>
you're reading...
OHA, Ortadoğu Haber Ajansı

Yeni Şafak’ta Abdülkadir Selvi’nin “İmralı’nın güvenlik sistemini Yahudi […] kimliğine sahip kişilere emanet ediyoruz” dışlaması

Radikal gazetesinde yayımlanan Ezgi Başaran‘nın “Habis (Kötü) huyumuz şecerecilik (Soy ağacı tutma) ve Yahudiler” başlıklı yazısında hassas bir konuya değiniyor. İmralı’da “Öcalan’ı koruyan güvenlik kameraları ve ses kayıt sistemlerini kuran Pronet şirketinin ortaklarının çoğunluğunu Yahudi asıllı işadamları oluşturduğuna” belirttikten sonra  Abdülkadir Selvi’nin haftabaşında Yeni Şafak’ta yayımlanan yazısına değiniyor ve şunları ekliyor:
“Terörle mücadelede büyük umutlarla aldığımız Heronların durumu ortada. Biz ise İmralı’nın güvenlik sistemini Yahudi asıllı, İsrail-Türk, çifte vatandaşlık kimliğine sahip kişilere emanet ediyoruz” cümlesiyle taçlandırıyor”. “Habis huyumuz şecerecilik ve Yahudiler” yazısının duyarlılığına yankı yapan okuyucu yorumlarında “Musa980“; “Biraz geç degil mi?” şeklinde bir sorgulama yapıyor ve ekliyor: Sayın yazar, “çokkültürlü memleketimizin zenginliği…” diye bitirmiş yazısını. İyi de, 80 senelik Cumhuriyet’in – daha islamcılar iktidara gelmeden bile – azınlıklarına yaptığına bir bakar mısınız? Çok daha trajik Ermeni ve Rum cemaatlerinin durumunu bir kenara bırakıp, sırf Türk Yahudilerine bakarsanız, 1950’lerde 80 binden, bugünlerde 20 binin altına inmişler. Ve bu gidişle 40 sene kadar sonra 0’a iniyorlar! 600 senelik bu beraberliğin sona ermesi Türkiye’nin fakirleşmesidir ve Türkiye bunu engellemek için geçmişte hiçbirşey yapmamıştır. Şu sıralar yapar görünmeye çalışılanlar da maalesef “çok az ve çok geç”tir. Ezgi Başaran’nın yazısından alıntılar: “[…] Yeni Şafak’tan Abdülkadir Selvi’nin pazartesi günkü “İmralı’nın güvenliğini sağlayan şirket” başlıklı yazısı da tastamam bir seçerecilik örneği:Öcalan’ı koruyan güvenlik kameraları ve ses kayıt sistemlerini kuran Pronet, 1995’te Yahudi asıllı Alp Saul, Beri Koronya ve İshak İbrahimzade tarafından kuruluyor. Şirketin ortakları ve yönetim kurulu üyeliklerinin çoğunluğunu yine Yahudi asıllı işadamları oluşturuyor. Kuruculardan İshak İbrahimzade, Türk Musevi Cemaati Başkanvekili. Pronet’in genel müdürü Metin Kastro ise yine Yahudi asıllı bir işadamı. Kastro, aynı zamanda, Balat Or-Ahayım Musevi Hastanesi Vakfı’nın yönetim kurulu üyesi.
Vay ki ne vay… Hey ki ne hey… Şirketin seceresine bakın, Kürt sorununu bir nevi çözün! Sevi, yazısınıTerörle mücadelede büyük umutlarla aldığımız Heronların durumu ortada. Biz ise İmralı’nın güvenlik sistemini Yahudi asıllı, İsrail-Türk, çifte vatandaşlık kimliğine sahip kişilere emanet ediyoruzcümlesiyle taçlandırıyor. Yahudi eşittir ‘arkadan iş çevirir’, Yahudi eşittir terörü destekler, alt mesajlarıyla. Seçerecilik bir devlet geleneği, bir halk karakteri olarak büyüyüp serpiliyor ve terbiyesiz bir silaha dönüşüyor. Ama nasıl büyümesin, nasıl serpilmesin? Cumhurbaşkanımız yedi ceddinde Ermeni olmadığını sayfalar dolusu bir metinle kanıtlama gayretine düşünce… Başbakanımız “Ne Yahudiliğimiz ne Ermeniliğimiz ne affedersiniz Rumluğumuz kaldı” diye başka seçerecilere sitem edince.. Zerdüstlüğü, Aleviliği en kötü sıfatların en kötüsüymüş gibi işaret edince. Hiçbir ‘etkili’ kişi çıkıp da “Ne varmış Yahudiysem, Ermeni olsam ne olur” demeyince. Olacağı budur. Daha çok ‘Yahudi sevgililer’, ‘Yahudi damatlar’, nüfus kağıtları, pasaport kopyaları, şirket yönetim kurulu listeleri görürüz.

