>
you're reading...
Makale

One Minute: Gezi Parkı protestocuları Türkiye’ye demokrasinin gelebilmesi için önümüzde bir yol açtılar

taksim1

Gezi Parkı’yla simgeleşen hükümete karşı protestolar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’ın açıklamaları ve polisin orantısız güç kullanması AKP içinde tepkilere dönüşmeye başladı. Eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ve İzmir Milletvekili Erdal Kalkan’ın ardından İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit de hükümetin politikalarını eleştirdi. Yiğit, “Başbakan olaylar ve eleştiriler karşısında sinirleniyor. ‘Yüzde 50’yi tutuyorum’ diyor. Türkiye ’de iç savaş mı çıkaracaksınız, insanlar birbirlerini mi öldürecekler?” dedi. Günay, 28 Mayıs’taki AK Parti grup toplantısında Başbakan Erdoğan kürsüde konuşurken, “Fethin yıldönümünde İstanbul’da AVM yapmak için 75 yıllık ağaçları kesmeye kalkanlar, ne Fatih Sultan’ı anlamışlar ne de Yaradan’ın emrini!” tweet’leri atarak dikkat çekmişti.
Nurten Özkoray / Küyerel 90 kuşağı Gezi Parkı’nda başlayan ve tüm ülkeye yayılan protesto eylemlerinde hepimizi şaşırttı. Yıllarca bu halkın haksızlıklara karşı başkaldırmamasına akıl erdiremeyen  ve  bunu yapabilen halkları gıptayla izleyen ben, önyargıyla apolitik ve tüketim meraklısı olarak gördüğümüz bu gençlerin yaptıkları öncülüğü hayranlıkla izliyorum. Herkes bu muhteşem fenomeni açıklamaya çalışıyor ama bence yapmamız gereken bu gençleri dinlemek, izlemek ve tabii ki desteklemek. Bu hareketin siyasi bir kanala akması ise biraz zaman alacak. Çünkü kendi yaşam tarzını, çevreci ilkelerini, bireyselliğini ve kamusal alanını savunmak için günlerdir direnen ve savaşan bu gençlerin güvenini kazanmak kolay değil.  Yaşamına, davranışına, giyimine, içkisine, sanatına, cinselliğine, yazdığına, okuduğuna, sinemasına, tiyatrosuna, müziğine, inancına, eğitimine, sosyal medyasına, okuluna, yani hayatlarının her alanına getirilmeye çalışılan ayarlara karşı rest çeken bu gençler korku duvarını da aşarak yenilmez hale geldiler.  Eski model paradigmalar da artık geçerliliklerini yitirdiler. Ama yeni kuramsal çerçevelerin oluşması yumuşak bir geçişle gerçekleşmeyecek. Bu geçiş biraz sancılı olacak. Fakat kendimizi rüyadaymışız gibi hissettiren bu ilk gerçek halk isyanının yarattığı mutluluğun ve geleceğe dair ümidin tadını da çıkarmak gerekiyor. Dünyada hiçbir ülke demokrasi ve özgürlükleri bedelsiz elde etmedi. Jakoben biçimde önümüze konulan bu rejim, devleti gözeten tek taraflı bir kontratı bize dayattı. Şimdi konuşma sırası halklarda.
taksim2 Fransa’dan, hem de sağcı bir liderden örnek vereceğim: Cezayir’in bağımsızlık için ayaklandığı 1954-1962 yılları arasında Jean-Paul Sartre bunu yüksek sesle savunarak “bölücülük” yapıyordu. Paris sokaklarında gazete satarak  “halkı isyana teşvik eden” filozof ve yazarı tutuklamak isteyen polis şefi, karşısında generallikten gelen Devlet Başkanı Charles de Gaulle’ü buldu. Polis şefi itiraz edip: “Ama efendim sizin karşı çıktığınız şeyleri savunuyor, oysa siz Fransa’sınız” dediğinde, devlet başkanı ona şu cevabı vermişti: “Ben değil asıl Sartre Fransa’dır”.
2010 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde yaptığım akademik çalışmada, Türkiye çapında 1000 kişiyle yaptığımız araştırmada kentli nüfusun % 47’sinin kimliğini milliyet ve din üzerinden tanımladığını, kimlik unsurlarında bireyselliği vurgulayan çeşitlenmenin hayata geçemediğini gözlemlemiştim.  Aslında bu oranın AKP’yi destekleyenlerin oranına yakın olması tesadüf değil.
