>
you're reading...
BiaNet

Yurttaş olmaya çalışan, hakkını arayan bir Yahudi, bir Ermeni, Türkiye için bir Sorun

Cemaat Vakıfları tarafından İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde Ağustos 2011’de düzenlenen iftarda Fener Rum Patriği Bartholomeos’tan Türkiye Hahambaşısı İshak Haleva’ya, Cemaat Vakıfları Temsilcisi Lika Vingas’a kadar bir çok isim Başbakan Erdoğan ile bir araya gelmişti. Erdoğan’a “şükranlarını sunan” azınlık temsilcilerinden AKP Hükümetine övgüler yağmıştı. Toplumsal Tarih Dergisi 214. Ekim 2011 sayısında Rita EnderVitrindeki Gayrimüslimlerbaşlığı altında yayımladığı araştırmasında “seçilme hakkı” ve gayrimüslim vatandaşlar konusunu irdeliyor. BiaNet bu yazıyı; “Hrant Dink: “Eğer akıllı uslu bir Ermeni iseniz -ki Türkiye’de böyle bir çoğunluk var- hak peşinde koşmayan, kendisine verildiği kadarıyla yetinen, gerektiğinde devletin reklamını yapmak için vitrinlere çıkan… O zaman iyi yaşarsınız. Ama yurttaş olmaya çalışan, hakkınızı arayan bir Ermeni’yseniz bu bir sorun…” alt başlığıyla sunuyor
Kişinin siyasi haklarının başında gelir “seçilme hakkı”. Türkiye’de bu hakkın, gayrimüslim vatandaşlar tarafından kullanılması istisna niteliğindedir. İstisnadır çünkü milletvekili seçilmekten korkarlar, istisnadır çünkü azınlıkların çoğunluk olmasından korkulduğunu da bilirler… Seçilmek iktidarda veya iktidarın karşısında olmayı gerektirir. Oysa Sarkis Çerkezyan’ın söylediği gibi; “Türkiye’de Ermenilik ayrı bir şeydir.” “‘Kanun nazarında herkes eşittir’, bunların hepsi palavradır. Bir tane çöpçü yok, bir devlet dairesinde memur yok. Atatürk, sembolik olarak bir Rum, bir Yahudi, bir Ermeni’yi TBMM’ye sokardı. O da göstermelik bir şeydi…” [Koçoğlu, Yahya, Hatırlıyorum, 1. Baskı, Metis Yayınları, İstanbul, 2003, s. 50.] “Vitrindeki Gayrimüslimler” başlıklı çalışmada, “sembol olarak” V., VI. ve VII. dönemde TBMM’ye girmiş (veya sokulmuş) gayrimüslim milletvekilleri ele alınacaktır. Önce, Meclis’in bu dönemlerdeki genel görüntüsü sunulmaya çalışılacak, ardından gayrimüslim milletvekilleri tanıtılacak ve son olarak bu kişilerin ortak özelliklerine değinilecektir.
Araştırmayı BiaNet sitesinde okumak için tıklayın
Rifat N. Bali “Gayrimüslimler şehit olamaz” Milliyet  (11.09.2011)
[…]  Çağrınıza cevap verenlerin çoğunun Yahudi olması, ancak birkaç Ermeninin anılarını anlatması tesadüf değil herhalde.
Ermenilerden çok çok az cevap geldi. Yahudilerin yaşadıklarıyla Ermenilerin yaşadıkları arasında tabii ki fark var. Hem problemler açısından hem de devletle ilişkileri açısından. Ermeni askerlerin problemleri 1915’le ilgili. Askere gidiyor, şu veya bu nedenle 1915 gündeme geldiğinde Ermenilere karşı propaganda yapılıyor. Söylenenler rencide ediyor onu.
* Gayrimüslimlerin orduyla ilişkisi “Onlar vatan borçlarını ödemediler” cümlesi üzerinden kuruluyor. Bir de “şehit olmadılar” iddiası var.
Şehitlik kavramı doğrudan İslam dinine bağlı. İslami kesim kabul etmek istemiyor. Evet, vatan uğruna can verdiler ama bizim anladığımız anlamda şehit değiller. Çünkü Müslüman değiller. Bu, Türk toplumunun genel sorunu. Eşitlik diye bir şey yok, gayrimüslim ve Müslüman var.
* TSK laikliğin altını en çok çizen kurum. Şehitliği askeri değil dini kavram olarak ortaya sürmesi nasıl bir çelişki?
İnanıyor mu inanmıyor mu bilmiyorum. Ümit Özdağ’ın hatıratında görüyoruz. Teğmen yemekten önce “Tanrıma hamdolsun” diyor. Özdağ, şiddetle karşı çıkıyor, “Allah’ıma hamdolsun denecek” diye… TSK içindeki tezattır bu. Ben zannediyorum ki bu farklılığı yaratmak istemiyorlar ama eldeki insan mayası bu.
* TSK da bu mayaya uygun mu davranıyor?
Siyasette de böyledir. Nüfus açısından fazla olan kitle nasıl düşünüyorsa lider konumunda olan kişi de öyle davranır.
