>
you're reading...
Ajans

ABD’de yaşayan mimar Beyhan Çağrı Trock’un, Müslüman baba Zeki ve Yahudi annesi Beti’nin imkansız aşk serüveni

Anadolu Ajansı Washington muhabiri Barışkan Ünal ABD’de yaşayan mimar Beyhan Çağrı Trock’un, “Türk baba-Yahudi annesinin imkansız aşk serüvenini“, kendisinin Türkiye ile tanışma hikayesini ve Osmanlı mutfağının korunmuş lezzetlerini anlattığı, içeriği aşk, özlem, bağlılık ve memleket kokan “Osmanlı Türkü ve Güzel Yahudi Kız“, kitabını konu aldı. Haberden alıntılar:
Trock’un İngilizce yayımlanan kitabı ilk bakışta yeni bir yemek kitabı gibi görünse de aslında, tariflerin çok ötesinde bir çalışma. Kitap, bir Türk gençle Yahudi kızın imkansız aşk hikayesi, ABD’de gurbette olan bir ailenin köklerinden kopmama mücadelesi, bir genç kızın bebekken ayrıldığı memleketiyle yeniden tanışması ve Türk-Amerikan gençliğine köklerini, kültürünü ve damak tadını hatırlatan bir rehber… Kitap, ABD’de yaşamasına rağmen “eski tarz” Osmanlı mutfağını koruyan bir neslin, bu mirasın tarihe karışması önleyip, çocuklara ve torunlara bırakma gayreti…
Bu gayretin sahibi ise 3,5 yaşındayken ailesiyle ABD’ye adım atarak Washington’daki ilk Türk ailelerden olan mimar Beyhan Çağrı Trock.
Hikayesini paylaşmak istediği AA ekibini, Maryland’deki evinde, ABD’de pek alışılmadık şekilde Türk usulü, çaydanlıkta demlenmiş çay ve mutfaktan Türkiye’yi hatırlatırcasına gelen börek kokularıyla karşılayan Trock, çalışmasının öyküsünü şöyle anlattı:

Beti Revah and Zeki Cagri in Ankara. (Courtesy Beyhan Cagri Trock)

ABD’ye geldiğimizde ailem Amerikan yemeklerine çok alışamamıştı. Babam Müslüman Türk olarak Osmanlı tariflerini yapardı, Yahudi olan annem ve teyzem ise kökleri İspanya’ya uzanan yemekler pişirirdi. Biz de bir yandan Amerikan toplumuna adapte olurken, bir yandan da Türkiye’den getirdiğimiz kültürümüzü korurduk. Ama yıllar geçip, eski nesil vefat ettikçe hem Osmanlı hem de Osmanlı Yahudilerinin kültür mirası ve yemeklerinin yok olmasından endişe etmeye başladım. Mesela benim çocuklarım Türkiye’yi seviyorlar, ziyaret ediyorlar, ama Türkçeyi, yemeklerimizi bilmiyorlar. Hele Türk usulü göz kararına dayanan yemek tariflerini hiç anlamıyorlar. Bizler de bu dünyadan göçünce, bu koruduğumuz eski tarz Osmanlı lezzetleri yok olacaktı.”
Tüm bu düşünceyi, ABD’deki ekonomik krizle işlerin azalması da etkileyince, kendisini, ailesinden öğrendiği tüm tarifleri çocuklarına bırakabilmek için yazıya dökmeye adayan Trock, “Tarifleri nasıl gruplayacağımı düşündüğümde, fark ettim ki çocuklarımın bu lezzetleri koruması için bunun geleneğini de benimsemesi lazım. Ondan sonra önce ailemin hikayesini, ardından hem Türk hem de Yahudi köklerimin tarihini yazdım. Olağanüstü bir deneyim oldu benim için” dedi.
Daha kitabın yayımlandığı ilk hafta tariflerini uygulayanların e-postalarını almaya başladığını belirten Trock, “ABD’de birilerinin benim babamın yaptığı yemekleri yapıyor olmasını duymak, benim için çok onur verici. Ailemin hatırasının, bu yemeklerin ve kültürlerinin onlarla birlikte ölmemesi kitabımın genel fikriydi ve insanların onların yaptığı bu yemekleri yeyip, bu kültürü biraz daha iyi anladığını görmek beni çok mutlu ediyor. Bu nedenle bu kitap benim için çok özel” derken gözyaşlarını tutamadı.
Kitap, 1950’lerin Türkiyesi’ne de bir ailenin penceresinden ışık tutuyor. Trock’un babası Zeki Çağrı ile annesi Bertha Revah’ın İstanbul’da “ilk görüşte” başlayan aşkı, aralarındaki 17 yaş ve inanç farklılıkları nedeniyle aileleri ve toplumda kabul görmez. Onlar da kalplerinde derin yara oluştursa da tüm sevdiklerini geri bırakıp Ankara’ya kaçar. Burada üç çocuk sahibi olan Çağrı çiftinin aşk macerası, ABD büyükelçiliğinde çalışan Zeki Bey’in yeşil kart alıp ABD’ye gelmesiyle bu kez göçmenlik serüvenine dönüşür.
Washington’da yerleşik ilk Türk ailelerden Çağrı ailesi, yine de köklerinden kopmaz, hatta bu durum çocuklarına bile yansır. Trock, bununla ilgili eğlenceli hikayesini özetle şöyle anlatıyor:
Babam, 15 yaşındayken ilk kez beni erkek arkadaşımla el ele gördüğünde, ‘Bizde olmaz’ deyip karşı çıktı ve üç gün sonra kendimi Türkiye’ye giden uçakta buldum. Babam öz kültürümü öğrenmem için beni Türkiye’ye götürüyordu o gün. Onun neden erkek arkadaşım olmasına karşı çıktığını, niye masada büyüğe sırtımızı dönünce kızdığını anlayamıyordum, ta ki bu seyahate kadar. İlk gittiğimde, Amerikalı bir genç olarak Türkiye’den nefret ettim. Ama tüm yazın sonunda akrabalık ilişkilerimizi tattıkça, Türklerin nasıl dost, sıcakkanlı, misafirperver olduklarını gördükçe Türkiye’yi çok sevdim ve bağlandım.
Kitabın yemek bölümünde ise gurbette yaşamanın “soyutlanmışlığıyla” en az 25 jenerasyonun takip ettiği, içinde paylaşma, vatan özlemi ve anne kokusunun yattığı elden ele yazılmış notlardan oluşan tarifler, aslında Amerikalılara ve ABD’deki Türklere modern Türk mutfağını değil, Osmanlı geleneğinin “eski tarz” yemeklerini tanıtıyor.[…]
Turkish Memories, Jewish Food The new culinary memoir The Ottoman Turk and the Jewish Girl preserves an immigrant family’s history—and its treasured Passover recipes By Joan Nathan

Reklamlar

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Flickr Photos

Selsey Life Boat Station

Petit azuré

Fallen

Diğer Fotoğraflar

RSS Hertür Kültür

  • Edirne'de yunus ekibi kaza yaptı: 2 yaralı 27 Haziran 2017
  • 'Kız meselesi' kavgasında kan aktı 27 Haziran 2017
  • Tekirdağ'da trafik kazası: 10 yaralı 27 Haziran 2017
  • Elektrik akımına kapılan kişi öldü 27 Haziran 2017
  • Son dakika... PKK hedeflerine hava harekatı  27 Haziran 2017
  • Dünya genelinde araştırıldı: Trump ABD'ye güveni azalttı 27 Haziran 2017
  • Karasu'da ölü yunus balığı karaya vurdu 27 Haziran 2017

Stats