>
you're reading...
Ajans, Radikal

TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyeleri Türk Musevi Cemaati temsilcilerinden Devlet adına tek tek özür diledi

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeleri Radikal gazetesinin bildirdiğine göre dün tek tek Türk Musevi Cemaatinin temsilcilerinden özür diledi:
Bu özrün nedeni ise, Meclis İnsan Hakları Komisyonu bünyesindeki terör ve şiddet olayları kapsamında yaşam hakkı ihlallerinin incelenmesine yönelik alt komisyonun davet ettiği Türkiye Musevi Cemaati Başkanı Sami Herman ve Başkanvekili İshak İbrahimzadeh’in sözleriydi. Cemaat temsilcileri, “Mekânlarımıza suçluluk kompleksi içinde giriyoruz” dedi. Bu sözler üzerine tüm komisyon üyeleri tek tek özür diledi.
Komisyon 2003’te İstanbul’daki Neve Şalom, Beth İsrael ve İngiltere Başkonsolosluğu’na yönelik bombalı saldırının mağdurlarını dinledi. Sami Herman ve İshak İbrahimzadeh’in yanı sıra başkonsolosluk saldırısında şehit olan polis memuru Hüseyin Apaydın’ın eşi Güler Apaydın ile Neve Şalom sinagoguna yönelik saldırıda hayatını kaybeden Serkan Balcı’nın eşi Selma Balcı da komisyonda konuştu.
Saldırıları ‘insanlığa karşı işlenmiş suç’ olarak nitelendiren Herman, Neve Şalom Sinagogu’nun ilk kez 6 Eylül 1986’da Şabat duası sırasında bir terör eylemine hedef olduğunu hatırlattı. Sinagogda o güne kadar hiçbir güvenlik önlemi olmadığını, ‘cami gibi, kilise gibi’ girildiğini söyleyen Herman, olayın ardından güvenlik önlemlerinin alındığını söyledi. 1992’de de bir saldırının önlendiğini belirten Herman, Jak Kamhi’ye, diş hekimi Yasef Yahya ve Mason locasına yönelik saldırıları da anımsattı. Herman, 15 Kasım 2003’te gerçekleştirilen saldırı ile ilgili de şöyle konuştu: “Terör, din, dil, ırk ayırt etmiyor. Sokaktaki insanların da hedef olduklarını gördük. Yıldırma dalgası aylar, yıllar geçse de devam ediyor. Bu travma o gün orada olan insanlarda çok güçlü. Yara almayanlarda bile o travma var.”

