>
you're reading...
OHA, Ortadoğu Haber Ajansı

Hüseyin Oruç: “Mavi Marmara baskını sırasında telsizlerde Türkiye’yi aşağılayan ifadeler duyuldu”

mavimarmara_hayfa

Mavi Marmara İsrail Ashdod limanına çekilirken Mayıs 2010

Mavi Marmara gemisine İsrail tarafından düzenlenen baskına ilişkin İsrail askeri yetkilileri hakkında açılan davaya devam ediliyor. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Rau Aluf Gabiel Ashknazi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Alfred Marom, İstihbarat Başkanı Amos Yadlin ve Hava Kuvvetleri Komutanı Avishay Levi katılmadı. Bazı mağdur ve müştekiler ile tarafların avukatlarının hazır bulunduğu duruşmada sanıkları, İstanbul Barosu tarafından atanan avukat temsil ediyor.
Duruşmada dinlenen müşteki Hüseyin Oruç, hiçbir uyarı yapılmadığını, doğrudan İsrail askerlerinin saldırılarına maruz kaldıklarını söyledi. Telsizlerden mehter marşı ve ‘one minute’ sesleri eşliğinde Türkiye’ yi aşağılayan ifadelerin duyulduğunu belirten Oruç, ’ Saldırıda yaralananlar koridorlara sığmıyordu. Çok kötü bir ortam oluştu. Dışardan silah sesleri geliyordu. Ayrıca İsrailli yaralı askerlere birşey olmasın diye vakıftan arkadaşlarımızı hemen yanlarına gönderdik. Buna rağmen İsrail askerlerinin bize karşı sert bir tutumu vardı.’ dedi.
İsrail İDF güçlerince yapılan operasyon sırasında telsiz kayıtlarının videosunda Hüseyin Oruç’un iddialırının izine rastlanmıyor:

İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Mavi Marmara gemisine saldırı davasının bugün yaplacak 5. duruşması için Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önündeki meydanda toplanan İHH ve bazı sivil toplum kuruluşları üyesi bir grup, Filistin bayrakları açtı. “İsrail yargılanıyor” yazılı balonların yükseltildiği ve 2 tane imza duvarının açıldığı meydanda, bayrak ve çeşitli dövizler taşıyan gruptakiler tarafından, “Ne özür ne tazminat siyonist çeteyle bütün ilişkiler kesilsin” yazılı bir pankart da açıldı.
Mavi Marmara gemisi saldırısı sonucunda hayatını kaybeden 9 kişinin özgeçmişleriyle beraber fotoğraflarının da panolar halinde açıldığı meydandaki grup, davaya ilişkin yapılan açıklamalarda sık sık İsrail aleyhine slogan attı ve tekbir getirdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ nca hazırlanan iddianamede, sanıklar hakkında ‘canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçuna azmettirmek’ suçundan 9 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis isteniyor. Ayrıca, ‘mala zarar vermeye azmettirmek, yağma suçuna azmettirmek, eziyet suçuna azmettirmek, Haberleşmenin engellenmesine azmettirmek, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçuna azmettirmek, yaralama suçuna azmettirmek ve silahla yaralama suçuna azmettirmek’ suçlarından da toplam 18 bin 32’ şer yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Mavi Marmara gemisine saldırı davasının görüldüğü, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde toplanan kalabalığa hitaben konuşan İHH Başkanı Bülent Yıldırım, Türkiye’de açılan ceza davasının 5. duruşmasına geldiklerini ve İsrail’deki en önemli konunun, bu davalardan vazgeçileceği hususunda yapılan tartışmalar olduğunu belirterek, “İsrail’de askerler, bu davadan vazgeçileceğini düşünüyorlar. Fakat bizim kararımız ne olursa olsun, bu süreci tamamlamak, İsrail askerlerine tutuklama kararı çıkartmak ve buna ‘olur’ diyen İsrailli yetkilileri de süreç içinde yargılamak” diye konuştu.