“Askere gidenler arasında en zor durumda olanlar Ermeniler”
25 yılında ayrımcılığa dikkat çekiyorsunuz. Ama kağıt üzerinde bir kural yok, görünmeyen toplumsal engeller var. Nedir bu engeller?
Mesela donanımlı oldukları halde gayrimüslimler bir şekilde askeri okul sınavlarından geçemiyor. Tek parti dönemindeki gazete ilanlarında Türk kavramına ırk ve din tonu yüklenmiş. Hukuki bir engel yok ama fiiliyatta yaratılıyor. Engeller 1946’da kalkıyor.
* Bu değişimi neye yoralım? Demokrat Parti’nin iyi niyetine mi?
Konjonktür değişiyor, 1946’dan sonra yeni dünya kuruluyor. Türkiye serbest blokta yer almaya karar veriyor, insan hakları beyannamesine imza atıyor. O beyannamenin içeriği malum. Yoksa kişilerin fikirlerinin değiştiğini sanmıyorum.
* Gayrimüslimlerin ayrımcılıkla karşılaşmadığı bir dönem var mı?
Cevap vermek zor. Biz ancak yüzeydeki tezahürlerden yola çıkıp bakıyoruz. İç yazışmaları görmedik. Ama benim görebildiğim kadarıyla, 80’lerin sonuna kadar bu böyle gitti.
* Bugün durum ne?
Bence büyük ölçüde geride kaldı. Fakat Ermenilere başka gözle, başka önyargılarla; Yahudilere, Rumlara ya da Süryanilere başka türlü baktıklarını tahmin ediyorum. TSK sicile bakar, toptan bir sicil bu. O topluluğun toplam sicili ona göre şöyle veya böyle kötüyse, ona göre yola çıkıyor.
* İşi en zor olanlar kimler?
Ermeniler. 1915 meselesinden dolayı sorgulanıyorlar, sınanıyorlar. Kendilerini kanıtlamak zorundalar.
* Şu sıralar askere giden bir Yahudinin işi daha zor değil mi?
Zor. İsrail ve siyonizmle ilgili olumsuz konuşmalarla karşı karşıya kalabilirler. Verilecek cevap çok basit: “Ben Türk vatandaşıyım. İsrail’le ilgili mesele beni ilgilendirmiyor”.
Hrant Dink Ermeni toplumunu çok değiştirdi”
* Kitapta Er Sevag Balıkçı’nın ölümünden söz ediyorsunuz. Ondan önce 1991’de bir Ermeni er yine kaza kurşunuyla öldürülüyor; Nuri Değirmenci. O gün Ermeni toplumunda neredeyse bir tepki yokken bugün çok sert bir tepki var. Aradaki fark ne?
O senelerdeki Ermeni toplumuyla 1996 sonrası, yani Agos’un yayımlanmaya başlamasından sonraki Ermeni toplumu arasında dağlar kadar fark var. Biri munis, sesini çıkarmayan, itaatkar Ermeni prototipi. 96 sonrasında ise başını dik tutan, diklenen, tırnak içinde “azınlık milliyetçiliği” olarak tarif edebileceğimiz bir söylem tutturan ve sadece bugüne değil geriye dönük talep eden bir prototip.
* Hrant Dink’in Ermeni toplumunu nasıl değiştirdiği görülüyor.
Çok değiştirdi. Bugün söz sahibi olanların çoğu ondan etkilenmiş, Agos’ta yetişmiş insanlar. Şu da var. Türkiye entelektüellerinden destek görmezsen tepkini çok fazla sürdüremezsin. Ki Sevag meselesinde gördüler. Ama Yahudi toplumunda entelektüellerden destek yok. Zaten Yahudi toplumu daha içine kapanık, problemlerini dışarı vurmuyor. Rumlarda dersen kimse kalmadı, kamusal alandaki Rum figürleri ancak bir-iki isim.[…] Rifat N. Bali “Gayrimüslimler şehit olamaz” Milliyet  (11.09.2011)



Gavur Düşmanlığında başlatılan yarış KeHaber’i MOSSAD organı ilan etmeye kadar varıyor 

HaBer365.com Gavur Avcılığında KeHaber'i Mossad Ajanı ilan etmekle kalmadı, uzaktan yakından ilişkisi olmayan Rafael Sadi'yi bile kurucusu ilan etti...

Reklamlar

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

  • Nallıhan’da festival coşkusu başladı 16 Ağustos 2018
  • Suriyeli 2 kız kardeş sulama kanalında boğuldu 16 Ağustos 2018
  • Honaz'da 102 kilo esrara 1 tutuklama 16 Ağustos 2018
  • Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü'nden ABD ürünlerine yasak 16 Ağustos 2018
  • Burnley-Başakşehir maçı canlı yayın | UEFA Avrupa Ligi hangi kanalda, ne zaman? 16 Ağustos 2018
  • FB TV için resmi açıklama geldi 16 Ağustos 2018
  • Manisa'da ilk kez bir ilçede uyku laboratuvarı açıldı 16 Ağustos 2018

Stats

Reklamlar