>
you're reading...
Röportaj

#occupygezi: Korku bitince, dağlar devrilir! “Zıpla zıpla, zıplamazsan Tayyip’sin!”…

Mothers in #GeziPark tonight! Anneler burada! #direngezi

Mothers in #GeziPark tonight! Anneler burada! #direngezi

Röportaj Erol Özkoray | “Zıpla zıpla, zıplamazsan Tayyip’sin!” Divan Oteli’nin bahçesinde kurulan revirin önündeki yüzlerce genç zıplamaya başlıyor. İşte Gezi Parkı ayaklanmasının mantalitesini çok iyi yansıtan taze ve yeni bir eylem tarzı. 90 kuşağının siyaset yapma biçimi, “Türkiye’de Bireyselleşme ve Demokrasi” konulu tezin yazarı Nurten Özkoray’ın deyimiyle, eski paradigmaların geçerliliğinin kalmadığına güzel bir örnek. Gencecik doktorların ve tıp talebelerinin içindeyim. Hepsi koşuşturuyor, saldırı beklenen geceye hazırlanıyor. Oksijen tüpleri yerde sıra sıra, tıbbi setler hazırlanıyor. Herkes sıcak geceye hazır. Saat 22:30’da başlaması beklenen saldırıya odaklanılmış, çünkü vali “parkı boşaltın” demiş. “Yoksa sıkıntı olur” diye de eklemiş. Son 10 yıldır bütün yetkililerden duyduğum ve en nefret ettiğim kelime bu “sıkıntı” kelimesi. Hep de bürokratlar kullanır. Sıkıntınız batsın. Adam polisi vahşice saldırtıyor, kullandığı kelime “sıkıntı”. Üstelik bu adamın bir de şeceresine bakın. 1992-1994 yıllarının eski Silopi Kaymakamı. Bu, gözaltında JİTEM tarafından kaybedilen HADEP Silopi yöneticileri Ebubekir Deniz ve Serdar Tanış’ın akıbetleri hakkında bilgi sahibi olduğu anlamına geliyor. Olayın doğrudan sorumlusu olan kişi de halen Ergenekon’dan Silivri’de yatan Tuğgeneral Levent Ersöz. Yani kimlerle dans ettiğimizi bilelim!
occupygezitaksimBirazdan buraya yaralılar taşınacak. Üç ambulans otelin önünde hazır bekletiliyor. Müthiş bir dayanışma ve organizasyon. Görülmeye değer. Genç bir doktor yaklaşıyor. “Size maske vereyim!” Cebimden çıkartıp gösteriyorum, teşekkür ederek. “O zaman” diyor “sizin burnunuza biraz vicks süreceğim, böylece gazı hissetmeyeceksiniz!” Ben daha birşey söyleyemeden hemen burun deliklerime pomadı sürüyor “kusura bakmayın” diyerek. Bu arada, başka doktor “ortopedist misiniz?” diye soruyor. “Yok” diyorum “gazeteciyim”. Bunu duyan önümden geçen başka bir doktor “bu bareti takın” diyerek uzatıyor. Alıp takıyorum. Yahu ben neredeyim? Hangi ülkedeyim? Sanki bir rüya görüyorum. Burası, otelin önünde kordon içine alınmış adeta bir insaniyet vahası. Otel, Koç ailesine ait. Kaç gündür burada yaralılara ilk müdahale yapılıyor. Koç Grubu’nun bugüne kadar karşılık beklemeden ülkeye yaptığı tek büyük iyilik. Burada insanların hayatları kurtarıldı, özellikle de 11 Haziran akşamı. Polisin yaptığı o gaddar saldırı, bir de 31 Mayıs’ta olmuş ve direniş dalga dalga tüm ülkeye yayılmıştı.

