>
you're reading...
Ajans

Eski Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin: “Kapıkule’den öte sadece Musevileri kullanabiliriz”

Türkiye eski Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin

Eski Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin, Türkiye sınırları dışında özellikle ABD Kongresi’nde tek kullanılabilecek grubun Museviler olduğunu savundu. Euronews TV’nin sorularını yanıtlayan Çetin Türkiye ile İsrail arasında kriz yaratan Mavi Mavi Marmara gemisine yapılan saldırıyı ‘İsrail’in de yaptığı büyük bir hata’ olarak niteledi. Özür ve tazminatın bir çözüm olabileceğini söyleyen Çetin, şöyle devam etti: “ 9 kişinin öldüğünün ertesi günü ’Gelmeleri yanlıştı ama ben özür diliyorum’ denilse meselenin yarısı çözülmüş olurdu. Tabii artık eski durumuna gelmesi çok zor. Yani çok zor. Bir de biz İsrail’i sadece buradaki İsrail zannettik.” Röportajdan alıntılar:
“[…] Hikmet Çetin aynı zamanda, bölgede 20 yıldır çok tartışılan, Mavi Marmara krizi ile sona erene kadar iki ülkeye de önemli avantajlar getiren Türk-İsrail ittifakının da mimarlarından. Çetin’le Ankara’daki ofisinde bölgedeki son gelişmeleri Ortadoğu’nun ve Türkiye’nin nereye gittiğini konuştuk. Tecrübeli politikacı, daha kapsamlı bir çalışmanın parçası olan sohbetimizde güncel gelişmelere “sıfır sorun politikasına” itirazıyla geçti.
Hikmet Çetin: … Sıfır sorun politikası. Sadece benimle olmaz ki. Karşı tarafın da istemesi lazım. Yunanistan’ın ele alalım. Sıfır sorun diyorsunuz: Şimdi Ege’de onların dediğini kabul mu edeceksiniz? 12 mili, hava sahasını, kıta sahanlığını… Yani sıfır sorun yapacağım diye. Sana bağlı değil ki bu sadece. Sıfır sorun olur, Yunanistan’ın dedikleri kabul ederseniz hakikaten sıfır olur.
euronews: Son dönem türk dış politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz? İsrail’den başlayalım isterseniz. Türk-İsrail işbirliğine siz çok emek verdiniz. Bir anlamda bu ittifak sizin çocuğunuz gibi oldu. Bir Davos krizi, koltuk krizi yaşandı. Ardından Türkiye’nin Gazze konusundaki sert çıkışları ve Mavi Marmara krizi?
Hikmet Çetin: Bir kere iki ülke de kayıplar içinde. Ortadoğu’nun iki demokratik ülkesi, ikisi de Batı değerlerine bağlı ve tarih boyunca aralarında hiçbir sorun çıkmamış iki ülke. Bu iki ülkenin işbirliği bölge istikrarına, bölge barışına en büyük katkıyı yapabilecekti. Maalesef gelinen noktada iki taraf da kaybediyor. Şimdi dış politikada önemli bir konu var, birkaç önemli ilke var: Bir tanesi ideolojiye dayalı dış politika yapamazsınız. Yani dış politika (ideolojiye göre) değişmezse ülkenin çıkarıdır. Duygularla ve ideolojiyle dış politika olmaz. İki: İç politika amacıyla da, iç politikada kullanma amacıyla da dış politika olmaz.[…]
euronews: Sizce Türkiye Mavi Marmara’ya izin vermemeli miydi? Böyle mi yapılmalıydı?
