>
you're reading...
NTVmsnbc

Geçmişe mazi Gayrimüslim Milletvekilleri ve “Hoşgörücülük” teorileri

Azınlıklar devlet-kamuoyu ilişkilerini belli olaylar üzerinden tüm yönleriyle araştıran Rıfat N.Bali'nin Musa'nın Evlatları Cumhuriyet´in Yurttaşları kitabı kapağı

Çok-partili dönemin başlangıcından 1960’ların ortalarına kadar TBMM’de çok sayıda Gayrimüslim milletvekilinin görev yaptığına dikkati çeken Burak Cop NTVmsnbc‘de, “ancak 1964’ten beri sadece 1 kişi meclise seçildi” vurgulamasını yapıyor ve ekliyor:
2011 itibariyle –ve tabii uzun zamandan beri– Gayrimüslimler nüfusları itibariyle önemsizleşmiş durumdalar. Ancak ülke nüfusunda istatistiksel açıdan bir anlam ifade ettikleri yıllarda, hele ki İstanbul’un nüfusunun bugünkünün 15’te biri olduğu yıllarda bu şehrin toplumsal dokusunun asli bir unsurları iken, TBMM’de kayda değer bir temsil olanağı bulmuşlar. 1960’lı yıllara kadar bu iyi-kötü böyle devam etmiş. Ancak 60’ların ortalarıyla beraber Gayrimüslimler ana-akım siyasetten buharlaşmışlar. Cumhuriyet döneminin Gayrimüslim milletvekillerine dair ayrıntılı bilgiler, Rıfat N. Bali’nin, Toplumsal Tarih dergisinin Haziran 2009 sayısında yayınlanan değerli makalesinde yer alıyor. Türkiye’de tek parti döneminde CHP’den azınlık mensubu vekil seçilmemekle beraber, bu dönemde mecliste kısmen çoğulcu bir ortam (en azından görüntüde) yaratmak amacıyla bağımsız aday olmaya teşvik edilen ve seçilince de bağımsız milletvekili olarak görev yapan kişilerin arasında birkaç azınlık mensubuna rastlıyoruz.
Ancak azınlıkların Cumhuriyet tarihindeki ilk siyasal katılımı bu değil. 1930’daki kısa ömürlü Serbest Fırka “denemesi”, azınlıklara yerel düzlemde temsilin önünü açmış. Bu konuda Ayşe Hür’ün 23 Mart 2009’da Agos’ta yayınlanan yazısından yararlanıyoruz. Hür’ün araştırmasında belirtiliğine göre, Serbest Cumhuriyet Fırkası (SCF) lideri Fethi Bey, 1930’daki yerel seçimlerden önce Ermenice çıkan gazetelerin muhabirleriyle bir araya gelir.
Fethi Bey mealen; yabancıların kısa süre öncesine kadar azınlıkları kullanmak istediklerini, ancak bu dönemin geride kaldığını, artık herkesin ortak amacının Cumhuriyet’i yüceltmek olduğunu, kökeni ne olursa olsun herkesin kanun önünde eşit haklara sahip olduğunu söyler. SCF yerel seçimlerde iktidardaki Cumhuriyet Halk Fırkası’nı (CHF) tedirginliğe sevk edecek denli başarılı olur (zaten bu, partinin de sonu olacaktır).
SCF’nin İstanbul’daki 117 kişilik belediye meclisi listesinde 6 Rum, 4 Ermeni, 3 de Yahudi vardır. İzmir’deki 77 adaydan dördü azınlık mensubudur. Buna karşılık CHF listelerinde azınlıklardan tek bir aday bile yoktur.
SCF’nin CHF’ye (sonradan CHP) göre daha az milliyetçi olduğu için mi (şayet öyle idiyse), yoksa burjuvazinin temsilcisi olmaya daha yakın, ekonomide daha liberal siyasetlerden yana ve bunlara bağlı olarak İstanbul ve İzmir’de güçlü olan bir parti olduğu için mi azınlıklarla işbirliği yaptığı araştırılmaya muhtaç bir konu. Bu şüphesiz ki ilginç bir araştırmanın konusu olacaktır ve SCF’nin Gayrimüslim adaylarının sosyo-ekonomik profilinin incelenmesi iyi bir başlangıç olabilir.[…] DP iktidarınca organize edilen 6-7 Eylül pogromuyla başlayan süreçte; 1964’te Yunanistan uyrukluların sınırdışı edilmesi, Kıbrıs yüzünden Yunanistan’la artan gerilim, 12 Eylül darbesi dönemi ve yurtdışındaki ASALA saldırılarının içeride milliyetçi bir reaksiyon doğurması gibi olaylar/dönemler yaşandı. Bu uzun süreç boyunca (tabii farklı farklı nedenlerle) pek çok Rum Yunanistan’a ve Batı ülkelerine, pek çok Ermeni de aynı şekilde Batı’ya ve Ermenistan’a göç etti.
Yahudi toplumunun nispeten alt sınıf ve katmanlarından da İsrail’e göç edenler oldu. Yaklaşık 30 yıllık bu süreçte tüm bunlar olurken Anadolu dalga dalga İstanbul’a aktı. Azınlıkların nüfustaki (İstanbul nüfusu olarak da okuyabilirsiniz) payı git gide marjinalleşti. İktisadi bir güç olmaktan da çıktılar (büyük burjuvaziye mensup birkaç aile dışında).
Böylesi bir ülkede, günümüzde, ana-akım partilerin, getirebilecekleri maksimum oy dikkate alındığında Gayrimüslim adaylar gösterme ihtiyacı hissetmemeleri gayet “anlaşılır” bir şey. Yoksa 2000’lerin Türkiyesi 50’lerin Türkiyesi’nden daha geri bir ülke değil.[…] Devamı NTVmsnbc
Bkz. Rıfat N.Bali’nin Musa’nın Evlatları Cumhuriyet´in Yurttaşları – İletişim

