>
you're reading...
Agos

Bakan Ömer Çelik: “Geçmişte azınlıklara karşı yapılan bazı yanlışlıklar artık söz konusu değil” (?)

gayrimuslimler_agosKültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik geçen ay, Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan gayrimüslimlere yaptığı  “Yurdunuza dönün” çağrısıyla dikkat çekti. Agos gazetesi Bakan Çelik’le bu çağrının arka planını konuştu;  Bakan Ömer Çelik: Diasporayla daha çok konuşmalıyız: “Eskiden, gayrimüslimlerin dönmesi çağrısı yabancı ülkelerin Türkiye’den istediği, Türkiye’nin de taviz vermek gibi gördüğü bir meseleydi. […]. Bizi bunun için eleştirenler, “Gayrimüslimlerin gönderilmesi Türklük adına başarıydı, şimdi neden tarihi geri sarıyorsunuz!” diyorlar. Biz de diyoruz ki, Türkler bunu asla başarı olarak görmediler; Türklüğün arkasına sığınarak devlet içinde oligarşik bir iktidar oluşturmak isteyenler bunu başarı olarak sundular. Bu ayrımı ortaya koyabilmemiz önemlidir.
Alıntılar:
Geçen ay Moskova’da,“Geçmişte azınlıklara karşı yapılan bazı yanlışlıklar artık söz konusu değil. Türkiye, tüm kimlikleri, tarihsel mirası koruyan bir demokrasi haline gelmiştir” diyerek ‘dönün’ çağrısı yaptınız.Biz de Agos olarak, gidenlerin geri dönmek konusundaki kaygılarına dikkat çekmek için “Dön demesi kolay” sözlerini manşete taşıdık. Geçmişin acılarını taşıyan bu insanlar güvence ve somut adım bekliyor. Bu konuda hükümetin bir programı var mı?
Böyle bir çağrı yapmak zorunda kalmak bile üzücü aslında. Geçmişte travmatik bazı olaylar yaşanmış. Ama bu travmaları yaşamayan kesim hemen hemen yok. Herkesin bir anısı var.
• Neden yaşanmış bu travmalar?
Devlet kurulurken, ulus devlet mantığı içinde, tektipleştirici bir devlet kurulmak istendi.Bu yapı içinde de hiçbir ihtilaflı alan kalmasın istendi. Türklerin bile hafızalarında karşılığı olmayan bir Türkçülük ve milliyetçilik üretildi. Ve bunun somut siyasi uygulamaları oldu. Batı’da ulus devlet modernleşmenin sonucunda, muazzam bir sosyolojik değişim sonucunda oluştu. Bizde ise ulus devlet, bir “devlet ulus” olarak oluştu.
• Yani?
Yani, devlet kendisine yönetecek bir ulus oluşturmak istedi. Tek parti döneminde bu tektipçi anlayış her kesim için travmalar yarattı. Biz en güçlü olduğumuz dönemleri hep kozmopolit bir yapıyı koruyabildiğimiz zamanlarda yaşamışız. Kozmopolit yanımızı ne kadar eksiltmişsek, bünyemizi o kadar kırılgan hale getirmişiz. Bu işin sosyolojik tarafı… Bir de ahlaki ve vicdani tarafı var. Anadolu’da doğmuş, eşit hakka sahip, aidiyet dünyası bu topraklar olan insanların, çeşitli Özel Harp taktikleriyle veya başka sebeplerle gönderilmiş olması, bu insanlarla helalleşme dediğimiz bir ihtiyacı ortaya çıkarıyor. Yaptığımız çağrı, bugün Türkiye’nin geldiği noktada kendiliğinden olgunlaşmış bir çağrı.
• Nasıl tepkiler aldınız yurtdışından? “Dönelim ama geçmişte yaşanmış acılar var, onların tekrarlanmayacağını nereden bilelim?” diye sordu insanlar genellikle.
Evet. Onlara şunu dedik: Unutmayın ki, sizin yaşadığınız acıların yakın zamanlarda benzerini yaşamış bir kadro yönetiyor Türkiye’yi. Birtakım darbe teşebbüsleri eğer başarıya ulaşsaydı, bugün pek çoğumuz belki hayatta olmayacaktık. Bu kadronun bunu söylüyor olması başlı başına bir güvencedir zaten. Açıklamamdan sonra, Avrupa’daki Süryanilerden mektup geldi. Bazı Yahudi gruplardan mektuplar geldi. Ortak özellikleri şu: Çağrı doğrudur, dönüşe dair niyet var ama bir tereddüt de var. Çünkü geçmişte yaşanmış çok acı var. Eski Türkiye’nin geride kalıp kalmadığı konusunda şüpheler var.[…]
• Yüzleşmek cesaret ister dediniz ve zihinsel bir sıçramadan söz ettiniz. Dönemin Savunma Bakanı Vecdi Gönül 2008’de, olumlar bir şekilde “Eğer Ermeniler, Rumlar gitmeseydi milli bir devlet olabilir miydik?” demişti. Siz aynı tarihi olumsuzlayan bir yaklaşım içindesiniz. Bu değişime izin verilmeli, sabırlı olunmalı mesajı mı vermek istiyorsunuz?
Türkiye’de ulus devlet kavramı siyaset kavramı olmaktan çıkarıldı, adeta mitolojinin bir unsuru haline getirildi. Ulus devletin bir meşruiyet kriteri olduğunu kim söylüyor? Asıl mesele ulus tanımında yatıyor.