TBMM Meclis Haber sitesinin bildirdiğine göre Türk Musevi Cemaati Başkan Vekili İshak İbrahimzadeh ise şunları söyledi: “Terör olaylarının yaşanmasını önleyemiyorsak, yakınlarını kaybedenlerin hayat şeklini devam ettirmeleri ve yaşama olan bağlılıklarını sağlayabilmelerine yardım etmek durumundayız. Bunu yapmazsak, ders almamış ve kaybettiklerimizi boş yere kaybetmiş oluruz. Özellikle böyle bir olaydan sonra oradaki insanlara yardım edecek ekiplerin deneyimli olmaları gerekiyor. Aksi takdirde, daha büyük sorunlarla karşılaşılabiliyor. Biz cemaatimize gerekli eğitimleri verdik ve vermeye de devam ediyoruz. İlk terör olayının yaşandığı günden bugüne kadar, 26 senedir sinagoga girerken insanlarımız suçluluk psikolojisiyle girmektedir. Zira sinagogda alınan güvenlik tedbirleri havaalanlarında dahi yoktur. Her ne kadar izlerini silmeye çalışsak da çocukların bilinç altına bu korkuyu, sıkıntıyı enjekte ediyoruz.”
Terörün başlı başına bir hastalık olduğunu ve mücadele yöntemlerini bu mantıktan hareketle belirlemek gerektiğini belirten İbrahimzadeh sözlerine şöyle devam etti: “Yakınlarını kaybedenler ya da terör nedeniyle engelli olarak hayatına devam edenler geleceğe korkuyla bakmaktadırlar. Kanunlar, bu insanların mağduriyetlerini de önleyecek düzenlemeler içermelidir. Düzenlemeler terör mağdurlarının çocuklarına yeni bir hayat kazandırmak için yapılmalıdır. Kanunlardaki yetersizlikler nedeniyle 2003’de yaşanan terör saldırısı sonrasında cemaatimiz yüzde 10 suçlu bulunmuştur. Mağdur olan suçlu konumuna getirilmiştir. Bilirkişiler alınan güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu ifade etmişlerdir. Oysa bir ibadethanedir söz konusu olan yer. Bir ibadethaneyi bu şekilde korumamızı beklemek mantığa aykırıdır.”
“Biz bugüne kadar hayır yapmak için harcayacağımız parayı, kendimizi korumak için harcamak zorunda kaldık” diyen İbrahimzadeh, “Terör bir sonuçtur. Köküne inemezsek başladığı noktaya gidemezsek, bir gün gelip hepimizi bulacaktır. Terör, karşımızdakini ötekileştirmekten, sevgi yerine nefret aşılayarak başlamaktadır. Nefret söylemini ortadan kaldırabilirsek toplum olarak, devlet olarak el ele bunu başarabilirsek, çocuklarımız ve torunlarımız için daha güzel bir gelecek kurabiliriz” diye konuştu.
İngiltere Başkonsolosluğu’na yapılan bombalı saldırıda şehit olan Polis Memuru Hüseyin Apaydın’ın eşi Güler Apaydın ise şunları söyledi:” Olayda eşim paramparça oldu. Çocuklarımın bayramlarda boynu bükük kaldı. Bu acıları bize yaşatmaya kimsenin hakkı yok. Biz kabullenebiliyoruz ancak çocuklar için bu çok zor. Akşamları çocuklarla baş başa kalmak acı veriyor, hayatımız alt üst oldu. Kızım psikolojik tedavi görüyor. Devlet büyüklerimiz, Emniyet Müdürlüğü , Musevi Cemaati tarafından maddi yardımlar yapıldı ancak bizim manevi desteğe ihtiyacımız var.”
Neve Şalom sinagoguna yapılan saldırıda eşini kaybeden Selma Balcı ise, terörün en acı sonuçlarından birinin, geride kalanları da yaralı bırakmak olduğunu söyledi. Balcı: “Terör baskı, yıldırma, korkutma acımasız bir katliamdır. Bunu yapan robotlaşmış, yıkanmış beyinlere bu dünyada verilecek hiçbir ceza yoktur” dedi.
Türk Musevi Cemaati Başkan Vekili İbrahimzadeh, , bu ülkenin bir parçası olmaktan asla vazgeçmemenin birincil hedefleri olduğunu, bu toprakların herkesin toprağı olduğunu vurguladı. İbrahimzadeh, “Hepimiz resmin bir parçasıyız ve o resimdeki her rengin ayrı ayrı değeri vardır” dedi.
“O gün terör sonrası bize taziyeye gelen Başbakan’ın gözlerindeki acıyı kendi acımızdan büyük gördük” diyen Başkan Sami Herman, terör saldırısı sonrasında Başbakan ve Cumhurbaşkanından büyük destek gördüklerini belirtti. Herman, “İlk kez bir Başbakan hahambaşını ziyaret etti. Toplumsal dayanışmayı hissettik. Saldırıyı Türkiye’ye yapılmış bir saldırı olarak gördüler. Empati duyduklarını hissettik. En önemlisi de hayatını kaybedenlerin Türk bayrağına sarılı olmalarını istedik ve bu talebimiz yerine getirildi” dedi.
Toplantıda söz alan AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, “Bugüne kadar farklılıkları inkar politikası izlenmiştir. Sizler de sürekli Türk vatandaşlığı vurgusu yapıyorsunuz ve bundan rahatsızlık duydum. Yaşadığınız derin travmalardan halen kendinizi kurtaramadığınızı görüyorum. Bilirkişilerin sorularını utanç verici buldum. Keşke o kişilerden hesap sorulabilse. Eşlerini kaybeden kadınlarımız için de bugüne kadar sizleri manen yalnız bıraktıysak bu bizim ayıbımızdır. Kapımız sizlere daima açıktır. İyi ki gelip yüreğimizi arındırdınız” diye konuştu. (29 Mart 14:30)

Reklamlar

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

Stats