Reklamlar

Tartışma

4 thoughts on “Geçmişe mazi Gayrimüslim Milletvekilleri ve “Hoşgörücülük” teorileri

  1. Kanimca 1923 ten sonra cikarilan bazi kanunlar MILLIYETCILIGI tesvik ettiginden ( TURKLUGE HAKARET gibi bkz. AYSE HUR makaleleri ) azinliklar sinmis ve aktif politik hayata atilmak istememislerdir !! OSMANLI ZAMANINDA bazi muhim MAKAMLARDA azinliklari goruyoruz !!Bugun ise AZINLIKLAR YOK olmus oldugundan bu munakasalarin hic bir KIYMETI HARBIYESI yoktur !!!

    Posted by david kohen | 23 Mayıs 2011, 3:47 pm
  2. Sayın Rıfat Bali,……özellikle Türkiyede yaşayan ve yaşamış tüm yahudilerin ve geçmişlerini tam bilmeyen yahudi gençlerinin, Türk yahudileri konusunda bilmeden cart curt gazetelerde ahkam kesen tüm yazarların tanıması gereken büyük araştırmacı, cesur insan. Lütfen yazılarını ve kitaplarını alın ve yastığınızın altına koyup her gece yatmadan bir kaç sayfa okuyun.
    Yazıları sadece belgelere ve gerçeklere dayanan araştırmalardır, gerçek tarihin uydurulması değil sadece derlenmesidir.
    Okuyun Bay Pinassı, okuyun 500 Yıl vakfı üyeleri okuyun………

    Posted by moshe kohen | 7 Mayıs 2011, 7:04 am
  3. Gayrimüslimler ( dini azınlıktaki TC Vatandaşları) bunları bir Anonim
    Şirket hissedarlarına benzetebiliriz. Çoğunluk yani (Müslimler) Sermaya artımı !!!! bahanesile, azınlıklar, mali güçsüzlüklerinden
    ötürü, seramye artımına iştirak edemiyorlar ve böylece hisseleri de
    un ufak olup bir müddet sonra da TOZ oluyorlar.
    Mesele bu kadar basit !!!!!!!
    Ne işin var senin Anonim Şirket Ortağı ????? Sana yakışan ENÇOK
    Kollektif Ortaklığıdır, hatta Adi KomOrtaklığı veya SERBEST MESLEK.

    Öp te başına koy… ne de olsa “misafirsin”. REHİN olma da……..

    Posted by Aziz PiNASSi | 27 Nisan 2011, 1:41 pm
  4. Bu mesele sayı, nisbet, azınlık, çoğunluk meselesi değil, oyverenin kime neden oy verdiği meselesidir. ‘Ben gayr-i müslime oy vermem’ diyenler bilgi, kabiliyet ve olgunluk mefhumlarını görmek istemiyenlerdir. Bu böyle oldukça, yahudiler olsun, ermeniler olsun, rumlar olsun, ağızlarıyla kuş tutsalar bile seçilmezler. Avrupada oyverenlerin çoğunluğu ‘senin dinin ne’ diye sormaz! ‘Ne biliyorsun, hayat tecrüben nedir, milletime ve devletime ne şekilde yararlı olabilirsin’ der. Türkiyede düşünce tarzı bu olmadıkça müslüman olmayanlar BMMe giremez. İstanbul Belediyesi, aslında bu kaideyi tasdik eden bir istisnadır. İstanbulluların, İzmirlilerin zaviyesi kendine hastır. Maalesef benim fikrimde bu iş böyle!

    Posted by İshak Haskiya | 27 Nisan 2011, 9:52 am

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Flickr Photos

Boiling sky

Selsey Life Boat Station

Winter Paradise

Diğer Fotoğraflar

RSS Hertür Kültür

  • Son dakika: UEFA, Beşiktaş için toplanacak 28 Haziran 2017
  • Otomobilin yakıt deposunda 25 kilo toz esrar 28 Haziran 2017
  • İftarlık Gazoz davalık oldu 28 Haziran 2017
  • Galatasaray'da Sneijder için Ajax iddiası... Transfer haberleri 28 Haziran 28 Haziran 2017
  • AB, euroyla aldı, dolarla sattı 28 Haziran 2017
  • Kavurucu sıcaklar geliyor! 1 Temmuz'a dikkat! 28 Haziran 2017
  • Samsung Galaxy Stellar 2 sızdırıldı 28 Haziran 2017

Stats