Taksim Gezi Parkı mevresinde Anneler zinciri

Taksim Gezi Parkı çevresinde Anneler zinciri

Otelden içeri giriyorum Slate.fr için yazan Fransız gazeteci Ariane Bonzon’la randevum var. Eşim Nurten Özkoray’la birlikte. Ariane, AKP, Türkiye siyaseti ve ordu ile ilgili görüşlerimi ezbere bildiği için ona sadece yeni durumu anlatacağım ve gelecekle ilgili analizler yapacağım. Onun için Nurten’in anlatacakları çok yeni olacak. Kitabını veriyor ve daha başlığına bakar bakmaz “işte tam bugünü anlatan kitap” diyor. Ne de olsa batılı, bireyselleşmenin ne olduğunu, demokrasi kurulabilmesi için şart olduğunu biliyor. Nurten konuşuyor: “Uzun yıllardır bu halkın neden bu kadar kolay sindirilebildiğini, hükümetlerin, ordunun uyguladığı hak ihlalleri ve anti demokratik baskılara neden karşı çıkmadıklarını anlayamıyordum. Şimdi ise halkın her kesiminden katılımla ortak bir şuur oluşturan bu direniş sonucu kendimi rüyada gibi hissediyorum. Bizim ve önceki kuşakların yapamadığını 90 kuşağı gerçekleştirdi. Bunu bireyselliklerini korumak, yaşam tarzlarına ve ilkelerine sahip çıkmak adına yaptılar.” Sözü ben alıyorum: “Anti-demokratik politikası ile Gazdoğan çok önemli bir şey başardı: İlk kez Türkler ve Kürtler birleşti. Türkler gaz sayesinde, Kürtlerin son 30 yıldır neler çektiğini nihayet anladılar. Ayrıca barış süreci de bu isyana hareket kabiliyeti sağladı ve insanlara güven verdi. Şimdi yapılması gereken ilk genel seçimlerde iktidarı almayı hedefleyen geniş katılımlı bir parti kurmak”.
11 Haziran’da polisin gerçekleştiridiği vahşi saldırıdan Gezi’nin halk marketi (Sivil İnisiyatif) de nasibini aldığı için güne ilk oradan başlamıştım. İçeri bir bakıyorum. Yok yok. Sitede anons ettikleri listedeki eksiklerin hepsi gelmiş ve adeta küçük tepeler oluşturmuş. Bir köşede ihtiyaçları olan yangın söndürme tüplerinden 20 adet duruyor. O sırada orta yaşlı bir hanım iki tencereyi uzatıyor. “Size fasulye ve dolma yaptım. Kapları geri verin ki yarın da yemek getireyim”. İnanması güç bir dayanışma. Yan tarafta bir sıra, herkes elinden geldiğince, imkânları nispetinde naylon torbalarda erzak getirmiş. Bu halk artık kendini bulmuş. Kimse bileğini bükemez. Gezi Komünü’ne hoş geldiniz!

