göre ölenler, kahraman veya şehit!.. İsrail ikaz ettiğine göre neden özür dilesin diyenler de az değil… Tazminatı da o insanları oraya, olacakları bile bile kim gönderdiyse onlar ödemelidir. Şimdi önceki yazımdan ötürü bana İsrail’in avukatı, Siyonist uşağı diye mail atanlar olayları objektif olarak düşünüp aynı şekilde yazılanları okumalarında yarar var derim. Türkiye’nin bu konudaki en haklı isteği ise olaya objektif bakacak bir komisyonun kurulmasıdır.

    Acaba kapalı kapıların ardından her iki devlete birileri, barışın aradaki sorunları hemen çözün, ikinizde bana lazımsınız mı dedi? Yoksa liderlerin kulağını mı çekti!.. Onu da bilemeyiz…

    Acaba kim dedi? Ne dedi?

    İşte bütün mesele de bu soruların yanıtlanmasına kaldı!..

    Türkiye ile İsrail birbirlerini bir çırpıda kesip atamazlar. Hiç yoktan çıkarılan gerginlikte iki devletin de ne çıkarı ve ne de menfaati vardır. Türkiye ABD ve AB ülkelerinde güçlü bir lobisi olduğunu ve karşısına almak istemediğini de bilmek zorundadır. Aynı şekilde İsrail’in Türkiye’den çıkarları vardır… Kaba tabirle iki testiyi birbirine çarpsanız biri kılırsa diğeri da çatlar… ABD’de büyük sayıda yaşayan Türkler olmasına rağmen onların orada etkin bir lobi kuramayışı da bizim eksikliğimizdir.

    Şimdi sormak gerekmez mi; çıkarılan bunca gürültüye ne gerek vardı? Karşılıklı çıkar ilişkilerine dayanan dış politikada politikacılar içeride başka dışarıda başka sözlerle neden birbirlerini itham ettiler?

    Arap ülkelerinin sesi çıkmıyor da bizler neden Arap’tan çok Arapçı oluyoruz? Onu da anlayabilmek mümkün değil!..

    Kapalı kapılar ardında neler konuşulduğunu da merak etmemek elde değil; herhalde orada ABD’nin Gana’ya elenmesi, Türkiye ile İsrail’in kupaya katılamaması gibi nedenler konuşulmadı!…

    erdemyucel2002@hotmail.com

    Posted by avibeto | 17 Temmuz 2010, 9:04 am
  8. Sayın Hilmi Tuna Han,

    Gazze’nin kapıları sizlere acık. Mavi Marmara’da şehit olamadınız, Gazze’de olursunuz. Gazanız mübarek olsun.
    Mine

    Posted by Mine Gomez | 17 Temmuz 2010, 8:29 am

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

  • Twitter CEO'su Jack Dorsey'nin Myanmar paylaşımı tepki topladı 9 Aralık 2018
  • Bakan Çavuşoğlu: Fransız polisinin kullandığı aşırı güç, gerçekten ibretliktir 9 Aralık 2018
  • Ali Koç'tan otobüsle dönüş kararı 9 Aralık 2018
  • Osmaniye'de baba cinneti: 2 ölü, 2 yaralı 9 Aralık 2018
  • Real Madrid tek golle kazandı 9 Aralık 2018
  • Akhisarspor 3-0 Fenerbahçe / Maç Özeti 9 Aralık 2018
  • Süper Lig puan durumu 9 Aralık 2018

Stats

Reklamlar