Geçtiğimiz günlerde “93 yaşında bir nazinin, sadece toplama kamplarına yardımcı olduğu gerekçesiyle tutuklandığı” örneklemesi yapan İHH Başkanı Bülent Yıldırım, “kendilerine saldıranlar içinde, saldırıdan sonra tercümanlık yapan, kendilerine kötü davranan, Türkiye’de yaptıkları eylemleri, kendilerini sorgulayanlara aktaran Türkiye vatandaşı kişilerin” de olduğunu ve bunların da yargı konusu yapılacağını ifade etti.
mavimmarmara1
Bülent Yıldırım, şöyle devam etti:
“Asla bu davalardan vazgeçmeyeceğiz. Hiç kimsenin bundan vazgeçme hakkı da yok. Bize saldırıldı ve işin peşindeyiz. İkili anlaşmalar yapılıyor. Bu anlaşmalar sonucunda ilişkiler düzelecek, normalleşecek, bu davalardan vazgeçilecek…Buna hiç kimsenin hakkı yok. Ve buna Türkiye halkı, dünya halkları izin vermeyecek. Buna bizler izin vermeyeceğiz. Bizler şunu çok iyi biliyoruz; ne tür bedeller ödeyeceğimizi, orada, sorgu anında dahi bize aynen şu söylendi: ‘Buradan çıkacaksınız, görünen o. Fakat Türkiye’de sizi öldüreceğiz.’ Bu kadar tehdit eden bir zihniyete karşı geri adım atmamız mümkün değil. Bu tehditlere karşı buradan bütün dünyaya duyuruyoruz. Asla geri adım olmayacak, asla korkmuyoruz ve siz nasıl Gazze’yi, bütün Filistin’i abluka altına aldıysanız, biz de siz işgalci siyonistleri ve İsraillileri abluka altına alacağız. Öyle davalar açacağız, öyle eylemler ortaya koyacağız ki, hiç biriniz o işgal ettiğiniz topraklardan dışarı çıkamayacaksınız.”
Şimdi bazı çevrelerin çok mutlu olduğunu ve bu davalardan, abluka şartından vazgeçeceklerini zannettiklerini aktaran Yıldırım, “Göreceksiniz, uluslararası ceza mahkemesi, Türkiye’deki bu mahkeme ve diğer ülkelerdeki mahkemelerle sonuçlar alacağız. Herkes kendi imtihanını verecek. Eğer dünyada bu kadar şahidi olan bir davada tutuklama kararı çıkmazsa, bu mahkemelerin bağımsızlığından şüphe ederiz. 6 milyar insan şahit oldu nasıl katledildiğimize canlı yayında. Bütün maddi deliller ortada” diye konuştu.
mavimmarmara2İsrail’in kendilerinden, “evet ben bunu yaptım” diyerek özür dilediğini de hatırlatan ve “tam bi tiyatro olan komisyonda hazırlanan Palmel raporunun hiç bir bağlayıcılığı olmadığını” savunan Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:
“Birleşmiş Milletler raporu, insan hakları raporu bağlayıcıdır. Gerçek hukukçuların komisyonu olan insan hakları raporu yüzde yüz bizi haklı gördü. Kasten adam öldürme, kasten yaralama ve bir çok suçu sıraladı. Şimdi bütün bunlara karşı isteyen mahkeme tutuklama kararı çıkarmasın. İsteyen uluslararası ceza mahkemesi, davayı sürüncemeye bıraksın. Biz zaten dünyadaki bu sahte tiyatronun ortaya çıkmasını istiyoruz. Hani uluslararası örgütler, uluslararası mahkemeler, ‘savaş suçluları yargılanıyor’ falan diyorlar ya. Ortaya çıksın bakalım. Bizim için siyonizmin hakim olduğu bütün alanlarla mücadele etmek birinci görevimizdir.”
Bu kadar şahidi olan bu davanın kendi lehlerine sonuçlanmaması durumunda Türkiye’deki dahil, bütün uluslararası mahkemelerdeki davaların hepsinin sorgulanacağını ve hiçbirinin geçerliliğinin olmayacağını savunan Yıldırım, “O nedenle, adalet istiyorsak, merhamet, onur, şeref, haysiyet istiyorsak, insanlık adına iyi olan ne istiyorsak, bize saldıran bu insanları katleden bu İsraillilere tutuklama kararının çıkması lazım. Eğer bunu gerçekleştiremezsek; ne büyük devlet, ne büyük büyük toplum, ne de büyük ülke oluruz” dedi.

Senatör Ben Cardin: “Türk Hükümeti Mavi Marmara filosunu açıkça destekledi”

POSTED BY  ⋅ 19 MAYIS 2011 ⋅ 5 YORUM

Senato Dış İlişkiler Komitesi Avrupa İşleri Alt Komitesi’nin oturumunda senatörlerin sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakan Yardımcısı Philip Gordon: “Gazze’ye gitmesi planlanan yeni yardım filosunun hiçbir şekilde yararlı olmayacağını Türk hükümetine çok açıkça ifade ettik. Hükümetten, Gazze’ye gemi göndermek isteyebilecek herhangi bir Türk sivil toplum kuruluşuna, başka yol bulması gerektiğini net biçimde izah etmesini istedik” dedi. ABD … Okumaya devam et »

Nureddin Şirin: “Mavi Marmara’daki kardeşlerimiz Yahudiye karşı yola çıktı”

POSTED BY  ⋅ 25 ŞUBAT 2011 ⋅ 8 YORUM

AGD Adana Şubesi, (Anadolu Gençlik Derneği / Milli Görüş) Seyhan Kültür Merkezinde “Şehadet Gecesi” düzenledi. İLKHA ajansından Ayhan Kaya’nın verdiği habere göre, 1000′i aşan katılımcının bulunduğu “gece” 23 Şubat Çarşamba günü 19.30′da Kuran tilaveti ile başladı ve ezgiler eşliğinde, sinevizyon gösterimi ile devam etti. Anadolu Gençlik Derneği Adana Şube Başkanı Abdulaziz Kıranşal´ın açılış konuşmasının ardından … Okumaya devam et »

Tartışma

Hüseyin Oruç: “Mavi Marmara baskını sırasında telsizlerde Türkiye’yi aşağılayan ifadeler duyuldu”’ için 20 yanıt

  1. Değerli Aznoton Baba..

    Nobel ödüllü yahudilerin büyük bir çoğunluğunun Ashkenaz yahudileri olduğu doğrudur.Ancak bu Ashkenaz yahudilerinin Sefarad yahudilerinden daha üstün oldukları anlamına gelmez.Sefarad yahudilerinde Nobel ödülü alan hemen hemen hiç yok derken,2012 Nobel Fizik ödülünü alan Serge Haroche Fas kökenli bir Sefarad yahudisidir.