ragipzarakolu_erolozkoray

Ragıp Zarakolu ve Erol Özkoray

Sırada Gezi Kütüphanesi var. Bu kez daha tedbirli geldim ve her kitabımdan 100’er adet getirdim: Büyüklere Ordu ne işe yarar? ve 5. Cumhuriyet, küçüklere de Küçük Vatandaş. Hemen kuyruk oluşuyor ve imza günü başlıyor. Sanki fabrikanin üretim bandında çalışılıyor gibi. Ben imzayı atıyorum, kütüphane gönüllüsü Gezi damgasını basıyor ve kitap uçuyor. Her kitaba aynı imza: “Gezi isyanı anısına”. Biri “tarih atsanıza” diyor, “sürekli devrim olduğu için tarih yok” diyorum. Karşılıklı kahkahadan kırılıyoruz. Başka biri “ne kadar” diye soruyor, “15 lira ama Recop’a göndereceksiniz” diyorum. Anlamıyor, ekliyorum “Gazdoğan’a havale çıkacak!” O da bir kahkaha atıyor. Tam iki saatte aralıksız imza atarak stok tükeniyor! Halbuki daha geçtiğimiz TÜYAP’ta koskoca bir günde 50-60 imza atmıştık Ragıp Zarakolu ile birlikte. Bizdeki kitaplar doğru olanlardı, ama “halk” Yılmaz Özdil için kuyruğa girmişti. İkimiz de “bu ne biçim iştir, bu halk ne zaman uyanacak?” demiştik. İşte gerçek halk burada, uyanmış ve bilinçli. Neyse, Gezi sayesinde kompleksten kurtulduk, hayatımda hiç okumadığım o adama fark attık. Bu Cumartesi günü Ragıp’la Gezi’de aynı deneyi yine yapmaya karar verdik.
dayangeziparkiŞimdi de Taksim Dayanışması’na gidiyorum temsilcilerinden biriyle konuşmak için. Mümkün değil, çünkü hepsi yere oturmuş “iş toplantısı” yapıyorlar. 200 kişi kadar. Megafonla, uygulanacak strateji konuşuluyor. Dinleyiciler ise ayakta onları çevrelemiş, onlar da en az 300 kişi kadar. Yaşanılan tipik bir “doğrudan demokrasi” örneği. Yakın tarihte görülen ilk örneği 1956 Macaristan Devrimi sırasındaydı. Tek farkla, oradaki aktörler kısa süreliğine de olsa iktidarı ellerine geçirmişlerdi. Ardından Sovyet tankları tarafından ezildiler. Çok ilginç bir deney yaşanıyor. Ülkeyi dipten sarsan bu isyanın çıkış noktasında olanlardan ortada medyatik bir lider yok. Tabii bu böyle olsun istendiği için olmadı. Kararlar kollektif olarak alınıyor, iletişim kollektif olarak yapılıyor. Benzersiz bir olay ve gelecek vaadediyor. Egolar yok edilmiş. Gerçekten inanması güç, muhteşem bir süreç ve çok demokratik bir yönetim.
Toplantı sürerken, Ankara’da hiçbir temsil niteliği olmayan Gazdoğan’ın seçtiği “çakma Gezi heyeti” kendisiyle görüşüyor. Çıkan karar Gezi ile ilgili referandum, yani başka bir deyişle bir tür Gazdoğan plebisiti. Tamamen faşist bir yöntem. Aynı zamanda da gerçeküstü. İstanbul’da ülkeyi ve dünyayı sarsan siyasi deprem oluyor, bunu başlatan hareketin temsilcileri ortada yok. Amaç Şark kurnazlığı kokan kasabalı mantığı ile halkı bir kez daha aldatmak. Geçiniz!
Yeniden Divan’ın önüne dönüyorum. Ortaya birden yeğenim Korhan çıkıyor. Bilgi’den mezun, caz bateristi. 36 yaşında. Meğerse az önce kızım İmre buluşmak için aramış. Hollanda’ya Amsterdam’a ailece yerleşmek için gün sayıyorlardı. Bir aydır görmüyordum, “ne oldu Hollanda işi?”. “Yok dayıcığım bu olaylar nedeniyle vazgeçtik. Demokrasi umudu doğdu artık burada mücadele edip bu işi bitireceğiz, hem burası çok daha heyecanlı”. Başından beri her gece direnişteymiş. Şöyle bir baktım teçhizatına; baret tamam, yüzücü gözlüğü de tamam. “Masken yok” deyince “arkadaş Perşembe Pazarı’na gitmişti birazdan getirecek”. Çernobil maskeler 220 TL, çiftli profesyonel maskeler ise 90 TL imiş. Direnişin başından beri ayaklananlar da teçhizat metamorfozu geçirmiş. Şöyle bir etrafıma baktım, herkes tam teçhizat. On binlerce kişi. Birazdan arkadaşı Adem çıkageldi. Piyanist. Maskeler takıldı artık saldırı beklenebilirdi. Çarşı’dan birkaç kişi hemen yanı başımdaydı. Diğerlerini inceledim, birazdan büyük savaşa hem de silahsız girecek gençleri. Hepsi çelik gibi, son derece rahat, kendilerinden emin ve korkusuz bekliyorlardı. Hepsinin kollarına kan grupları yazılmış. Adeta ölüme meydan okuyorlar. İşte o an olağanüstü bir fenomen karşısında olduğumu anladım. Korkudan eser yoktu. Bu kuşak korkuyu yok etmışti. Dağları devirmeye hazırdılar.
Erol Özkoray
1953 yilinda Istanbul’da dogdu. Galasaray Lisesi’nin ardindan Paris’te egitimini yapti (Siyasal bilgiler ve sosyoloji). Gazetecilige 1979 yilinda basladi. Agence-France-Presse (AFP) ve Ispanyol El Païs gazetesinin Türkiye temsilcisi oldu. 1990 yilinda ENA Iletisim, ardindan da Bogaziçi Iletisim Grubu’nu kurarak kamu iletisimi alaninda uzmanlasti ve siyasi iletisim kampanyalari gerçeklestirdi. Yunanistan Disisleri Bakani Georges Papandreu’nun siyasi iletisim danismanligini yapti (2001-2004). Idea Poltika dergisini çikardi (1998-2002). Türkiye’nin demokratiklesmesi için ugras verdi ve bu süreçte TSK ile Dogan Grubu ile mücadele etti. TSK’nin açtigi bütün davalari kazandi. Ilk kitabi “Totaliter Türkiye Çiftligi” 2006’da, 2. kitabi “Ordu ne ise yarar?” 2007’de Belge yayinlarindan çikti. 2010’da “Sürekli Darbe Rejimi” adli eseri Fransa’da yayinlandi (“Le Putsch Permanent”). Ayni eser 2011’de ABD’de çikti: “The Permenant Putsch”.

Reklamlar

Tartışma

10 thoughts on “#occupygezi: Korku bitince, dağlar devrilir! “Zıpla zıpla, zıplamazsan Tayyip’sin!”…