Bireyselleşmenin ileri olduğu toplumlarda insanlar kimliklerini meslekleriyle, yaptıkları spor veya sahibi oldukları hobiyle veya kendi kişisel özellikleri ile tanımlarlar. Milliyet, din ya da bir şehirden olmak daha sonra gelir. Bu şu açıdan önemlidir: insanlar kendi kararlarını bağımsız olarak alabilir, bir topluluğa ait olmadan kendilerini güven içinde hissedebilirler. Bunun uzantısı olarak da başkalarının ne diyeceğine aldırmadan kendi hayallerinin peşinde koşabilirler. Çizgi dışı olmaktan korkmazlar. Başkaları deli dese bile o bireyler çılgın bir sanatçı ya da hayal peşinde bilim adamı olabilir, kendi istedikleri seçimleri yaparak kendi hayatlarını yaşayabilirler. Bireyselleşmenin güçlü olduğu toplumlarda demokrasi dışı rejimler gelişemez. Burada bireyselleşmeden egoizm ve başkalarına duyarsızlık anlaşılmamalı. Bireyselleşmiş toplumlarda dayanışma ve yardım örgütlenmelerinin de daha güçlü olduğu biliniyor. İşte Gezi Parkı’nda toplananlar tüm bunları en güzel biçimde bizlere gösterdiler. Orada örnek bir komün yaşamını organize ettiler. Hem sonuna kadar bireyselliklerini koruyor hem de dayanışmayı en zarif biçimde uyguluyorlar. Onlar bizim ilerlemek için ihtiyacımız olan “uyumsuzlar” yani batılı bir deyişle “non-konformistler”.
İngiliz düşünür ve yazar Bertrand Russell, 1948’de BBC radyosunda verdiği “Otorite ve Birey” *konulu konferanslarından birinde şöyle diyordu: “Bir toplum eğer gelişmek istiyorsa konformist olmayan belirli sayıda bireye ihtiyaç duyar. Sanatsal, manevi ve entelektüel her türlü ilerleme,  barbarlıktan medeniyete geçilmesinde belirleyici olan bu uyum dışı bireyler sayesinde olmuştur… Biz insanları ehli ve çekingen hale getirerek iyi bir dünya yaratamayız. Onları cesur, maceracı ve korkusuz olmaya teşvik etmeliyiz”. Kendisi de yüz yıla yakın hayatında muhalif ve çizgi dışı bir düşünür ve yazar olan Bertrand Russel’ın sözlerini; kışladan çıkmasına rağmen toplumunun entelektüelini kendi politikasına ne denli karşı olursa olsun koruyan Charles de Gaulle’ü ve tek tip olmaya doğru koşullandırılan Türk toplumunu bir arada düşündüğümüzde yaratıcılığın hangi topraklarda yeşerebileceğine dair bir tartışma alanı elde edebiliriz.  %47’si dinsel ve milli referanslarla özdeşleşen, hizaya getirilmiş insanlardan oluşan bu toplumda uyum dışı olmak, farklı düşünmek ve bunu ifade etmek bu kadar zorlaştırılıyor ve hatta cezalandırılıyorsa, “sürüden ayrılan” dışlanıyor ve hatta hapsediliyorsa, bir toplumun üyeleri birey olamadan yaşayıp gidiyorsa, bu toplumun demokrasiye ulaşması imkânsız hale gelir. Toplumdan değil insan kitlelerinden bahsedebiliriz ve bu insan kitleleri Hannah Arendt’in “Totalitarizmin Kaynakları” kitabında bahsettiği gibi otoriter rejimlerin yıkıcı gücü haline gelir. En küçük kıvılcımda şiddete başvurur, akla hayale gelmeyecek şiddette linç yapar, düşünmeden manipülasyona açık olur ve milliyetçi sloganlarla bir silah gibi kullanıma açık hale gelir. Kolayca patolojik noktalara gelebilen böyle bir toplumda insanlar birbirlerine karşı uzlaşma, hoşgörü ve anlayış sahibi olamazlar, her sorunda şiddete başvururlar.
Böyle bir toplumda yaratıcılık yok edilir, vasatlık hakim olur ve sosyal mobilitede pozitif değil de negatif seleksiyon işlerlik kazanır, güç ve ün sahibi olmak ile nitelikli olmak arasında uçurum oluşur.  Üzerimize çökmüş olan yılların sindirilmişliğini,  egemen ve baskıcı havayı kıran Gezi Parkı protestocuları Türkiye’ye demokrasinin gelebilmesi, insan haklarının, ifade hürriyetinin, çoğulculuğun ve adaletin tam anlamıyla yerleşebilmesi için önümüzde bir yol açtılar.  Gideceğimiz yol uzun ama bu hedeflere ulaşmak artık eskisinden çok daha mümkün. Teşekkürler 90’ların kuşağı. Bizim çok bilmiş kuşağa ilham ve en önemlisi ümit verdiniz.
*Russell, Bertrand, Authority and the Individual, New York: Simon and Schuster, 1949.

Reklamlar

Tartışma

One thought on “One Minute: Gezi Parkı protestocuları Türkiye’ye demokrasinin gelebilmesi için önümüzde bir yol açtılar

  1. Türkiyenin en iyi radyodinleme portalını daha önce ziyaret etmişmiydiniz

    Posted by radyo dinle | 17 Haziran 2013, 4:08 pm

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

  • Son dakika... Trump elçiyi değiştiriyor 20 Temmuz 2017
  • Ormanda hint keneviri tarlası bulundu 20 Temmuz 2017
  • Galatasaray'da Sinan Gümüş ile yollar ayrılıyor 20 Temmuz 2017
  • CHP'li vekillerden Adalet Bakanı Gül'e, 'Nuriye ve Semih' mektubu  20 Temmuz 2017
  • Son dakika... Meclis İç Tüzük Değişiklik Teklifi komisyonda kabul edildi 20 Temmuz 2017
  • Galatasaray taraftarı yönetimi istifaya davet etti 20 Temmuz 2017
  • Son dakika: Fenerbahçe'nin rakibi Sturm Graz oldu 20 Temmuz 2017

Stats