    Ashkenaz veya Sefarad olmanın ötesinde,önemli olan “İnsan” olabilmektir,benim dünya görüşümde. Yetişme ve kültür farkı olduğu gerçeğini kimse inkar edemez.Ancak yorumunuzda belirttiğiniz üzere,has genler derken,ilginçtir Ashkenaz yahudilerinde büyük bir sayıda %65-70 gibi kadının Ortadoğu kökenli olduğu bilim adamlarınca ispatlanmıştır.O zaman “Gen” kelimesinin pek fazla faktorize olmadığını da söylemek mümkün.Bunu Avrupa ve Ortadoğu kültür farkı ile açıklamak daha uygun olur diye düşünüyorum.

    Yok bunu bir kültür ve IQ çekişmesi haline getirip bazı sabit fikirlerin ardına gizlenerek arenaya taşımaya kalkarsak,o zaman mezhep savaşlarını yaşayanlardan ne farkımız olur ki?-Sonuç olarak sayın yorumdaş,her yahudi kendi branşında,ilgi duyup emek verdiği konularda ve yaptığı her işte başarılı olmuştur.
    Senarist-oyuncu Alain Chabat,felsefenin marka isimlerinden Baruch Spinoza,ve hepinizin yakından tanıdiği Enrico Macias gibi isimler kendi dallarında başarılarını tüm gezegene kabul ettirmişlerdir.Ki,o Enrico Macias milli marşımızı seslendirerek dünyaya tanıtmıştır.-(Bu tanıtım şahsım için onlarca Nobel’den daha değerlidir.)

    Salim Meriç’e gelince.Hakkında yazdıklarınıza katılıyorum.Ancak,unutmayın ki bazen saçmalıkları da dikkate almak gerekir.S.Meriç karanlık bir odada olmayan kara bir kediyi ararken bilseniz ben neler öğreniyorum.Öğrenmenin sonu son nefes değildir.Hayatı sürükleyenlerin,hayatın sürükledikleri ile tartışmaması gerektiğini bildiğim halde,S.Meriç’i sunduğu belgeler dolayısı ile takip ettiğimden,çok kez OdaTv’de kendisine 1897Basel nicki altında yanlışlarını ve reddiyelerimi yazmışımdır.

    Bizlerin asla tarihten dostluk bekleyip onun hatırına kayırılacağımızı düşünüp asla rüya üretmememiz gerekir.Varsın kimileri rüyayı üretip gördüm sansınlar,varsın sonrasında da gerçek olduğuna kendilerini inandırsınlar.Kimselerin 85 yıllık doğrularını değiştiremeyiz.

    Fransa Kralı XIV Louis,büyük Fransız filozofu Blaise Pascal’dan bir doğaüstü kanıtı vermesini istedi.Pascal şöyle cevap verdi:-“Yahudiler, Majesteleri, Yahudiler.”.
    Pascal’in düşünebildiği en iyi doğaüstü kanıtı “Yahudiler” idi..

    İçilen kahvenin hatırı kırk yıl hüküm sürüyorsa,”yazı”nın dostluğu sonsuzluğa kadardır..- שלומו היים

    שבת שלום לכל בית ישראל בכל מקום אשר הם שם

    Posted by Shlomo Hayim | 24 Mayıs 2013, 10:48 am
  2. SAYIN SHLOMO HAYIM ! Yukaridaki tefsiriniz icin TESEKKURLER ! En son BIR ISRAILLI Genetik UZMANI askenaz genlerinde Asya Irkinda gorulen bir marquirin bulundugunu tesbit etmistir ! Yani Hazar Turklerini kastediyor ! BELKI de BU husus bir Katalizor Vazifesi gorup Einstein gibi Alimlerin cikmasina sebep olmustur ! Soylediginiz gibi Askenaz Yahudilerinde Kulture son DERECE ehemmiyet VEREN BIR yaklasim goruyoruz ! HERHALDE NOBELCILERIN hep Askenazlardan cikmasi BU YASAM tarzlari ILE KENDILERINE has Genlerinden Ileri GELIYOR ! NEDEN YAHUDI Sefaradlarda HEMEN HEMEN HIC YOK ! Bahsettiginiz SALIM Merice GELINCE BU zati ODATV. deki ANTISEMIT YAZILARINDAN taniyorum ! HEP MEZARLIKLARI ZIYARET EDIP MEZAR TASLARINDAN KIM DONMEDIR DIYE KOMPLO TEORILERI KURAR ! BU kisiler BU SEKILDE davranmakla MESHUR olacaklarini sanarlar ! Verdiginiz malumat ICIN tesekkur EDER SAGLIKLI VE MUTLU GUNLER DILERIM !

    Posted by AZNOTON BABA | 23 Mayıs 2013, 8:35 pm
  3. Sayın AZNOTON BABA..

    Öncelikle Osmanlılar ile,Türkiye Cumhuriyeti’ni birbirinden ayırmak gerekir.Her ne kadar,Türk toplumu Osmanlıları ataları olarak kabul etseler ve bunu yüksek sesle dillendirseler de,gerçek çok farklıdır.Siz bakmayın türkçe tarih kitaplarının yazdıklarına.Emin olun ki,kimler tarafından ve ne amaçla yazıldığı dahi belli değil.Hurafi bilgiler,mitolojik hikayeler ve hiç bir zaman var olmamış hayali kahramanlar.