  1. SAYIN SHLOMO HAYIMIN GOSTERMIS OLDUGU KUBILAY OLAYINDA ATATURKUN NE DENLI ILERI GORUSLU OLDUGU GORULUR ! O VAHIM OLAY NETICESINDE ATATURK 13 YOBAZI IPTE SALLANDIRINCA MEMLEKET BIR MUDDET IRTICA YUZU GORMEDI TA KI MENDERES GELIP OY KAZANMAK ICIN IRTICAYI HORTLATAN KANUNLAR CIKARINCA YOBAZLAR CANLANDI ! BENIM ANLAMADIGIM ASKERIYENIN ISTIHBARATI YOK MU IDI ? ERBAKAN 28’SUBAT OLAYINDAN ONCE KANLI MI OLACAK KANSIZ MI OLACAK DEMESI IRTICANIN KOTU NIYETININ BIR HABERCISI IDI ! BEN KI LALETTAYIN BIR VATANDAS OLMAMA RAGMEN BU SOZLER UZERIMDE SOK TESIRI YAPTI ! ASKERIYENIN BU GAFLETI YUZUNDEN SU ANDA GENELKURMAY BASKANI BASTA OLMAK UZERE DIGER YUKSEK RUTBELI KOMUTANLAR SILIVRI ZINDANLARINDA CURUYOR ! ONLERINDE IRAN ORNEGI VAR IDI ! NICIN TEDBIR ALMADILAR ? ATATURK CUMHURIYETIN KORUNMASINI GENCLIGE VE ASKERIYEYE BIRAKMIS IDI ! BIR VATANIN KORUNMASININ NE KADAR ONEMLI OLDUGUNU BINLERCE YIL VATANSIZ KALMIS YAHUDILER COK IYI BILIR ! ONUN ICIN CIKSCAK BIR HARPTE MUHAKKAK KAZANILMASI ICAB ETTIGINI BILDIKLERINDEN ASKERIYEYE COK ONEM VERILIR ! ISRAILDE ASKERLIGINI YAPMAMIS BIR KIMSENIN DEVLET DAIRELERINDE IS BULMASI IMKANSIZDIR ! ASKER HER TARAFTA BAS TACI EDILIR ! ERDOGAN ISE ORDUYU KOMUTANSIZ BIRAKARAK ISLEMEZ HALE GETIRDI ! O KADAR CARESIZ KI BIR TARAFTAN TERRORIST BASI NE DERSE KABUL EDIYOR ! DIGER TARAFTAN UFACIK SURIYEYE KARSI BENI KORUYUN PATRIOT GONDERIN DIYE NATOYA YALVARIYOR ! SIMDI EMINIM SIKISINCA MUHAKKAK YINE GAZZAYI ZIYARETI ORTAYA ATACAKTIR ! ADAMIN UMURUNDA MI VATAN BOLUNMUS GIDIYOR ! INSALLAH YAKINDA SOYLEMEYIZ YAZIK OLDU BU GUZEL VATANA NASIL ELDEN GITTI DIYE !

    Posted by AZNOTON BABA | 25 Haziran 2013, 7:27 pm
  2. Türkçe eğitimim 11-12 yaşında başladı sayın Aznoton Baba.Ülkem İsrael’de öğrendim.Çok değerli Müslüman-Türk hocalarım sayesinde..Hepsinin önünde saygı ile eğiliyorum.Jerusalem Ofek School mezunuyum.Sonrası da var da uzundur..Bir de 12 yıl Türkiye’de bulundum.-Bu kadar sevgili dostum.-Sevgi,saygı ve dostlukla.

    Posted by Shlomo Hayim | 25 Haziran 2013, 7:03 pm
  3. SAYIN SHLOMO HAYIM ! 7 YASINDA KIBUTZDA ISENIZ BU MUHTESEM TURKCEYI NEREDE OGRENDINIZ ! BIRAZ KENDINIZDEN BAHSEDERSENIZ COK MEMNUN OLACAGIM !

    Posted by AZNOTON BABA | 25 Haziran 2013, 6:15 pm
  4. Yazıdan bazı alıntılar:
    1)-Müthiş bir dayanışma ve organizasyon. Görülmeye değer.
    2)- İlk kez Türkler ve Kürtler birleşti.
    3)-Şimdi yapılması gereken ilk genel seçimlerde iktidarı almayı hedefleyen geniş katılımlı bir parti kurmak..
    4)-Bu halk artık kendini bulmuş. Kimse bileğini bükemez
    5)-Korkudan eser yoktu. Bu kuşak korkuyu yok etmışti. Dağları devirmeye hazırdılar.

    Amacım ve yazma nedenimin asla ve de asla kişisel uyuşmazlıkların içinde bulunmak gibi bir uğraş olmadığını peşinen belirteyim.Kişinin inandığını söylemesi ve samimice kaleme alması erdemliktir.Düşmanımın düşmanı dostumdur ilkesinden yola çıkarak zor olana varım.Doğru bildiğimi de söylerim.Neyin görmezlikten gelindiğini,kişinin kendinden ne beklendiğinin bilincinde olmayan omurgasız onursuzlardan asla değilim.Daha önceleri de belirtmiş idim,bu sitede misafirim.Bendeniz cahilin,fakirin sofraya getirdiği ortadadır.Ahçı elindeki malzemeyi değerlendirir,maharet ise onu nasıl değerlendirdiğidir.

    Sayın Özkoray,elindeki malzemeyi bizzat mutfağın içinde bulunarak,üstelik sayın eşi ile birlikte entellektüelliğini akademisyen kimliği ile birleştirerek biz okuyucularına elden geldiğince sunmaya çalışmış.Cesareti ve olayları çarpıtmadan samimi ve vatansever duygularla kaleme alması özellikle kutlanmayı hak etmiştir.

    Sahipsiz bir vatanın batması haktır-Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır- söyleminin ki,Mehmet Akif Ersoy’a aittir,bu yaşanan olaylar sebebi ile ne denli doğru olduğu bir kez daha anlaşılmıştır.Oysa ülke üç,beş imamın elinde ne idüğü belirsiz hesaplar içinde sağa sola peşkeş çekilmekte.Bunun daha net anlaşılabilmesi için,F.D.Roosevelt’in tarihe geçmiş bu söylemi referanstır.

    “Siyaset arenasında hicbirsey tesadüfi olmaz.Tesadüf gibi görünen birşey olmuş ise,o tarzda planlandığına emin olabilirsiniz.”..dedikten sonra..