• Mesele daha kapsayıcı bir ulus tanımı mı, yoksa, dışlayıcı, tektipleştirici bir ulus tanımı mı yapılacağı değil mi?
Tabii. Anayasasını hiçbir zaman vatandaşların ortak katılımıyla yapamamış bir ülkede, ulus tanımını tek taraflı yapmak ne kadar doğru? 1920’lerde sonuçta “Türkiye ahalisi” denmiş. Biz geçmişin zihniyet dünyamızı mülkleştiren kavramlarıyla bakmak zorunda değiliz geleceğe. Geçmişte, benim helalleşme dediğim şeye taviz denirdi; bugün ise bir irade olarak ortaya çıkıyor.
En başta ‘güvence nedir’ diye sordunuz ya: Eskiden, gayrimüslimlerin dönmesi çağrısı yabancı ülkelerin Türkiye’den istediği, Türkiye’nin de taviz vermek gibi gördüğü bir meseleydi. Bugün bu aktif bir irade olarak bizim kendi içimizden çıkıyor. Bence bu, bütün yasaların, bütün hukuki güvencelerin üstündedir. Bizi bunun için eleştirenler, “Gayrimüslimlerin gönderilmesi Türklük adına başarıydı, şimdi neden tarihi geri sarıyorsunuz!” diyorlar. Biz de diyoruz ki, Türkler bunu asla başarı olarak görmediler; Türklüğün arkasına sığınarak devlet içinde oligarşik bir iktidar oluşturmak isteyenler bunu başarı olarak sundular. Bu ayrımı ortaya koyabilmemiz önemlidir.
• Kürt sorununda içinden geçtiğimiz sürecin bu konularda çözümü kolaylaştıracağını düşünüyor musunuz?
Şüphesiz. Böyle bir sürecin yürütülmesi bile iradenin büyüklüğünü ortaya koyuyor. Birleşik kaplar teorisi gibi, bir tarafta demokratik anlamda olumlu bir gelişme yaşanıyorsa, bu mutlaka genele yansıyacaktır.
• 2015 için reaksiyoner olmamak lazım dediniz. Ermeni bir Türkiye Cumhuriyet yurttaşı olarak, her şeyden önce adından şikâyetçi olduğum Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın 2015 öncesinde diaspora faaliyetlerine karşılık verecek faaliyetler içinde olmakla görevlendirildiğini okuyoruz. Burada, hükümetin, hem sizin verdiğiniz gibi olumlu mesajlar vermek, ama bir yandan da çatışmak gibi ikili bir tavrı mı var?
Önümüze 2015’le ilgili birtakım hazırlıklar geliyor. Bunların geri dönülemez noktaya gelmemesi için tabii ki bazı hazırlıklar var. Bahsettiğiniz kurumda da, başka kurumlarda da bu hazırlıklar yapılır. Başka ülkelerin parlamentoların kararlar geçirerek bir halkın kimliğini korumak başlı başına irrasyonel bir çaba. Soykırım lobisi başka ülkelerin parlamentoları üzerinden Türkiye’yle bilek güreşi yaparak Ermeni kimliğine hizmet etmiş olmuyor. Bununla ilgili iddialara tabii ki cevap verilir. Ama bu iddialara cevap verirken, soykırım lobisinin bizde oluşturmaya çalıştığı reaksiyonerlikten uzak olmaya çalışıyoruz.
Hassas bir şekilde söyleyeceğim, şunu unutmamak gerekir: Eğer biz Ermeniler ve Türkler arasında sağlıklı bir iletişim, hepimizin kayıplarını kendi yasımız haline getirecek bir çerçeve oluşturmak istiyorsak, burada Ermeni kimliğinin ve Ermeni diasporasının da soykırım lobisinin kodlarına indirgenmesine karşı bir duruş sergilenmesi gerekiyor. Bunu söylediğimiz andan itibaren soykırım lobisi bunu Türklerin Ermenileri bölme çabası olarak sunuyor.
Oysa bizim şu konudaki tavrımız nettir: Biz diasporayla daha çok konuşmalıyız. Bu özgüven içerisinde olmalıyız. Hermenotik disipliniyle uğraşan Gadamer’in söylediği bir söz var: “Anlama, karşılıklı önyargıların rehabilitasyonu sürecidir.” Karşılıklı önyargılarınızı rehabilite edecekseniz, oturup karşılıklı konuşacaksınız. Konuşmama üzerine kurulan veya herkesin bir başkasıyla konuşması üzerine kurulan şeye propaganda denir.
Bunu propaganda zemininden çıkarıp karşılıklı konuşma zeminine taşımak gerekir. Ermenilerle bu konuyu direkt konuşmamız gerekir, bunu propagandanın diliyle yapamayız. Eğer soykırım lobisinin yaptıklarına karşı reaksiyoner bir tavır içinde olursak, o zaman biz Ermenilerle konuşma zeminimizi kaybederiz. Propagandayı bir iletişim biçimi olmaktan çıkarmalıyız. Bu, Azerbaycan’ı da içine alacak şekilde tüm bölgede barışa hizmet eder.[…] AGOS 25.04.2013 Bakan Ömer Çelik: Diasporayla daha çok konuşmalıyız

