>
you're reading...
Ortadoğu Haber Ajansı, Şalom

‘Nefret Suçları Yasası İstiyorum!’: Nefret Söylemi karşısında savcıların resen işlem yapmalarını amir bir hükmün anayasaya girmesi kaçınılmazdır

“Önyargıdan kaynaklanan ve çoğunlukla medyanın bilinçli ya da bilinçsizce söylemleriyle beslenen, farklı olana karşı nefreti savunan ‘nefret söylemi’ artık Türkiye’nin gündeminin önemli bir maddesi diyerek konuyu manşetine taşıyan Şalom gazetesi önemli bir yasal boşluk sorununu son baskısında gündeme getiriyor:
“Zaman zaman tehlikeli nefret suçlarına neden olan bu söylemler maalesef ülkemizde yasa kapsamında cezalandırılmıyor.
Konu, son dönemlerde, özellikle sivil toplum kuruluşları ve akademisyenler tarafından gündeme getirilerek, bu yönde bir yasanın çıkması için kamuoyu oluşturulmaya çalışılıyor. Bu amaçla kurulan ‘Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu’, evrensel insan hakları ölçütlerine ve uluslararası örneklere uygun yasal düzenlemenin en kısa sürede gerçekleştirilmesi için bir kampanya başlattı.
Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç. Dr. Cengiz Aktar, son yıllarda artış gösteren bu eğilimin nedenlerini ve bunun önlenmesinde nihai sorumluluğun kime düştüğü konusundaki görüşlerini Şalom’la paylaştı:
“Oldum olası, Türk toplumsal ruh halinin yapıtaşları olan ‘dış mihrak’ takıntısı ve ‘bölünme’ paranoyası Türk olmayan veya olmadıkları farzedilen gayrimüslimleri birer nefret öznesi haline getirir. Son dönemdeki artışı ise ekonomik ve diplomatik başarıların ve görünürlüğün yarattığı aşırı özgüven ve kibre bağlıyorum. Normalleşeceğine, ezik bir ruh halinden gelen ama artık tekrardan güçlü olan veya olduğunu varsayan Türkiye’nin ‘benim önümde kimseler duramaz’ tavırlarının içe ve dışa yansıması… Ya da millet-i hakime kompleksi. Diğer taraftan engelliler, farklı cinsel tercihte bulunan yurttaşlar, kadınlar, Çingeneler gibi oldum olası aşağılanan farklılıkların açık nefret özneleri haline gelmelerinin ardında toplumsal mobilite, kentleşme ve bunların getirdiği toplumsal uyum zorlukları olduğu anlaşılıyor.[…] Başta, Sosyal Değişim Derneği, Hrant Dink Vakfı gibi sivil toplum kuruluşları konuya sahip çıkarak sık sık gündeme getiriyorlar. Toplantılar ve konferanslar düzenleyerek kamuoyunda farkındalık yaratmayı hedefliyorlar. İlk kez bir ana muhalefet partisinin (CHP) seçim bildirgesinde, “Azınlık din mensubu vatandaşlara yönelik din ve inanç temelli ayrımcılık, nefret söylemi ve nefret suçlarıyla mücadele edileceğini”nin belirtilmiş olması sevindirici bir gelişme.
Prof. Yasemin İnceoğlu, ‘neler yapılması’ gerektiği konusunda da fikirlerini daha önceden Şalom için kaleme aldığı yazısında belirtmişti. “Mecliste Nefret Suçları Komisyonu kurulması şart” diyen İnceoğlu, diğer önerilerini şöyle sıralıyor:
– Nefret söylemi izlenmeli ve raporlanmalıdır. Demokrasilerde en etkili yöntem deşifre etmektir.
– TCK’da nefret suçunun tanımlanması gerekmektedir ancak şüphesiz cezai yaptırımların yanı sıra, toplumsal mekanizmalara özellikle de sivil toplum girişimlerine de büyük rol düşmektedir. Ancak STK’lar ülkemizde ne yazık ki tabandan kopuk ‘elitist’ bir yapı içerdiklerinden, etkileri kısıtlı olmaktadır.
– Medyayı bu konuda bağlayıcı yasalar çıkarılmalı, medya çalışanları eğitilmelidir.
– Gazetelerde, özellikle de gazetelerin internet sayfalarında yayınlanan yazılarda nefret söylemi oldukça yoğundur. Bu konuda nefret söylemi içeren yazılar yorumlarla protesto edilebilir.
Tüm bunlarda önce, nefret suçuyla mücadelenin bir eğitim meselesi olduğunu kabul etmek gerekir. ‘Bir arada yaşama’ kültürü, küçük yaşta evde ve ailede başlamalı, daha sonra kitaplarda ve eğitim sisteminde devam etmeli. Çünkü eğitim, nefret suçlarının doğmasında en etkili neden olan önyargı ve ayrımcılığın önünde geçilmesinin garantisi olacaktır.