    Tüm bunlar seni neden ilgilendiriyor sorusu internet denizinde sıkça karşılaştığım bir soru.İlgilendiriyor çünkü,arap dünyası ve Türkiye’de yaşanan her olumsuzluğun faturası ülkeme kesilmektedir.Kesilmeyeydi eğer,tek bir kelime yazmaz,yıllarca yaptığım gibi sadece okumakla yetinirdim.Oysa,kognitif düşüncelerin süreçleri esnasında beyin aktivasyonlarının haritalanmasını mümkün kılan adeta bir Pcass cihazı benzeri olarak sadece okumak yetersiz kalmakta bu İslamcı ve geçmişle hesaplaşma uğruna gözünü kan bürümüş iktidarın yalanları ve iftiraları karşısında.Bir İsrael’linin Türk sitelerinde Türkçe yazması,üstelik kabul görmesi kimileri için şaşırtıcı olsa da,aklın yolu birdir söylemi düşünülürse eğer,çok da önemli değil.

    Sayın Özkoray’ın analizinden yaptığım alıntılara maalesef yürekten katılabilmem tam olarak mümkün değil.İzah etmem gerekirse….

    1)-Öncelikle belirtmem gerekir ki,Türkiye’de böylesi bir eylem her ne kadar akepe için sürpriz olsa da,çok ülke bunu bekliyordu.Hatta bazı ülkeler bunun gecikmiş bir eylem olduğunu da belirttiler.”İKİ AYYAŞ” söylemini Erdoğan dile getirdiğinde,kendi kendime tamam dedim.Ve bir kez daha duygularım beni aldatmadı.
    Ancak,sevgili yazarımızın müthiş bir organizasyon şeklindeki ifadesine katılmam mümkün değil.Dayanışmaya itirazım olamaz.Organizasyonlarda lider olur,plan olur,yol haritası olur.Gördüğüm ve bizzat orada bulunan profesyonel bakış açısına sahip tanıdıklarımın ifadeleri doğrultusunda Gezi Parkında organizasyon yoktu.Olaydı eğer,eylem bir başka görüntü sergilerdi.
    2)-Türkler ve Kürtler birleşti söylemi biraz uçuk olmuş gibi.Dayanışma sergilediler demek daha doğru olurdu gibi.O da mecburiyetten.Sayın Özkoray tahminimce Türk bayrağının yanısıra BDP bayrağının elele gestapo teröründen korunmaya çalışan iki kişinin süslediği fotoğrafa istinaden böylesi bir cümleyi kaleme aldı.Turkler ve Kürtlerin neden birleşemediği bir başka konu olup,sayfalar yetmez.Bir ara böylesi bir makale sitede yayınlanırsa acizane düşüncelerimi aktarma fırsatını yakalamış olurum.

    3)-Öncelikle bir milletin büyüklüğünü sağlayan şeylerin başında kendine saygı öğesi gelir ki haysiyetlilik ile eş anlamlıdır.Ne hazindir ki, bin yıldan fazla bir zamandan beri şeriatçılar (özellikle din adamları),sonu gelmez yalanlarla insanlarınızı bu duygudan uzaklaştırmak için ellerinden geleni yapmışlardır.Bu tür görüşleri aydınlarınız,sık sık ve hemen her vesileyle dile getirmekten geri kalmazlar.Ancak ne var ki,bunu yaparlarken Türk halkını bin yıldan beri benliğinden vuran ve kendine saygı duygusundan uzaklaştıran şeriat verilerinden ya habersizdirler,ya da haberli bulunsalar bile habersiz görünürler.İkinci olarak Nietzsche’nin dediği üzere “Cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi, hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır.”.Ve de üçüncü ve en önemli unsur sayın yazar,Erdoğan’ın sürekli sandık,sandık demesi Sun Microsystems tarafindan programlanmış Chip Multithreading teknolojisine sahip Ultra Sparc işlemci sistemine bağlı çalışan yazılıma olan güveninden ötürüdür.Geniş katılımlı bir parti hayalinden önce böylesi engebeleri aşmak gerekir.Ve dünya kurulduğundan bu yana,dini siyasete alet ederek iktidara çöreklenen din eksenli hiç bir parti veya hükümet sandıkla mağlup edilememiştir.
    4) Bu halk derken…geleceğini 2 paket makarna ve 1 çuval kömüre satan halktan bahsediyorsanız,görüş belirtmeye gerek yok.Yok,Gezi parkındaki halktan bahsediyorsanız,görüş bildirip analiz sunmak için henüz erken derim.

    5)-Bu görüşe itiraz edilemez.Zaten bu eylemin en büyük ikinci getirisi olmuştır korku dağlarının bu nesil tarafından aşılmış olması.Birinci getirisi ise,akepe hükümetine destek veren ülkelerin başbakanın nezdinde bu islamcı iktidarın gerçek yüzü ile tanışmış olmalarıdır.Putin’in ne denli haklı olduğu ve G-8 toplantısında gururla hatta alaycı bir tebessümle bunu dile getirmiş olması gözlerden kaçmadı.Bir önemli nokta,Türkiye’nin AB dosyasını rafa kaldırmak üzere hamle yapan Merkel’in Putin tarafından desteklenmiş olmasıdır ki,bu da dünya ülkelerinin Türkiye konusunda tek bir görüşte hem fikir olduklarının göstergesidir.Gezi Parkı olaylarının en büyük getirisi kanımca bu olmuştur.