    AKP iktidarı ile,gerçek tarih su üstüne çıkıyor yavaş yavaş.

    Türkiyede okutulan tüm tarih kitaplarında ağırlıklı olarak tarihin işlendiği tarih 1071 Malazgirt savaşı ile başlar.Ve yine aynı tarih kitapları,bu savaşın kazanılmasından dolayı Anadolunun Türklere açıldığını ve sonrasında Anadolu topraklarının Türk yurdu olmaya başladığını yazarlar.Hangi tarih kitabı okunursa okunsun hepsinde aynı görüşler yer alır.

    Bu ne demek.-Yani Türk tarih kitaplarında yazılanlara göre,1071 yılından önce Anadoluda Türk yoktu.Bu savaşın kazanılmasından sonra Türkler Anadoluya gelmeye başladılar şeklinde yazılmıştır tarihin başlangıcı.Bazı sabit fikirli cahil kafalar,Anadolu MÖ 4.000 yılından beri Türkleri barındırmaktadır deseler de,tarihin gerçeklerinden güç alarak gerek Abd gerekse kapısında yıllardır beklenen AB ve çokça batılı ülke açıkça ve yüksek sesle Anadoluda Türkler azınlıktır diyerek,yine Türkiyedeki tarih kitaplarını örnek göstermişlerdir.

    Osmanlı’yı iyi bilmek lazım.Tabii,çöküşünün sebeblerini ve en önemlisi 1900’lü yılların başında Türk kimliğinin inşasında görev alan yahudileri,ve Moiz Kohen’in Türk kimliğini yaratmak için çabalarını..

    Osmanlı ve Modern Türkiye Cumhuriyetinin ortak noktaları her ikisinde de yahudilerin varlığıdır.Kanuni Sultan Süleyman enteresan ve araştırılması gereken bir kişiliktir.Bu konuda Salim Meriç’in gerçekten değerli araştırmaları belgeleri ile okuyucularına sunulmuştur.

    Nathan Ausubel’in “Pictorial History of the Jewish People” ve Raymond Scheindlin’in “The Chronicles of the Jewish People” eserinde,dünyanın değişik coğrafyalarında yaşayan yahudiler için Hazar’lar her daim bir umut ve gurur kaynağıydı.

    Tabii,bu yüzyıllar öncesine giden bir tarih.Ancak bilinen ve red edilemez bir gerçek Hazar İmparatorluğunun en güçlü olduğu bölgeler,Rusya,Kafkaslar,Ukrayna,Kazakistan ve Özbekistan.Örneğin bugünkü Ukrayna’nın başkenti olan Kiev Hazarlar tarafından kurulmuştur.

    11’inci asır başlarında,965 yılında Hazarlar,Rus prensi Svyatoslav idaresindeki orduya mağlup olarak,batıya göç ederek (Romanya,Macaristan,Polonya vs..) oradaki yahudilerle kaynaştılar.Yahudi Hazarlar ise,Bizans İmparatorluğuna gittiler.Enteresandır,bu Hazarların Pera Yahudi cemaati üyeleri oldukları yıllar sonra ortaya çıkmıştır.Yani Ashkenaz yahudileri..(Kaynak:”The Legend of Saint Zotikos According to Constantine Akropolites”.-(Timothy Miller).

    Okuduğum gerçekliği tartışılmaz ve belgeli olduklarından her türlü reddiyeye kapalı kitaplarımın çoğu ibranice dilindedir.Kabul edersiniz ki,türkçeye çevirmem zaman alır.Ancak merak ettiğiniz konular var ise ve bendeniz de buna vakıf isem cevaplamaktan onur duyarım.

    Ashkenaz yahudilerinde alim nobelcilerin çokluğunun Türk ırkı ile uzaktan yakından ilgisi yoktur.Bu tamamen bir yaşam,bir eğitim,bir yetişmeden üreyen bir özelliktir.

    Alim nobelciler Türk ırkı ile alakalı olsaydı eğer,bir o kadar da Nobel almış Türk olması gerekmez miydi?

    Yürekten,sevgi,saygı ve dostlukla..-Kalın sağlıcakla.

    Posted by Shlomo Hayim | 23 Mayıs 2013, 6:07 pm
  4. Sayin SHLOMO HAYIM in verdigi ansiklopedik malumattan sonra netice olarak Islam Aleminden cikan bir cok alimlerin Turk menseli oldugu anlasiliyor ! O zaman Islam Aleminde en buyuk imparatorlugu kuran OSMANLILAR ile Modern Turkiye Cumhuriyetinin diger butun musluman memleketlerinden daha ileri oldugu simdi daha iyi anlasiliyor ! Acaba diger bir teoriye gore Museviligi kabul eden Hazar Turklerinin bir uzantisi olan Askenaz Yahudilerinde gorulen Alim Nobelcilerin coklugu Turk irki ile alakalimidir ? Sayin Shlomo Hayimden bir tefsir bekliyorum !