Hikmet Çetin: İzin vermemek gerekirdi. Amerika “gitmeyin” diyor, İsrail “gelmeyin” diyor. Herkes “gelme” diyor. Ama gönderiyorsanız. O yanlış. İsrail’in de yaptığı büyük bir hata var tabi buna karşılık. Adam öldürmeden çözebilirdi İsrail. İşin içine kan girdi. 9 kişi öldürüldü. İsrail’in burada yaptığı büyük bir hata, affedilemez bir hata ve acemilik belki de. Kaç tane yöntemi vardı gemiyi önlemenin. Pervaneyi durdur, bırak beklesinler orada. Ne olacak? Beklerlerdi. İsrail’in bu konularda becerisi var. Bazen kendi kendime düşündüm acaba nasıl böyle bir hata yaptılar diye. Çünkü teknolojisi var, becerisi var. Bu benim kişisel düşüncem. Sonra şöyle düşündüm: İlk nesil İsrail’in son temsilcileri Şimon Peres falan, bunlar Batı kültürü ile yetişmiş, Batı uygarlığını görmüş. Şimdikiler ise Ortadoğulu. O da o coğrafyanın etkisi altında büyümüş. Acaba bunun etkisi var mı diye düşündüm kendi kendime. Yani yeni nesil İsrailli Ortadoğulu artık. Suriye ne düşünüyorsa o da o şekilde düşünüyor. O coğrafyada doğmuş, o kültürün etkisi altında yetişmiş insanlar. Yani Acaba diyorum bunların yaptığı bir olay mı ve olabilir de.
euronews: O zaman söylediklerinizden şunu anlıyorum: Çözüm noktasında Türkiye’nin üç talebi var: Özür, tazminat ve Gazze ablukasının kaldırılması. Bu üçüncü talep yersiz mi? Aşırı bir talep mi Türkiye açısından?
Hikmet Çetin: Efendim dünyanın işini ben mi yapacağım? Onu koyduğunuz zaman taleplere olanaksız hale geliyor. Benim dış politikamın ya da iç politikamın bir hedefi haline getiriyorsun. Yani bi şekilde dediğim gibi özür veya tazminat koyarsanız çözüm bulunabilir. Çünkü İsrail’de de bundan rahatsız olanlar var. İkinci büyük bir hatası var yani İsrail’in. İsrail’deki hükümet de bir sorun. Yani şu olabilirdi, ertesi günü özür dileyebilirdi. Ne olurdu dese ki “ben size gelmeyin dedim. Ama bu kan dökme nedeni dolayısıyla özür diliyorum” deseydi meselenin yarısı çözülürdü.
euronews: Onlar da uzattılar.
Hikmet Çetin: Yani bence bu da büyük bir hata. O gün bunu yapsa kimse ne İsrail’i kınardı ne halkı itiraz ederdi. Ama zaman uzadıkça katılaşıyorsunuz. Ben bunu uluslararası bir toplantıda eski bir İsrail Dışişleri Bakanına söyledim. Dedi ki “yüzde yüz haklısınız” dedi. “Bizim hükümetin büyük hatası” dedi. 9 kişinin öldüğünün ertesi günü “gelmeleri yanlıştı ama ben özür diliyorum” iki kelimeyle meselenin yarısı çözülmüş olurdu. Bugün gelinen noktada belki bir iyi taraf bir susma dönemi ne girdi. Her gün karşılıklı beyanatlar veriliyordu. Tabi artık eski durumuna gelmesi çok zor. Yani çok zor. Bir de biz İsrail’i sadece buradaki İsrail zannettik. ABD, Türkiye’nin parasıyla almak istediği şeyleri Kongre’ye götüremiyor. Çünkü şunu kabul edelim: Ben yaşadığım şeyi söylüyorum. Kapıkule ötesine geçtiğimiz zaman kullanabileceğimiz tek grup dünyada Musevi grubu. ABD Kongresi’nde, dünyanın her tarafında. Ben Gümrük Birliği sırasında bakan değildim milletvekiliydim. Şimon Peres’in bana telefon ederek söylediği bir şey var: Birçok Avrupa devlet başkanına telefon ederek “Türkiye AB için önemlidir. Gümrük Birliği için önemlidir diye Türkiye lehine kampanya yaptık.” Kimlerle görüştüğünü öğrendim. O nedenle biz, o şeyi kaybettik. Hükümetler gelip geçici. Her olayda öyledir. Biz dış politikada hep şuna önem verdik: Halka yansıtmamak. Halklara götürmemek. Ben bunu Ermeni protokolünde – ilke olarak doğrudur ama yanlış yürütüldü o ayrı bir olay – Azerbaycan’da gittiğimde Azeri televizyonunda da söyledim. Elbette hükümetler arasında yanlış işler olur ama bunu halklara yansıtmamak lazım. Türk halkı Azeri halkı kardeş halklardır.[…]” Euronews TV