    Acizane düşüncelerimdir sayın Özkoray.Karanlığı kovmak için tek bir kibrit yapmak kafidir çoğu zaman.

    La grenouille qui veut se faire aussi grosse que le boeuf’ün deliğe süpürülme zamanı.

    Kalın sağlıcakla.

    Posted by Shlomo Hayim | 24 Haziran 2013, 6:17 pm
  5. SAYIN SHLOMO HAYIM ! YORUMLARINIZI ILGI ILE OKUYOR VE SAYENIZDE COK SEYLER OGRENIYORUM ! BIR DE BU ISLAM DIKTATORYASINA NASIL DAVRANILMASI GEREKTIGINI ACIKLARSANIZ HERKESE BUYUK BIR IYILIGINIZ DOKUNACAK ! SEVGI VE DOSTLUKLA SEN VE ESEN KALINIZ !!!

    Posted by AZNOTON BABA | 20 Haziran 2013, 2:47 pm
    • Değerli Aznoton Baba.İçiniz kadar güzel sözlerinize teşekkür ederim.Kendi ile barışık olabilmek yaşamın anahtarıdır.Bir acı rüzgar esmeye görsün.Ne sallanmadık dal,ne uçmadık çatı,ne yıkılmadık hayaller,ne de dağılmayan aileler kalır.Bendeniz o acı rüzgar ile doğduğum ve yaşadığım Kibbutz’da 7 yaşında tanıştım.Bedeli çok ağır oldu.Ancak kendimle barıştım.Devletimin sıcak kucağında büyüdüm,geliştim,güçlendim.

      Vatanıma,bayrağıma,ulusuma ve değerlerime karsi verilen bu antisemitik mücadelede yanlış bir çıkış noktası ve yanlış bir sebeb-sonuç analizi,yani kisaca ön yargı ve Israel dusmanligi ve İsrael ulusu aleyhine inşa edilen piramitin en ust tepesinde dört ucun birlesmemesi üzerine ve bu icraatın yanlış hesap olarak çıkması için elimden geleni,cürmüm kadar yer yakmayı ilke edinmiş ve bu uğursuz denklemi kuranların aleyhine hüsran olması için verdiğim çabalar devletime olan borcumu bir nebze ödememe sebebiyet vermişse eğer,ne mutlu bana.

      Vatansever olunmaz sevgili Aznoton Baba.Vatansever doğulur.

      Asla unutmayın ki,”Bir daha,İsrael’de Allah’ı yüz yüze tanıyan hiç bir peygamber cıkmamıstır.- ( Devarim : 34:10).

      Ve son söz David Ben Gurion’dan..BIZ KITABI KORUDUK..KITAP DA BIZI…..שלומו היים

      Posted by Shlomo Hayim | 24 Haziran 2013, 6:47 pm
  6. Kitaplarınız hakkındaki sıcak ilginize teşekkür ederim sayın Özkoray.48 saatlik bir mesai sonrası az sonra yuvaya dönüş yolculuğuna hazırlanıyordum ki,cevab-ı tefrikanızı gördüm.
    Sizin de önce insan,sonrasında gazeteci olarak sakin bir yaşamınız olmamış arz ettiğiniz üzere.Savaş konusunu neden bahse konu yazınız altına taşıdığımı merak ettiniz anladığıma göre.Size bu konuyu açık açık yazacağım.Ancak önsöz olarak bir iki cümle yazarsam eğer,konu hakkındaki düşüncelerimi kısmen de olsa anlayacağınızdan eminim.

    Bugün ülkenizde kendini ulusalcı,kemalist,vatansever,cumhuriyetçi olarak lanse eden kişiler tüm görüş ve inançların demokrasi kılıfı altında yaşamasını engelleyenlerin egemenliklerine son vermedikçe,bir arada barış içinde huzurla,özgürce ve mutlu olarak bir arada yaşamanın mümkün olamayacağını hem kabul etmiyorlar,üstelik bir arada yaşam için çabalıyorlar.Bunu Gezi Parkı direnişinde çok daha net gördük.Olaylar büyüyüp diğer illere de sıçrayınca islamcı hükümetin sözcüleri ki ben onlara yalan makineleri diyorum,boy boy televizyonlara çıkıp,tarihi de referans vererek,bu topraklarda yüzyıllardır tüm halklar ve inançlar kardeşçe yaşamışlardır,bundan sonra da yaşayabiliriz,yeter ki birbirimizi anlayalım,yeter ki hoşgörü olsun şeklindeki söylemlerle yükselen tansiyonu liderlerinin aksine yumuşatmak üzere bol bol salçalı ve kendilerine hiç de yakışmayan demokratik laflar yumurtlamışlardır.Pek tabii ki,İsrael’li bir vatansever olarak tüm bunları takip ettim.Çünkü bu işin günahının ülkeme yükleneceğine ve faturanın yine ülkem adı anılarak dogmatik kafalara göre siyonist rejime fatura edileceğine inancım tamdır.Ve bu konuda 2 gün önce Yeni Şafak gazetesinde “Kod adı istanbul” başlığı ile yayınlanan,bugün ise Jen Psaki tarafından refüze edilen yazı bu düşüncemin ne denli doğru olduğunun göstergesidir