Reklamlar

Tartışma

One thought on “Bakan Ömer Çelik: “Geçmişte azınlıklara karşı yapılan bazı yanlışlıklar artık söz konusu değil” (?)

  1. BU INANILMAZ DERECEDE guzel BIR haber ! INSALLAH DOGRUDUR !ACABA babama tarh EDILEN VARLIK VERGISI DE BUGUNKU DEGERI ILE IADE EDI
    LECEK MI ! PEK EMIN DEGILIM ! GORECEGIZ ! BEKLIYEN DERVIS MURADINA ERECEKTIR INSALLAH !

    Posted by IZZET KAGARIN | 25 Nisan 2013, 3:49 pm

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

  • Gülmen ve Özakça'nın avukatları tutuklandı 21 Eylül 2017
  • TIR motosiklete çarpıp kaçtı: 2 ölü 21 Eylül 2017
  • Cemevi bahçesinde ölüme tazminat 20 Eylül 2017
  • Küçükçekmece'de vahşet: Kalbine bıçak saplayıp dövmüşler 20 Eylül 2017
  • ABD'den IKBY'ye sert uyarı: Referandumun bedeli olur 20 Eylül 2017
  • "ABD’nin, Kürt planında üçüncü aşama" 20 Eylül 2017
  • Japonya Başbakanı Abe: Kuzey Kore tüm insanlık için tehdit 20 Eylül 2017

Stats