>
you're reading...
Ajans, Yeni Asır

Jak Kaya: “İzmir sinagogları Yahudi mirası ama aynı zamanda Türk kültürel varlığı”

Kimi binlerce yıldır Anadolu’da yaşayan kimi İspanyol Engizisyonu’ndan kaçıp Osmanlı’ya sığınan, zamanla Anadolu kültürünün ayrılmaz parçası olan İzmirli Museviler’in torunları, yıllar sonra özlemini duydukları vakıflarına kavuştu diye başlıyor Yeni Asır‘da yayımlanan röportaj ve şöyle devam ediyor: Asırlardır kullandıkları havra ve mezarlıkları mülkiyet sorunundan dolayı onaramayan cemaat, vakıf statüsünü kazanarak bu hakkı elde etti. Geçtiğimiz günlerde İzmir Musevi Cemaati Vakfı’nın kurulması ile kollar sıvandı. Yapılacak restorasyon ve onarım faaliyeti sonunda 10’larca eser daha İzmir’e kazandırılacak. Sinan Doğan vakfın Başkan Jak Kaya ile vakıf mülkiyetindeki taşınmazları, cemaatin geleceğini ve İzmir’i konuştu:
– Vakıf hakkını kazanmak için uzun süre çaba gösterdiniz ve sonuçta bu hakkı elde ettiniz. Bu hakkı elde etmeniz nasıl oldu?
– 1936’daki Vakıflar Yasası ile Lozan Anlaşması’ndan sonra Türkiye’deki azınlık statüsünde olanların taşınmaz mallarının beyan edilmesi istendi. Bu beyanlar yapıldı. Bu taşınmazlar çeşitli cemaat vakıflarının temelini oluşturdu. İzmir cemaati maalesef bu beyannameyi vermemiş. Dolayısıyla tüzel kişilik kazanmamış. Bu taşınmazları tasarruf edememiş. Vakıflar Genel Müdürlüğü ile uzun süren temaslardan sonra Vakıflar Meclisi başvurumuzu olumlu karşıladı. Sonuçta İzmir Musevi Cemaati Vakfı tescil edildi.
– Vakıf adına tescil edeceğiniz taşınmazınız çok mu?
– İzmir cemaatinin fazla malı mülkü yok. İzmir cemaati fakir. Sadece sinagog ve havralar ile mezarlıklar yönünden zenginiz. Toplam 22 taşınmazımız var. Bunların bize kazandıracağı menfaat yok. Bunların hepsi kültürel miras. Basında ‘İzmirli Museviler sinagogları geri istiyor’ diye yazılıyor. Ama onlar zaten bizim, onları kullanıyoruz. Tüzel kişiliğimiz olmadığı için tapuları yok. Onarım açısından da ilerleyemiyoruz. Bunlar yüzlerce yıllık eserler. Yahudi mirası ama aynı zamanda Türk kültürel varlığı. Artık belli bir dinin sahiplenmesi sözkonusu değil. Hatta havraları 2004 yılında UNESCO’nun dünyada korunması gereken eserler listesine kaydettirdik.
-Havra ve sinagoglar daha çok Kemeraltı’nda değil mi? 
– Havra Sokağı bölgesinde biri yerini bilmediğimiz 10 havra var. Mithatpaşa’da Beth İsrael Sinagogu, Halil Rıfat Paşa ve Alsancak’ta sinagoglarımız, Gürçeşme ve Bornova’da iki mezarlığımız, 4 dükkanımız, Urla ve Tire’de arsa var. 2-3 havranın bakım onarımını yaptırdık. Ama büyük onarıma ihtiyaç gösterenler var. Tapuyu almak yetmeyecek. Para da lazım. İl Özel İdare Fonları’ndan, belediyelerden, Kültür Bakanlığı’ndan, yurtdışı fonlarından destek almak istiyoruz. Yaklaşık 2 milyon dolarlık kaynak gerekiyor. Bu havraların kültür hayatımıza ve turizmimize kazandırılması önemli.
– Restore edilen havralar, ibadet için mi kullanılacak? 
– İzmir’de Musevi cemaati 1500 kişiden ibaret. Yüzde 10’u dindarsa, 150 kişi havraya gider. 150 kişinin gideceği sinagogumuz zaten var. Onları da ayağa kaldırsak kim gidecek? Bu nedenle kimini müze yapacağız kimini örnek havra olarak restore edeceğiz. Prag’a gideceğiz. Orada havralar topluluğu var. Orayı örnek almak istiyoruz.
– Gürçeşme’deki mezarlık her zaman dikkatimi çeker. Orada farklı bir proje düşünüyor musunuz?
–Bu mezarlıkta yatan Hayim Palaçi adlı çok değerli bir din adamımız var. Onun mezarı anıt haline getirildi birkaç yıl önce. Çok tanınan bir bilgin. İsrail’de müritleri var. Her sene ocak ayında dua etmeye geliyorlar. Orada kutsal olarak inandıkları sudan içiyorlar. O mezarlıkta babaları, anneleri yatan insanlar var. Ziyarete gidiyorlar. Biz mezarların yerlerini belirlemek için bir proje yaptık. Ayrıca çevre temizliğini ve bakımını yapıyoruz.
– İzmir’deki Musevi cemaatinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
– Cemaat geçen yüzyılın başında 20-30 bin kişilikti. Havra bölgesinde 10-12 sinagog var. Düşünün cemaatin büyüklüğünü. Zamanla İsrail kurulunca göç edenler oldu, Amerika’ya gidenler oldu. Gençlerimiz eğitim için İstanbul’a ya da yurtdışına gidiyorlar. Şu an İzmir’de 1500 civarında Yahudi var. Geçen sene 28 ölüm, 3 doğum oldu. 2050 yılına kadar bu sayı 300-500’e inecek diye düşünüyoruz.
– Yurtdışındaki Museviler ile temasınız var mı?
– Dünyanın her yerinde İzmirliler var. İsrail’de Türkiyeliler Derneği diye bir dernek var. İstanbul’u, İzmir’i gönüllü olarak tanıtıyorlar. 2010’da bütün İzmirlileri İsrail’de bir araya topladılar. Bir piknik yaptılar. Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan ile gidecektik. Ama ‘Mavi Marmara’ olayı yaşandı. Ondan sonra ilişkiler bozulduğu için bu gezi gerçekleşmedi.
– Can Bonomo da İzmirli ve Eurovision’da Türkiye’yi temsil edecek. Duygularınız nasıl?
– Can bizim çok yakınımız, akrabamız. Benim damadımın yeğeni. Kendisini çok yakından biliyoruz. İstanbul’dan Çeşme’ye tatile gelir. Bohem bir sanatçı kimliği var. Gece yarısı saat 3- 4 gibi çıkar gelir bir yerlerden. Müzik yapıyordu ama tanınmıyordu. Tabi müziği benim beğeneceğim bir müzik tarzı değil. Ama demek ki dünyada geçerli bir müzik ki Eurovision’da bizi temsil edecek. Can’ın İzmirli olması ve bizi tanıtması önemli tabii ki. İnşallah başarılı olur.
– Birçok arkadaşınız, akrabanız başka ülkelere gitti ama siz İzmir’den ayrılmadınız. Neden?
– Ben ve ailem İzmir’den ayrılmadık. Bir oğlum, bir kızım, 4 torunum var. Hepimiz İzmir’de yaşıyoruz. Bir şehri sevecekseniz, İzmir eşsiz bir yer. Benim ve kuşağım Konak Meydanı’nı, Heykel Meydanı’nı, Sarıkışla’yı hatırlıyoruz. Vilayet binası yandığında bizim de içimiz yandı. Allah’tan o binanın benzeri yapıldı. Ben bu güzellikler bizimle birlikte bitecek diye üzülüyorum. İzmir’i sevince ayrılmıyorsunuz.