    İslamcı dikta iktidarının böylesi hoşgörü söylemlerine inananlar acizliğin,bilgisizliğin,eğitimsizlik sonucu var olan cehaletin en üst mertebesinde oldukları red edilemez acı bir gerçeğin kendisidir.Hele ki İslamcı başbakanın sürekli mağduriyetleri diline dolaması,Aleksey Maksimovic Peskov’un “Gecmisin arabalari ile bir yere gidemezsiniz” söylemi ile ne denli ters bir ikilem sergilediği görülmektedir.Bu bir boşluk anında iktidara gelen bu çarpık adamların ifade ettikleri gibi bu topraklarda asla kardeşçe yaşanmadı.Osmanlı zamanında biat edildiği sürece evet bir katliam olmamıştır ama (bunun da sebebleri vardır) en ufak bir başkaldırıda babanın öz evladına nasıl kıydığı da bilinmektedir.Bugünün İslamcı iktidarın da kardeşlikten,barıştan,hoşgörüden anladığı ve satır aralarında kastettiği,egemenliği altına almak istediği toplumun,hatta bireylerin özel yaşamları dahil olmak üzere mutlak teslimiyetidir.Bunu yaşadınız ve gördünüz.Kaç çocuk yapmanız gerektiği dahi dikte ettirildi.

    Ve işte sayın Özkoray..O Gezi parkında piyano çalarak,şarkılar söyleyerek,tencere tava orkestrası kurarak bu İslamcı egemen ve diktacı iktidara karşı sergiledikleri tutum hedefe kilitlenmenin çok uzağında bir görüntü vermiştir.Artıları elbette olmuştur.Daha önceki yorumumda belirttiğim üzere korku dağları yıkılmıştır.Peki,ne yapılması gerekirdi,ve nasıl davranılması gerekirdi.Cevabı basit.
    Tarihte yer alan “Kubilay” olayı örnek alınacaktı.Yani onların anlayacağı dilden konuşarak.Size savaş ve terörden bahsetmemin sebebi,bendenizin hep bu dili kullanmış olmam sayesinde bugün sizinle yazışıyor olmamdır.Ve bu dili imamlardan çok daha iyi bilenler,(siz mahkemelik olmanıza rağmen) bugün Silivri zindanlarında tutsaklar.Organize olmadan,hedefi belirlemeden gözü kara eylemlere girişmek her daim kuvvetlerin dağılmasıyla son bulur.Çünkü maceracı gözükaralığın kaynağında koyu bir umutsuzluk ve karamsarlık vardır.Uzun oldu..(devam edecek)

    Bir nefesin becerisi hakkında kişinin ne düşünmesi gerektiğini bilmesinin ötesinde,dağların bile insan sedasına karşılık verecek kadar “İnsan” olduğu doğanın öğretisidir sayın yazar.

    A demain cher Özkoray.Bonne soirée.

    Posted by Shlomo Hayim | 18 Haziran 2013, 7:21 pm
  7. Sayin Hayim,
    Kitaplari siparis etmenize sevindim. Eger bulamadiklariniz olursa beni bilgilendirin. Diger taraftan surekli polis siddetinin oldugu ve acimasiz saldirilarin yasandigi bir ortamda yapilmis olan organizasyonu bu çerçevede degerlendirmek lazim. Ornegin bir kutuphane olayi var, 2 haftada 3 milyon kitap dagitti. Bir Gezi Market olayi var inanilmaz destek gordu ve parktaki dagitim noktalarinda hersey bedavaydi. Doktorlarin organizasyonu da inanilmazdi. Ama bunlarin hepsi duzenli olarak saldiriya ugradilar ve kullerinden yeniden dogdular.

    Niye savas ve terör konusunda boyle konustunuz pek anlamadim. Size birkaç ornek vereyim gazeteci olarak yasadiklarimdan:
    1- Iran-Irak savasi çiktiginda Tahran’daydim ve izledim
    2- 1982’de Humeyni iktidari tekeline aldiginda ve muhalif avina çiktiginda (Devlet Baskani Beni Sadr dahil) ve meydanlarda insanlar vinçlerle asildigi sirada Tahran’daydim ve oradan olum riskini goze alarak çekilen filmleri Batiya gizlice çikardim
    3- ASALA’nin Paris’teki terörist eylemlerini ilk sirada takip ettim
    4- Kurdistan’da (Turkiye tarafi) mayinli yolda olumle burun buruna geldim; biz o yoldan geçtikten 3 gun sonra 3 mayin bulundu ve 3 yil sonra Ocalan’in yakin adamindan “gazeteciler oldugu için arabada patlatmadik o mayinlari” sozunu duyunca nasil hayatta kaldigimizi anladik (arabada 4 gazeteciydik içilerinde Guneri Civaoglu ve Yavuz Donat da vardi)
    5- 2. Intifada sirasinda ise Israil deydim ve yakindan takip ettim.