    Posted by AZNOTON BABA | 22 Mayıs 2013, 3:47 pm
    • Sayın Aznoton Baba,
      Aşkenaz Yahudilerinin Hazar Türkleriyle alâkası yoktur. 640 tarihinde Hazar Denizinin kuzeyinde yerleşen Hazarların karşılaştığı yahudiler Milâttan evvel 700 senelerinde Asur, Bâbil ve bilahare Parsların sürgünleriyle topraklarından koparılan yahudilerdir. Bugünün Kafkasyasında, bilhassa Dagistan bölgesinde ve Rudyada 2600 seneden beri yaşamışlar ve birçoğu İsraile göçetmişlerdir.
      Müslüman Arapların zayıflattığı ve nihayet Rusların çöktürdüğü Hazarlar kuzey batıya doğru Lituanya ve Polonyaya kadar yerleşmişlerdir.
      Aslında, Aşkenaz Yahudileri, Roma İmparatorluğunun Germanya dediği yerlerde, Roma vatandaşı olarak yaşayan yahudilerin torunlarıdır. Roma İmparatorluğunun toprakları olan Britanya, Galya ve Hispanyada da yahudiler bu şekilde yaşamışlardır. Museviliği kabul eden Rusya, Polonya ve Lituanya Hazarlarının bu yahudilerle evlenip karıştığı, Karay din görüş farkı dolayısıyla, pek muhtemel değildir, istisnası olabilir.
      İspanyadan kovulan yahudilerin de kısmen Almanya ve Polonyada yerleştikleri de bilinmektedir.
      Bu konuda, birkaç Dağistan ve İspanya kökenli Polonya ve Alman yahudisini ve hatta Hazar musevilerini, Lituanya, İsrail ve Avrupada, şahsen tanıdığımı ilâve etmem faydalı olabilir. Hepsi kim olduklarını ve nereden geldiklerini gâyet iyi bilmektedirler.
      Nobel ödülüne gelince, Batı ilminin Rönesanstan sonra geliştiği kıta, Avrupadır. Avrupa kökenli yahudiler de bu gelişmeye iştirak etmişlerdir.

      Posted by Isaac Haskiya | 27 Mayıs 2013, 9:14 am
  5. İSLAM UYGARLIĞI İLE MOGOL UYGARLIĞI ARASINDA HİÇ BİR FARK YOKTUR
    Üstüne çöreklendikleri medeniyetler sayesinde belli bir dönem görece uygarlaşmış olsalar da […] Medeniyet kurduk diyerek örnek verilen İspanya’ya çıkışlarını bile yahudilere borçlu olmaları tarihin garip bir cilvesi olmalı.
    Cordoba’da medeniyetin aslında kimin ürünü olduğunu anlamak için, bu güne bakmak yeter<.
    Bir medeniyet oluştuysa, Yahudilerin, bu medeniyet unsurlarının oluşumundaki payınının ne olduğunu gösteren ilginç bir tanımlama vardır. Sefarat yahudilerinin altın cağı,(Astronomy in Seferad http://wise-obs.tau.ac.il/judaism/sefarad.html)
    Pek çok müslüman yazar İspanya kiliselerindeki kubbelerin islam mimarisi etkisi altında olduğunu iddia eder,beyefendilere,efendilerinin doğum yılı olan MS- 571 yılından kırk yıl önce yapılan Ayasofya’ya bakmalarını söylemek yeterli bir cevap olacaktır.

    Bizimde bir felsefemiz var diyerek bahsedilen Aristotales'ci İbn-i Rüşt ve İbn-i Sina’nın Aristo’yu öğrenmelerindeki yahudi katkısını da unutmamak gerekir. İbn-i Rüşt’ün Endüslü olduğu da göz ardı edilmemeli.

    İslamın bilime verdiği önemi anlamak için şu rivayete bakmak yeterlidir;ikinci halife Ömer zamanında zaptedilen İran’da pek çok kitap ele geçirilmişti.Kumandanlardan biri Ömer’e: " Kitapları ne yapalım,ganimet olarak alınan öbür eşyalarla birlikte Müslüman halka dağıtalım mı?" diye sormuş.Ömer de :" Kitaplar, Kuran" dakilerden bahsederse gereksiz demektir.Yok, söz konusu başka bir şeyse,o halde zararlıdır. Bunun için her iki halde de kitapları yakmalı" demiştir.

    İSLAMIN YAŞAM ANLAYIŞI ŞU KURALA DAYANIR: Yanınızda Kuran var. Allah” ın kitabı bize yeter!”( Bu laf adaleti ile meşhur Halife Ömere aittir.) İslam topraklarında bilimin yükselme devri olan 9 ve 12 yüzyıldaki gelişmenin dinamosu museviler,nasturiler,iranlılar,suryaniler ve türklerdir.Bağnaz islam düşüncesine rağmen bilim adamlarının üretmeye imkan bulmaları,islam imparatorluğunun bu dönemde bir çok küçük devletlere bölünmesinin rolü büyüktür. Hükümdar ve emirlerin sidik yarışları ünlü bilgin ve sanatkar ve şairleri saraylarına çekmeye çalışmaları kendilerini dünya vatandaşı sayan pek çok bilim adamı ve sanatkar için bir fırsat olmuştur. İslamiyetin yükseliş dönemi diye adlandırılan dönemdeki yaratıcıların büyük çoğunluğu arap değildir..