Çokkültürlü memleketimizin zenginliği olarak. […]”Bir taşla bir orman dolusu kuş vurulmuş vaziyette. Ne okul kalıyor ne Hıristiyanlık ne Sabetayistlik ne Fransızlık. Bizde çokkültürlülükten çok seçerecilik var. İçimize sindirdiğimiz, içimize işleyen ananemiz karşımızdaki kişinin farklılığını zenginlikten saymak değil, deşmek, yabancı yahut etnik düşmanlığa varacak şekilde irdelemektir. İşte bizim bu habis tecessüşümüz, bu berbat huyumuz bakın modern Türkiye’nin hangi alanlarında sahneye nasıl çıkıyor? Prof. Büşra Ersanlı KCK operasyonları kapsamında gözaltına alındıktan bir gün sonra gazeteye benzeyen bir yayında ve ardından onlarca ınternet sitesinde ‘Ersanlı’nın Yahudi sevgilisi’ başlıklı haberler çıktı. Eski eşinin Yahudi olması bir suçun kanıtıymışcasına. Bir yıl önce bu hikayenin bir türünü yaşamıştık, ‘Generallerin Yahudi Damatları’ başlıklı haberde. Haziran 2010’da Pınar Doğan Rodrik ve eşi Dani Rodrik nüfus cüzdanlarının, Aslı Iğsız ise pasaportunun bir kopyasını gazeteye benzeyen bir yayında gördü. Pınar Doğan, 1 numaralı Balyoz sanığı Çetin Doğan’ın, Aslı Iğsız ise internet Andici davasının sanığı Hasan İgsiz’in kızı. Sadece bu nedenle şecereleri çıkartılmıştı. Yargılanan askerlerin kızı olmak hayat ağaçlarını, kişisel bilgilerini taşıyan belgeleri kamuya açma şartı getiriyordu. (Ki belirteyim: Aslı Iğsız’ın eşi bir İspanyol ama Yahudi değil. Ama diyelim ki Yahudi.) Şeçerenizin çıkartılması için illa da asker yakını olma şartı yok. İslam diniyle ilgili ‘rahatsız edici’ bir yorum yapın, tamam.” Ezgi Başaran “Habis (Kötü) huyumuz şecerecilik (Soy ağacı tutma) ve Yahudiler”
Radikal 16 Kasım 2011

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’dan Sarkozy ve ABD “Yahudi Lobisine” uyarı ile karışık tehdit

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’dan Sarkozy ve ABD “Yahudi Lobisine” uyarı ile karışık tehdit
POSTED BY  ⋅ 10 EKIM 2011
Reklamlar

Tartışma

Yeni Şafak’ta Abdülkadir Selvi’nin “İmralı’nın güvenlik sistemini Yahudi […] kimliğine sahip kişilere emanet ediyoruz” dışlaması’ için 3 yanıt

  1. Ben uzun bir süre bu web sayfasında değil, kabul … Ancak böyle önemli bir konu olduğunu görmek için başka bir sevinç ve pek çok, hatta profesyoneller tarafından göz ardı. Olası sorunları insanların daha duyarlı hale getirmek için teşekkür ederiz.

    Posted by DSLR-A900 | 17 Kasım 2011, 5:56 pm
  2. En son yapilan ilmi arastirmalara gore IRK diye bir sey yoktur ! BEYAZ , SARI ve SIYAH irklarin hepsi ayni DNA yi tasiyorlar ! Insanlarin CEDDI Afrikadan SIYAH cikmis sonra bulunduklari IKLIM sartlarina UYMAK ICIN MUTASYONA ugramislardir ( Gunesin isinlarindan faydalanmak veya zararli tesirlerinden korunmak ) Bu bulus ayni zamanda dindarlarin ADEM ve HAVVA inanclarini da destekliyor ! Bundan dolayi IRKCILIK HABIS BIR HASTALIK olup bu hususta herkesin AYDINLANMASI icap eder !

    Posted by YUSUF ELHAC | 17 Kasım 2011, 4:51 am
  3. Radikal gazetesinde okuyucu yorumları:

    Vaassen 16/11/2011 15:19
    Evet haklısınız fakat yetmez..
    Haklısınız, islamın geleneksel anti semitizminin yansımaları bunlar. Ancak genel çerçeve bununla sınırlı değil. İslami anti semitizm ve misyonerlik düşmanlığı sadece madalyonun bir yüzü. Madalyonun öbür yüzünde milliyetçi ırkçılığın, milliyetçi nefretin iğrenç yüzü var. Madalyonun bu yüzünü islalami anti semitizmin, islami ırkçılığın ve milliyetçi ırkçılığın ve nefretin elele verdiği bir alan var. Burada misyonerlik ve milli azınlıklara karşı beslenen nefretle karşılaşıyoruz. Burada bijolojik ve etnik kültürel ırkçılığın, ayrımcılığın çok kolay yeşerebildiğini görüyoruz. Burada “kanımızdaki asil kan” islamın “mutlaklığı” ile birleşiyor. Burada “Türk ırkçı olamaz ırkçılık batı buluşudur”, “Türk’ün Türk’den başka dostu yoktur” basitliğinin gücü inançla birleşip zehirli bir mantık oluşturabiliyor. Bunedenle anti semitizme, ırkçılığa, etnik kültürel ayrımcılığa karşı savaş koşulsuz şartsız olmalıdır…

    Erica Ankara 16/11/2011 9:20
    Çokkültürlülük
    Osmanlı Imparatorluğu’ndan bahsedilirken o dönem tüm kültürlerin beraberce, mutlu bir şekilde yaşadığından bahsedilir ve o günlere özlem duyulur. Oysa ne o dönem ne de yaşadığımız bu dönemde çoğunluk kendilerine benzemeyen toplulukları sürekli aşağılamıştır. O insanlar yani “genele benzemeyenler” eğer çoğunluğun kuralları ile yaşarsa, kendilerinin çoğunlukla eşit olmadığını kabul ederse ne ala! Yoksa problem var. Ezgi Başaran çok doğru noktalara temas etmiş. Ne yazıkki farklı olmak bir aşağılama, suçlama aracı olarak kullanılıyor. Ülkenin Cumhurbaşkanının ya da Başbakanının farklı bir tutumu yok elbette.Ama onların davranışlarının daha önceki iktidardakilerin davranışlarından da farkı yok. Ezgi Başaran’nın dediği gibi bu bir habis. Genetik, bitmek tükenmeyen bir hastalık. Ama bizi yokediyor.

    firat1729 16/11/2011 6:48
    Doğruları seçerek söyleme sanatı
    Bir dolu doğru şey var bu yazıda. Şecerecilik de değil düpedüz ırkçılıktır bizimkisi. Türklükten gayrı herhangi bir millete aidiyet daima hakaret olarak kullanıma hazırdır: ne arabın yüzü ne şamın şekeri, çingenelik yapma, coni, moskof, ermeni veya rum dölü,… Ama bundan başka dertlerimiz de vardır, mesela ilkesizlik. Mesela bir dolu doğrunun içinden cımbızla seçip işimize geleni söyler, gelmeyeni dışarıda bırakırız. Yukarıdaki yazıyı ele alalım. Fark etmişsinizdir sayılan onca ırkçılık örneğinin hepsi de hükümet yanlısı gazetelerden ve devletin başındakilerden seçilmiş. Herhalde beyaz türkler kafa sallayıp cık cık cık bu kadar de geri kafalılık olmaz ki desinler, bir kez daha memleketi bu gibi taş devri adamlarına bırakmamaya and içsinler diye. Verdiği örneklerin hepsinde haklı yazar, listeye daha Türkan Saylan’a yapılanları filan da ekleyebilirdi, ama azıcık da aynayı kendi zümresine tutmaktan da imtinayla kaçınmış. Art niyet o kadar belli ki başbakanı veya cumhurbaşkanını ermeni oldukları iddialarıyla kötülemeye çalışanların adı bile anılmazken onların kendilerini yok biz ermeni değiliz diye savunması ağır suç kapsamına girmiş. Tabi ki “olsam ne olur” deselerdi uygar bir insana yakışanı yapmış olurlardı ama hocanın da dediği gibi, hırsızın hiç mi suçu yok birader? Tek örnek de bu değil ki, daha söylenebilecek neler var halbuki. Mesela bugün basın kahramanı mertebesine yükselenlerin bazılarının dün isimden sabetayistlik teşhisi koyma üzerine tez hazırladıklarını hatırlatabilirdiniz. Kaç beyaz türk (ve onların basın mensubu temsilcileri) hepimiz ermeniyiz empatisine “yok artık deve” tepkisi vermişti, unuttunuz mu? Amiral geminizin amirali artık memlekette türklüğün aşağılandığından yakınmaya bile kalkmıştı o zamanlar. Laikliğin yıkılmaz abidesi merhum başbakanın eşi yabancıların Alanya’da ev almasından veya hristiyan misyonerlerin devleti yıkma çabasından bahsederken de görmek isterdik sizin şovenizim karşıtlığınızı. Neyse, bu listeyi de sonsuza kadar uzatmak mümkün, yeter ki siz bazı yanlışları diğerlerinin arkasına saklamaya çalışmayın.

    Posted by kehaber | 16 Kasım 2011, 11:35 pm

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

  • Mahmudi aşireti mensupları 100 yıl sonra bir arada 24 Eylül 2018
  • Ürdün ve ABD'den 'Filistin' görüşmesi 24 Eylül 2018
  • Doğu Demirkol Frankfurt'ta En İyi Erkek Oyuncu adayı 24 Eylül 2018
  • Çeşme'nin Sakız koyunları ve koçları 'en iyi' seçilmesi için yarıştırıldı 24 Eylül 2018
  • 7 camiden yardım parası çaldı, 8'inci camide yakalandı 24 Eylül 2018
  • Çevreci mahalleliden destekçilerine kavurma ve gözleme ikramı 24 Eylül 2018
  • Çan-2 Termik Santrali yeniden üretime geçiyor 24 Eylül 2018

Stats

Reklamlar