    Listem bu kadar; bir de buna TSK ile demokrasi mucadelemi eklerseniz (Buyukanit ve halen hapiste olan Basbug tarafindan açilmis 12 dava – hepsini de kazandim) ayrica demokrasinin onunde buyuk engel olan Dogan Grubu nu da eklerseniz (bu gruba karsi 11 dava açmis tek gazeteciyim ve bunlarin ne mal oldugu Gezi Isyani’nda nihayet goruldu) liste bayagi dolmus oluyor. Demokrasi için de bayagi onemli bir mucadele vermis oldugum anlasiliyor bir birey olarak. Simdi sirada Ermeni Soykirimi’nin 100. Yildonumu çalismalari var. Tabii bir de bu ulkenin artik gerçek demokrasiye geçme çalismalari. Bunlarin da olumlu sonuçlandiklarini da gorecegime inaniyorum. Boylece bir birey ve entelektuel olarak gundemimi tamamlamis oluyorum.
    Sevgiler.
    Erol Özkoray

    Posted by Erol Özkoray | 18 Haziran 2013, 1:15 pm
  8. Sayın Özkoray.Öncelikle tavsiyenizi kulak arkası etmedim ve kitaplarınızı sipariş ettim.Elime geçer geçmez okuyacağım.

    Gezi parkı olayları hakkında yazdıklarınız güzel.Keyifle okudum.Ancak işin sonucunda aynı keyfi aldım dersem yalan olur.Açıkçası böylesi bir sonuç şahsımı tatmin etmekten çok uzak.Bir de müthiş bir dayanışma ve organizasyon olduğunu belirtmişsiniz.Orada bulunan dostlarımdan aldığım bilgilere istinaden,ki hepsi konularında uzmandırlar dayanışmaya bir nebze evet denilebilir de,ancak organizasyon maalesef evlere şenlik imiş.

    Siz hiç savaştınız mı sayın Özkoray?-Veya bir savaşın izleyicisi oldunuz mu?-Herhangi bir terör saldırısına şahit oldunuz mu?-Hiç zannetmem.Orada bulunan Gezi parkı şövalyeleri için de aynı şeyi söyleyebilirim.

    Oysa işin sonucu çok daha değişik olabilir ve hedefe ulaşılabilirdi.Nasıl olunabirliğini bir ara yazarım.Ve hedefin stratejik anlamını da.

    Herşeye rağmen,Gezi parkı eylemcileri bu gösterdikleri cesaretten dolayı kutlanmayı hak etmişlerdir.Üstelik bazı duvarların yıkılmasına da sebeb olmuşlardır.Örneğin korku duvarı aşılmıştır.Hitler bundan sonra anti-demokratik bir girişim öncesi birkaç kez düşünmek zorunda kalacaktır ki,bu onun Makyavelizm’in temel ahlakı olan dünya görüşünü ve amaca giden her yol mubahtır inancına çok ters düşecektir.

    En büyük darbe ise,bu eylemler sayesinde onun gerçek yüzünü en nihayetinde tanıyan batı ülkelerinden gelmiştir.Özellikle Obama son görüşmesinde tüm talep ve isteklerini karşılıksız bırakmıştır.Ve bir de Orta doğu’da liderlik balonu da sönmüştür.

    Diyeceklerim bu kadar.Biraz da yorgunum.Kusura bakmayın.Çöl iklimi bizim Tel-Aviv iklimine benzemez.

    Yürekten sevgi,saygı ve dostlukla.

    Posted by Shlomo Hayim | 17 Haziran 2013, 8:10 pm
  9. DUYDUGUMA GORE TAYYIP KABIZ OLMUS ! ICINDEKI BIRIKMIS GAZI TOPLAYIP TOPLAYIP HALKIN USTUNE SIKIYORMUS!

    Posted by AZNOTON BABA | 13 Haziran 2013, 9:57 pm

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

  • CANLI Başakşehir 0-1 Antalyaspor 17 Aralık 2017
  • Eljif Elmas La Liga yolcusu... Son dakika Fenerbahçe transfer haberleri 17 Aralık 2017 17 Aralık 2017
  • Fikret Orman Arda Turan'la görüştü... Son dakika Beşiktaş transfer haberleri 17 Aralık 2017 17 Aralık 2017
  • Pınar Karşıyaka'da ikinci transfer Byron Allen 17 Aralık 2017
  • CANLI Akhisarspor 0-1 Kayserispor 17 Aralık 2017
  • Arsene Wenger'den Mesut Özil'e nasihat 17 Aralık 2017
  • Samir Nasri bombası... Son dakika Galatasaray transfer haberleri 17 Aralık 2017 17 Aralık 2017

Stats