    El Farabi Farab’dan gelmiş bir Türk (Farabinin hocası Yuhanna bin Haylan’dır) Ebubekir-Er Razi Rey’den gelen bir İranlı,El Biruni,Harezm’den gelen bir Türk, yine İbn-i Sina ,Türkistan Buhara’dan gelen bir Türk,İbn-ül Heysem (965-1040) Irak, Basra’dan gelmiş bir Arap ;İbn-i Rüşt (1126-1198) Endülüs Emevilerindendir..

    İslam bilimi diye bir şey yoktur, Nasturilerin,Hristiyanların ve Yahudilerin, oluşturduğu bir gelişmeden bahsedilebilir. Bu gelişmenin temelindeki en büyük unsur virilerdeki yahudi ve süryani katkısını göz ardı etmemek gerekir. İslam felsefesi diye sunmaya çalışılan şey aslında, İskenderiye’den Urfa ve Harran okullarına oradan Bağdat’a geçen Helenistik felsefe, 4 Yunan ve Hint etkileri ile zerdüşt inancını birleştiren ve Gundeşapur Medresesi aracılığıyla Bağdat’a geçen fars felsefesidir.İslamın bunlara katkısı kitapların başına ,bismillah sonuna da elhamdülüllah eklemek zorunluğu dışında bir şey değildir.
    Kuramsal ilk çağ bilgisini gayri-müslüm tercümanlar sayesinde “öğrenen” müslümanlar bu bilgiyi pratiğe geçirebilmiş midir?- ıp alanında geçirebildikleri söylenenez,Osmanlının son dönemine kadar hekimlik,ermenilerin ve gayrimüslümlerin tekelindedir.Hint matematiği ve yunan geometrisinin islam felsefesinin etkisiyle gelişip matematikde büyük alimler yetiştirildiği iddia edilse de,bu alimlerden biri Ömer Hayyamdır.Matematik konusundaki ilmi tartışılamaz ama müslümanlığı tartışmaya açıktır. İslamda felsefenin yöntemi kanıtlama ve amacı da Allah’a yaklaşmaktır. Mahsus nizam ile makul nizam arasında bir köprü kurmaya çalışırken,genel kavramları karıştırmanın ötesine geçememişlerdir. Amaç bu olunca klasik mantık kurallarını kullanmaları felsefede ciddi ilerlemeler kaydedilmesini sağlamamıştır. Kimi profesör (!),kimi bilim adamı (!) ve kimi siyasetçilerin hatta ve hatta toplumun büyük bir kısmının Türkleri müslüman saymasına şaşırmamak mümkün değil.

    İslamın geri kalışını Selçuklu’lara bağlayan arap zihniyeti ne zamandan beri Türkleri müslüman kabul ediyor. Bu gün bile atalarının pagan dinlerinin etkisi var olan Türkler,istilalar ve doğal felaketler yüzünden uzak doğudan göç etmek zorunda kalırken, göç yolu üstündeki pek çok kavimle ilşki kurmuş ve onlardan etkilenmişlerdir.Türklerin müslümanlığı bu yüzden arap müslümanlığından hep farklı olmuştur.Buna Kanuni zamanı en canlı örnektir.. Yüzlerce yıllık islam medeniyeti niye Mekke’ye suyu getirememiş de, hele ki müslümanlıkları biraz zahiri olan Osmanlı’nın suyu getirdiği düşünüldüğünde…

    Posted by Shlomo Hayim | 22 Mayıs 2013, 1:14 pm
  6. Sayin Isaac Haskiya ,
    Ortacagda Avrupa Katolik bagnazliginin hurafeleri ile beslenirken Abbasilerde yuksek bir medeniyet ve ilim aski goruyoruz! Bugun Antik Yunan eserlerini okuyabiliyorsak Abbasi zamaninda yetismis alimlerin o eserleri Arapcaya cevirmis olmalari ve sonradan bunlari Ispanyaya Endulus Emevilerinin tasimasi ve bunlarin Yahudi , Musluman , Hiristiyan cevirmenleriyle Avrupa ulkelerrine tanitilip dolayisiyla Aydinlanma yani Ronesans hareketine sebep oldugunu goruyoruz ! Ayrica Cebir ve Matematikte ( 0 ) Sifir mefhumunu yine Islam Alimlerinin icat etmis oldugunu gercegi var ! Hele SIFIR mefhumu icad edilmeseydi bugunku BILGISAYAR INTERNET dolayisiyla Uzay Cagi olmiyacakti ! Onun icin o Alimlerin hakkini teslim etmeli ! Ama sonradan ne oldu da o parlak medeniyet kayboldu ve su anda dunyanin en geri kalmis ulkeleri arasina girdiler ! Eger bir tefsiriniz varsa onu da sizden rica edecegim !

    Posted by AZNOTON BABA | 21 Mayıs 2013, 4:53 pm
    • Sayın Aznoton Baba,
      İlim mefhumunu yalnızca dine bağlamak mantıklı bir düşünce değildir. İlim ilk olarak şahsın beyninde gelişen bir meyvadır. Eğer yaşadığı ortam şahsa yol verirse bu meyva olgunlaşır, vermezse çürür gider. Eserlerinin çevirildiğinden bahsettiğiniz putperest Antik Yunanın da dâhileri vardı, herhalde gene putperest Antik Mısırın da. İlim şüphesiz paralel devrelerde Hindistan ve Çinde de gelişmiştir. Mevcudiyetini bildiğimiz putperest Arap dünyasında pazartesi günü sıfır yoktu,salı günü İslâmiyet geldi, sıfır icât edildi demeyi yersiz buluyorum.
      Sizin vardığınız netice de bunu göstermektedir. Din o parlak medeniyeti ayakta tutmaya yetmedi çünkü din başkadır, ilim ve dehâ başkadır!