Akademisyen ve avukat Öykü Didem Aydın – ‘Nefret Suçları ile Mücadele: Ceza Hukukunun Olanakları ve Sınırları’ adlı makalesinde, nefret suçları ile mücadelede yardımcı olabilecek maddeleri şöyle sıralıyor:
• Şiddet içeren nefret suçları ile mücadelede daha etkili bir ceza adaleti siyaseti uygulayan Amerikan örneği değerlendirilmeli.
• Polis istatistikleri bu suçları tüm boyutları ile ortaya koyacak şekilde genişletilmelidir. ABD’de 20 yıla yakın bir süredir uygulanan Nefret Suçlarının İstatistiki Olarak Ortaya Konması Yasası (Hate Crime Statistics Act), bu konuda örnek alınabilecek bir uygulamadır.
Ancak Aydın, çalışmasında akılda bulundurulması gereken en önemli noktanın, etnik, dinsel, cinsel vb. azınlıklar konusundaki egemen toplumsal eğilimin, çok kültürlülük bağlamında yapılan tartışmaların ve egemen siyasal söylemin, nefret suçlarının ister istemez arttırabileceği ya da azaltabileceği gerçeği olduğunu belirtiyor. Aydın’ın bu konudaki görüşü şu şekilde: “ayrımcılığa, ırkçılığa, nefret suçlarına ve azınlık düşmanlığına karşı ceza hukukunun dışına taşan siyasetin önemi çok büyüktür. Bunlar arasında en önemli olanı azınlıkların, ülkenin siyasi iradesinin belirlenmesine katılımlarının sağlanması, hukuksal eşitliğin sağlanması ve fiili eşitliğin gerçekleştirilme yolunda destek politikalarının üretilmesidir.”
Şalom yazarı Denis OJALVO 01.02.2012: Nefret suçu bir sonuçtur. Bu suça yol açan birincil sebep ise ‘nefret söylemi’dir.
 Nefret söylemi kontrol altına alınmadan nefret suçunun ayağının yerden kesilmesi mümkün değildir
Can Dündar, Milliyet gazetesindeki 11 Ağustos 2011 tarihli Bu da kara propaganda2 başlıklı köşe yazısında kara propagandanın Nazilerin en çok kullandığı psikolojik savaş taktiklerinden biri olduğunun ve çarpıtılmış bilgiler vererek ‘düşman’a karşı nefret yaratmak için kullanıldığının altını çizdi. Nazilerin icraatından bu düşmanın özellikle iç düşman, yani Yahudiler, Çingeneler, Eşcinseller, Komünistler ve Engelliler olduğunu biliyoruz. Nefret suçu bir sonuçtur. Bu suça yol açan birincil sebep ise ‘nefret söylemi’dir.
Nefret söylemi kontrol altına alınmadan nefret suçunun ayağının yerden kesilmesi mümkün değildir. Bu bağlamda, sivrisinekleri teker teker öldürmeye odaklanıp bataklığı ihmal etmek yapılabilecek en büyük hatadır. İlave bir teşbih yapacak olursak, hırsızı evin içinde değil bahçe kapısında durdurmak ve orada caydırmak gerekiyor. Aslında aynı madeni paranın iki yüzü olan ‘nefret suçu’ ve ‘nefret söylemi’ konularının birbirinden ayrılamaz bir bütün halinde mütalaa edilmesi ve bu olguyla bu gerçeği hazmetmiş olarak mücadele edilmesi gerekiyor. Nasıl ki adam öldürmek, iftira atmak, yalancı şahitlik yapmak ‘özgürlük’ kapsamında değilse, aynı şekilde, nefret söyleminin de ‘özgürlük’ kapsamında bırakılmaması gerekir. Temennim, nefret söylemi vukuunda savcıların resen işlem yapmalarını amir bir hükmün anayasaya girmesidir. Pekiyi, nefret suçu ve nefret söylemi müeyyideye tabi olana kadar hiçbir şey yapılamaz mı? Yapılabilir tabii! 2011 yılı Şubat ayı sonunda Sosyal Değişim Derneği’nin düzenlediği bir toplantıda, Toplumsal Uyum için Avrupa Müslüman Girişimi Derneği Başkanı Bashy Quraishy, nefret söylemiyle mücadelede etkin olarak kullandıkları ‘Name & Shame’ yönteminin uygulamasını önerdi: “Teşhir Et ve Utandır!”
» Sen de başkasın, nefretme! « İmzanızla destek verin / Support our campaign..

Reklamlar

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

  • PKK'lı kar küreme operatörüne teslim oldu 15 Aralık 2017
  • Polisin şüphelendiği otomobilden 173 kilo kokain çıktı 15 Aralık 2017
  • Ünlü söz yazarı Ali Tekintüre hayatını kaybetti 15 Aralık 2017
  • Aç kalan PKK'lı böyle teslim oldu 15 Aralık 2017
  • Mersin'de 'sahte sağlık raporu' şüphelisi 29 kişi adliyede 15 Aralık 2017
  • 'Kitabım ve Okulum, Benim Başarı Yolum' 15 Aralık 2017
  • Mutluluk Çocuk İşi fotoğraf sergisi açıldı 15 Aralık 2017

Stats