>
you're reading...
Radikal

Selim İleri: “6-7 Eylül sonrasında azınlık yurttaşlarımızın gidişiyle İstanbul birçok rengini kaybetti”

Selim İleri, İstanbul üzerine yazdığı yazıları ‘Yaşadığım İstanbul’ adlı kitapta topladı. Bu çok katmanlı kitabı çerçevesinde Radikal gazetesinden Burcu Aktaş, Selim İleri ile buluştu ve İstanbul’u, değişimini ve edebiyatı konuştu. Alıntılar:
“[…] Kitapta dikkatimi çeken bir şey var. Bunu farklı yerler de tekrar edip altını çiziyorsunuz. 6-7 Eylül olaylarını yaşayıp İstanbul’u terk etmek zorunda kalan azınlık yurttaşlarımızın gidişiyle kentin birçok rengini kaybettiğini vurguluyorsunuz…
6-7 Eylül olayları tüyler ürpertici bir şeydi. Biz yaştakilerin hepsinin bir romanında, öyküsünde, bir yazısında, bazen bir incelemesinde tekrar tekrar dönüldüğüne göre herhalde İstanbul için en korkunç olaylardan biri. Benim de ‘Gramafon Hâlâ Çalıyor’ kitabımda vardır. 6-7 Eylül olaylarının sonucunda azınlık yurttaşlarımızın ayrılıp gitmeleri kadar İstanbul kültürüne katkılarının da tamamıyla sona ermesine yol açan bir şey var. Onların getirdiği bir zenginlik vardı. Genelde bizde kozmopolit kelimesi yanlış, olumsuz anlamda kullanılır. Kozmopolit, öz itibariyle bir zenginlik bir çeşitliktir. Kültürel yaşama da çok şey katar. O kozmopolitizm onların ayrılışıyla ciddi bir şekilde darbelendi. İkinci bir şey; 6-7 Eylül kadar ürküntü verici, o dönemde iç göç başlamıştı. İç göç tabii ki ekonomik sebeplerden olan bir şeydi ve İstanbullular buna sevgiyle yaklaşacakları yerde son derece çirkin yaklaştılar. Anadolu’dan gelen insanları hor gördüler ve kendi içlerine almama gayreti gösterdiler. O dışlanan insanlar İstanbul tarafından özümsenmedikleri için kendi yaşamlarını getirmek ve kurmak zorunda kaldılar. Ne Anadolu olabildi ne İstanbul olabildi. Karmakarışık bir şey oldu.
Her şeyi ile karmakarışık bir şey oldu… Doğduğunuz Bahariye’deki apartmandan, o zamanların bahçelik İstanbul’undan da bahsediyorsunuz. Bahçelik İstanbul’dan beton İstanbul’a geçerken mi kaybettik insani değerlerimizi?
Apartman hayatı belki bir zorunluluktu. Hele bu kadar büyüyen bir kentte. Apartman hayatından mı bitti insan ilişkileri arasındaki değerler? Onu tam bilemiyorum. Ben çok garip bir şekilde, insan ilişkilerini kötüleştiren, hırçınlaştıran şeylerin temelinde hep ekonomik sebepler görüyorum. Ekonomisi daha müreffeh bir toplum olsaydık ne İstanbul’da ne Türkiye’de bunca korkunç yıkımlar olurdu.[…]
Sizin kadar İstanbul’a âşık birinin gitmeyi düşünmesine hem şaşırdım hem üzüldüm… Nereye gidersiniz peki?
Bodrum’u seviyorum. İçini değil de, etrafını. Daha insani geliyor. Bizim doğup büyüdüğümüz dünyada, 50’lerin, 60’ların dünyasında insanlar ne yaparlardı… Kadıköyü’ndeyseniz çarşı pazara inerlerdi. Sakin bir hayat vardı. Bakıyorsunuz Gündoğan’da hâlâ çarşı pazar var. Belki barınamam ama şu anda o dünya bana hiç uzak gelmiyor. Benim İstanbul’da gittiğim mekânlar belli, yaptığım iş belli. Orada da götürebilirim diye düşünüyorum. Ama tabii ki özleyeceğim çok şey olacaktır.[…]
Kitabın en etkileyici yazısı bence dünyaca ünlü ayakkabı ustası Nazaryan’ın hikâyesi…
Fark etmenize sevindim. O çaptaki bir ayakkabıcı Paris’te olsa çoktan dükkânı müze haline getirilmişti. Yıllar önce bir şey seyrettim: Ülkü Erakalın kendi imkânlarıyla Cahide Sonku’yla belgesel gibi bir şey çekmiş. Orada, Cahide Sonku şöyle bir şey diyor: “Paris’e gitmiştim. Sarah Bernhardt diye bir kadın vardır, evini müze yapmışlar. Bütün elbiseleri orada duruyor. Böyle bir şey olmasını çok isterdim. Ama benim evim olmadı.” İki cepheli çok acı. Cahide Hanım evsiz kalmayı kendi tercih etmiş ama varlığıyla ölse ne olacaktı? Evi ne müze olacaktı, ne başka bir şey… Bu bir bilinç meselesi. Nazaryan’ın dükkânının kirasını bir şehrin var edememesi akıl almayacak bir şey. Bugün Nazaryan’ın ayakkabılarını giymiş anneleri olan sayısız zengin hanım yaşıyor Türkiye’de. Kendi annelerinin ayakkabıları için orasının yaşatılması gerekiyor. Bizde burjuvazi var, hani nerede? Kent soyluluk duygusu budur oysa…[…]” Röportajın tamamını Radikal’de okumak için tıklayın
YAŞADIĞIM İSTANBUL Selim İleri Everest Yayınları 2012, 320 sayfa, 15 TL.


Reklamlar

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

  • Hırsızlar kasayı balkondan atıp kaçtı 23 Eylül 2017
  • Köpeğe çarpmamak için yoldan çıktılar, bir kişi öldü 23 Eylül 2017
  • Bakanlıklara atamalar Resmi Gazete'de 23 Eylül 2017
  • 11 liralık yemek öğrenciye 25 lira 23 Eylül 2017
  • FETÖ'cü polis Hanefi Avcı'ya kefil olmuş 23 Eylül 2017
  • İşte Ahmet Hakan'ın Miss Turkey birincisi 23 Eylül 2017
  • Erdoğan: Kararlarımızı açıkladıktan sonra ne olacağını görmüş oluruz 22 Eylül 2017

Stats