      Posted by Isaac Haskiya | 27 Mayıs 2013, 7:43 am
  7. Yarım yamalak ingilizcesiyle ‘Fakka yuu, go bekk tuu Avşvıtz‘ diyen telsizciye! İşte Avşvitze geri dönmedik! İşte geçirmedik! İşte geminizi Aşdoda çektik! Saldıranlar sizsiniz, haydutlarınızın elini kolunu bağlayanlar da biziz! Düşmanımıza yardım etmek istediniz, izin vermedik!
    O zırdeli, eli sopalı, kuşağı bıçaklı, topsakallı islamcı teröristleri, beynelmilel San Remo anlaşmasına boş vererek, üstümüze gönderen kim? Ablukayı kırmanın pazar fiyatını evdeki hesaba uyduramayan kim? O mantıksız ve edepsiz hesabın sorumluları, hemen yanıbaşınızda, Türkiyededir. Şimdi de mahkemelerinizi orta oyununa çevirmişsiniz. Kendi kazdığınız kuyuya düştünüz, sindiremiyorsunuz!
    Bu büyük hatanın aynen sizin kendi hatanız olduğunu bilen ve kabul eden Türkler de var ama onlar cehâlet meydanlarında bas bas bağırmıyorlar, akıllarını kullanarak konuşuyorlar.
    Ne demişler? Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!
    Benden söylemesi, sizden anlaması!

    Posted by Isaac Haskiya | 20 Mayıs 2013, 7:50 pm
  8. Butun be elim hadiseler halkin son derece cahil olmasindan ileri geliyor ! Acaba nicin HZ.MUHAMMEDIN S.A .V ” Besikten Mezara kadar ILIM ISTEYINIZ ” sozunu hatirlamak istemeyiz ?

    Posted by AZNOTON BABA | 20 Mayıs 2013, 7:12 pm
    • Sayın Aznoton Baba,
      Mâdem ki ilim dediniz size ve bu satırları okuyanlara anlatayım.
      Sene 1961. Eminönünde bir ithalat şirketinde kâtiplik yapıyordum. Malları paketliyen beş vakit namaz kılan bir adamımız vardı. Onunla arada sırada bir sigara tüttürerek konuşurdum. Bir gün muhtelif ilimlerden bahsettim, matematikten, fizikten, kimyadan, felsefeden konuştum. Bana dedi ki ‘Tek ilim Kuran-ı Kerimdir’.
      Bu cevabın tefsirini siz yapın.

      Posted by Isaac Haskiya | 21 Mayıs 2013, 2:11 pm
  9. İ.H.H..Karşılığı İnsan Hak ve Hürriyetleri.- Sözde insani yardımı misyon edinmiş bir örgüt.
    Gerçekte öyle mi?
    Gerçek o ki,Hamas bağlantılı olduğu belgelerle ispatlanmış,ABD,Almanya ve Hollanda tarafından “Terör Örgütü” listesine alınmış bir kuruluş. İnsanlıktan nasibini almamış bir guruhun, bir takım çarpık adamların İsrael düşmanlığını yüksek sesle dile getirerek,cihad adı altında onlarca kez “Gelmeyin” denmesine rağmen,spekülasyon yaratmak ve islamcı iktidarın da oy kapısı görerek destek verdiği bir ölüm yolculuğu gerçekleştirme senaryosunun baş artisti..
    Ve acı son.

    Bilahare, tekrar geleceğiz demeleri, islamcı akepe iktidarının çatlak sesi Gelberi Davut paşanın, donanma refakatinde gelineceğini ilan etmesi, bu tehditler karşısında dik duran İsrael ordusunun tavizsiz tutumu sonucunda tükürdüklerini yalamak zorunda kalan bir terör örgütü.

    Acaba o gemide kimler vardı?
    Gerçekten yardım melekleri mi, yoksa kan dökme uğruna yola çıkan bir avuç terörist bozuntusu mu..
    Gelin bu sorunun cevabını bir dostumdan alalım. Ulusalcı medyanın sesi, sayın Kıymet Nadir Bindebir.
    Bakın neler yazmış.