Reklamlar

Tartışma

3 thoughts on “Eski Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin: “Kapıkule’den öte sadece Musevileri kullanabiliriz”

  1. HER IKI TARAF TA MAVI MARMARA OLAYINDA HATA YAPTI ! ERDOGAN BUYUK BIR SORUMSUZLUKLA BILE BILE RADIKAL ISLAMCI GURUHUNU OLUME GONDERDI ULUSLARARASI BIR OLAY YARATMAK ICIN VE BUNDA DA KISMEN MUVAFFAK OLDU ! ISRAIL ISE KOTU PLANLAMA NETICESINDE 9 DELIYI OLDURDU VE KENDI 2 ASKERI ISE SUREKLI SAKAT KALDI ! SAYIN HIKMET CETININ BELIRTMIS OLDUGU GIBI BU MESELE KANSIZ BIR SEKILDE HALLEDILEBILIRDI ! ISRAIL KURNAZ ERDOGANIN OYUNUNA GELDI VE ONA SECMENLERIN NEZDINDE PUAN KAZANDIRDI ! YAZAR HADI ULUENGININ SOYLEDIGI GIBI MOSSAD UYUMUS MU IDI ? ZIRA BU RADIKAL DINCILER 3 GUN MUDDETLE MAVI MARMARA GEMISINDEN CANLI YAYIN YAPIP # SEHIT # OLMAK ISTEDIKLERINI BUTUN DUNYAYA DUYURMUSLARDI ! NETICEDE OLAN TURK ISRAIL DOSTLUGUNA OLDU !!!

    1

    Posted by YUSUF ELHAC | 6 Eylül 2012, 3:41 pm
  2. Mavi Marmara evvelce hazırlanmış bir senaryonun tecellisidir. Nitekim, Mavi Marmara’nın gelişi Davos’tan belliydi.
    Kendisi ile dostluk ilişkilerini sürdürmekte samimi iseniz, bu ülkenin güvenlik nedenleri ile kurmuş olduğu bir ablukayı yarmaya yeltenmezsiniz. Kaldı ki, her türlü ihtiyaç ürününden yoksun olmayan Gazze halkına, bu ürünlerin ulaştırılasında Mısır seçeneği, günümüzde olduğu gibi, ayni sıralarda da geçerli idi.
    Mavi Marmara’yı göndermekle Erdoğan iktidarı, İsrail ile ipleri kopararak, hem Orta Doğudaki İslam birliğinin banisi ve önderi olmak hayaline hizmet etmek, hem de Türkiye içerisindeki konumunu güçlendirmek istemiştir.
    Olayların günümüze ulaşan gelişmeleri ise, bu iki seçeneğin de, siyasal gerçeklerden ne kadar kopuk olduğunu ortaya koymuştur. Zira, ne Erdoğan’ın Gazze’yi ziyaret etmesine olanak tanınmış, ne de bu birliğin temel tarafları olan Suriye, Irak ve İran ile değil bağdaşmak, bunlarla husumetin içine batılmıştır. Ayrıca, Suriye’ye müdahale hevesinin yarattığı sonuçlardan, kendi payını almak isteyen Kürt terörünün icraatı, AKP’nin Türkiye icerisinde güvenilirliğini törpülemiştir.

    Posted by Güçhan | 6 Eylül 2012, 12:40 pm
  3. Sayın Çetin,
    Siz Musevi diyorsunuz, ben Yahudi diyorum. Bu bir.
    İkincisi, hem ittifakta bulunduğunuz devrede ve hem bugün bile, İsrail Türkiye taraftarıdır, ister ABDde olsun, ister Avrupada. Bu delileri serbest saldığınızın büyük bir kabahat olduğunu açık açık söylerseniz, zannederim ki müsbet bir diyalogun açılması çok muhtemeldir. Yalnız önemli nokta bu değil, sorunun çekirdeği Hamasa verdiğiniz destek. Bu destekle devam ederseniz, ablukayı kaldırın derseniz İsrail diyaloga yanaşamaz. Yakın gelecekte Türkiyenin bu mevzuda tutumu ilişkilerin devamını olumlu veya olumsuz kılabilecek tek unsurdur.
    Şu anda tahminim, kapalı kapı arkasında muhtelif seviyelerde konuşulduğudur.

    Posted by Isaac Haskiya | 6 Eylül 2012, 10:00 am

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

  • Hırsızlar kasayı balkondan atıp kaçtı 23 Eylül 2017
  • Köpeğe çarpmamak için yoldan çıktılar, bir kişi öldü 23 Eylül 2017
  • Bakanlıklara atamalar Resmi Gazete'de 23 Eylül 2017
  • 11 liralık yemek öğrenciye 25 lira 23 Eylül 2017
  • FETÖ'cü polis Hanefi Avcı'ya kefil olmuş 23 Eylül 2017
  • İşte Ahmet Hakan'ın Miss Turkey birincisi 23 Eylül 2017
  • Erdoğan: Kararlarımızı açıkladıktan sonra ne olacağını görmüş oluruz 22 Eylül 2017

Stats