Ailesinin Tire kökenli olduğunu belirten Jak Kaya, kendisinin İzmir’de doğduğunu, ilkokulu Karataş’ta Musevi okulunda, ortaokulu Saint Joseph’te okuduğunu belirtiyor. Kaya, “Liseyi Atatürk lisesi’nde okudum. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde yüksek mühendis olarak mezun oldum. 2 yıl yedek subaylık yaptıktan sonra 1963’te İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde yol şubesi şefi oldum. Rahmetli Osman Kibar da 1963’te belediye başkanı oldu. Ertesi yıl Amerikalılar bir asfalt fabrikasını İzmir’e hibe etti. Biz de Arnavut kaldırımı olan İzmir’in sokaklarını asfaltla kaplamaya başladık. Asfalt yollar, asfalt kaplamalar yaptık. İşte ‘Asfalt Osman’ ünvanı oradan geliyor” diyor.

Reklamlar

Tartışma

Jak Kaya: “İzmir sinagogları Yahudi mirası ama aynı zamanda Türk kültürel varlığı”” için bir yanıt

  1. Izmire uc tane asfalt makinasini Amerikalilar degil Tasaron Firma olan SOLEL BONEH hediye etmistir. Bu Firma cigli hava meydanini yapmisti bir de ciglideki Israil evlerini insa etmisti .

    Posted by erroll GVelardin | 25 Nisan 2012, 8:48 pm

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

  • 15 yaşındaki halterci kız antrenmandan sonra kayboldu 16 Ağustos 2018
  • Barın önünde silahlı kavga çıktı 16 Ağustos 2018
  • Barzani seçimlerin ertelenmesini istemiyor 16 Ağustos 2018
  • Avrupa Ligi 3. ön eleme maçları tamamlandı 16 Ağustos 2018
  • LASK Linz 2-1 Beşiktaş / Maç Özeti 16 Ağustos 2018
  • Burnley 1-0 Başakşehir / Maç Özeti 16 Ağustos 2018
  • Beyaz Saray'da toplantı dua ile başladı 16 Ağustos 2018

Stats

Reklamlar