    Bir kere şu bilinmeli:Gazze’de Filistinlileri esir alan,İsrail’den ziyade Hamas’tır. Çatışmalar da,İsrail’den ziyade El Fetih’le Hamas arasındadır.
    Filistin halkı; roketatar yuvalarını, karargahlarını, çok çocuklu Filistinli ailelerin oturduğu apartmanların ara katlarına kuran, sonra da “İsrail çocukları vuruyor” diye ‘mazluma yatan’ Hamas’ın zulmü altında inlemektedir.Gazze’ye Mısır üzerinden her türlü malzemenin sokulduğu 40 kadar tünel Hamas’ın kontrolündedir.Tünellerden giren gıda, tüketim mallarını halkına karaborsa satan Hamas’tır.İsrail’in ördüğü duvarın çimentosunu İsrail’e satan şirket Filistin Meclis Başkanı’nındır.
    Kâbem insan olduğundan ölenlere üzülürüm elbet. Ama şunu da bilirim ki;
    -O gemide, Van’da bir gün içinde asılmış bulunan dört kadını ‘namus temizlemek’ için öldüren zihniyet de vardır.
    -O gemide; Yahudi – içki içen – şort giyen komşu istemeyen, ama şeriat özlemi uğruna AB’ye girmek istiyormuş gibi takiye yapan zihniyet de vardır.
    -O gemide, müslümanın parasını “Bosna’ya, Pakistan’a yardım göndereceğiz” diye toplayıp cebellezi eden, siyasi parti güçlendiren, tv kanalı kuran zihniyet de vardır.
    -O gemide, Pakistan’da Taliban – Amerikan işgali altında yerlerinden edilmiş 3 milyon müslüman mülteciyi, Taliban’a ve Amerika’ya b.k sürmemek için bir türlü göremeyen zihniyet de vardır.
    -O gemide, zina eden kadını taşlarken cennet hayalleriyle orgazm olan zihniyet de vardır.
    -O gemide, ‘Şehit olacak çocuklar doğuracağım’ diyecek kadar gözü dönmüş, gelecek kuşaklardan ‘ahirette şefaat’ vaadiyle vazgeçmiş, din uğruna analık hormonlarını kurutmuş zihniyet de vardır.
    -O gemide, kendi halkına zulmeden Hamas zihniyetinin İsrail’i provoke etmek amacıyla kışkırttığı, kandırdığı ‘niyazi’ler de vardır.
    -O gemide, TSK’nın onurunu kıran komploların aktörleri, bugün “Ordu göreve” diye manşet atıp, TSK’yı savaş tuzağının içine çekmeye çalışan zihniyet de vardır.
    -O gemide, TSK’nın kozmik odaları talan edilip, seferberlik planları Amerikan beslemesi medyaya servis edilirken badem bıyığı kıs kıs sırıtan zihniyet de vardır.
    -O gemide, İsrail’in icraatlarına ‘devlet terörü’ deyip de, AKP’nin devlet terörünü, siyah jeep, villa, dolar karşılığı destekleyen zihniyet de vardır.
    -O gemide en çok da, ‘yeşil’ inşaat şirketlerine Gazze’de iş alanı açmak için debelenen ‘tüccar’ zihniyet vardır
    .
    (Kıymet N.Bindebir.-2-06-2010)

    Acıdır ancak gerçektir ki, dinin siyasete alet edildiği rejimlerde, din ve cehalet siyam ikizi gibidirler.
    Birinin yanina gittiginizde,digeri de hemen yanibasindadir. İnancın egemenliğinde yönlendirilen bilim, egemen bir fikrin kendini ortaya koyuş biçimi olursa, yani kriterlerini ve duracağı yeri inancın belirlemediği bir mantığa dayalı eğitim sisteminin tabanı oluşturulamazsa ortaya işte böylesi çarpık kafalı çarpık adamlar çıkar. İşte takılıp kalmanın geri kalmışlığın altında yatan inançsal detay burada ve bu detay gelişiminde her kanatta kendini gösterir.

    Şimdilerde,ruhunun karanlığı yüzüne vurmuş İHH başkanı çıkıyor, konuşuyor. Oysa, konuşmadan bir köşede oturan sağırlarla dilsizlerin, dilini tutamayan herhangi bir kimseden daha üstün olduğunu bir bilebilse.

    Posted by Shlomo Hayim | 20 Mayıs 2013, 5:39 pm
  10. RTE. AMERIKA SEYAHATINDE OBAMADAN DESTEK BULMAYINCA REYHANLI FACIASINI UNUTTURMAK ICIN HEMEN CAN SIMIDI MAVI MARMARA OLAYINI CANLANDIRMSK ISTIYOR! AMA HERKES BILIYOR KI MAVI MARMARA TRAJEDISININ ASIL MUSEBBIPLERI RTE VE SUREKASIDIR ! AYNI REYHANLI FACIASININ BAS MUSEBBIBI ERDOGAN VE DAVUTOGLUDUR ! BASIRETSIZ POLITIK ADAMLARINDAN BASKA NE BEKLENIR KI ! REYHANLIYA NICIN GITMIYOR DIYE HERKES MERAK EDIYOR ! CUNKU KENDISI BAS SUCLUDUR ! KILICDAROGLU BILE ONA KATIL DIYE SESLENIYOR ! ARTIK HERKES UYANDI ! GAZZEYE GITMEK ISTIYOR ! MISIR REFAH KAPISINI KAPATMIS ! BAKALIM NASIL GIDECEK ? UCAN HALI ILE MI ?

    Posted by IZZET KAGARIN | 20 Mayıs 2013, 2:13 pm
    • Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış. Hani ABD dönüşü Reyanlı’ya gidecekti? Aradan sayısız yatsılar geçti.
      Uludere katliamında “VUR” emrini kimin verdiği tespit edilemiyormuş. Öcalan’ın külahına anlatsın.
      Bir emir kimin tarafından verildiği belli olmadıkça, emir değildir, geçerliliği de sıfırdır.
      Sudan bahanelerle tutuklanan TSK personeli yetmedi. Şimdi de, Hava Kuvvetini ‘gerzekler’ sınıfına dahil etmeğe yeltenmekte.

      Posted by ŞİMON KAPİTAN | 20 Mayıs 2013, 3:03 pm

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Stats

%d blogcu bunu beğendi: