>
you're reading...
Ajans

Türk Musevi Cemaati Başkanı İbrahimzadeh: “Türkiye’mizin nüfussal gelişimine paralel olarak vatanımızda 600 bin kişi olabilirdik”…

ishak-ibrahimzadeh1Türk Musevi Cemaati geleneksel iftar yemeğinin 13’üncüsü, Darülaceze’nin bahçesinde düzenlendi. Okmeydanı’ndaki Darülaceze Başkanlığı’nda düzenlenen iftar programına; İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı, Türk Musevi Cemaati Başkanı İshak İbrahimzadeh, Darülaceze Başkanı Nevzat Bayhan, Fener Rum Patrikhanesi Patriği Bartholomeos, Türkiye Hahambaşı İsak Haleva, Süryani Katolik Patrik Vekili Yusuf Sağ ve çok sayıda Darülaceze sakinleri katıldı.
Türk Musevi Cemaati Başkanı İbrahimzadeh, iftar yemeğinin ardından yaptığı konuşmada, kimin hangi etiketi taşıdığının değil, “biz”in yarattığı kuvvetin önemli olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
vakit10072013O ‘biz’in yarattığı kuvvetle inançlarımızın ortak hedefi olan sevgiye ulaşır ve yaratılmış olan o ötekini sevebildiğimiz için yaradanımızla da bütünleşebiliriz. Bu şekilde hep birlikte içinde olduğumuz değişimin yaratmayı hedeflediği muhteşem bir Türkiye senfonisini seslendirebiliriz. Bu senfoni içinde yer alıp sesimizi duyurmaya çalıştığımızda bundan besir_atalay_geziyi_yahudi_diasporasi_tetikledifaydalanarak, gürültü yaratmak isteyenlere ise fırsat vermemeliyiz. Türkiye senfonimizin mesajını ruhuna hüda arayan bölgemize ve farkındalığını kaybetmiş olan dünyamıza ulaştırabiliriz.
Ayrımcılığı sanat haline getirmiş olanların ortaya çıkabildiğine işaret eden İbrahimzadeh, “Öğrenilmiş ön yargılarla alışkanlık haline gelmiş olan yanlışlıklar toplumun her kesimine yayılabildiği gibi, önce ön yargıyı artırmakta, bunu nefrete dönüştürebilmekte, en sonunda ise hiç istemeyeceğimiz sonuçlara yol açabilmektedir. Mutlaka ifade özgürlüğümüz olabilmeli ancak özgürlükler de ifadelerle yok edilmemelidir” dedi.
zl_yasefyahya
İbrahimzadeh, tabelasında “Diş Doktoru Yasef Yahya” yazıyor diye 10 yıl önce öldürülen Yasef Yahya’yı andığını ifade ederek,Bu tip söylemlerin önüne geçebilmek için bunları hukuka taşıyabiliriz ve yarattığı tahribatı hukuk yoluyla çözmeye çalışabiliriz. Ancak bir olan yaradanımıza sevgiyle ulaşmaya çalışan bizler için bunun öncesinde daha doğru ve daha birleştirici iki yol daha var. Birlikte, hep beraber oluşturmamız gereken yapıcı söylemlerle bu ön yargıları ve yaklaşımları hep bir ağızdan anında kırmaya, bunları söyleyenleri aramıza kazanmaya çalışmalıyız. İkinci yol ise aile reisimizin yani devletimizin çocuklarının kendisine şikayete gelmesini beklemeden huzur ve kardeşliği tesis edecek adaleti sağlamak için resen inisiyatifini kararlılıkla kullanmasını sağlamaktır” diye konuştu.
Katılımcılara, 18 bin kişilik ve demografik olarak azalan Musevi cemaatinin başkanı olarak seslendiğini söyleyen İbrahimzadeh, şunları kaydetti:
Cumhuriyetimizin ilk yıllarında 100 bin kişiydik. Cumhuriyetimizin ve Türkiye’mizin nüfussal gelişimine paralel olarak vatanımızda 600 bin kişi olabilirdik. Buna rağmen hayat mücadelemizin içinde çoğumuz cemaatimizi ayakta tutmaya ve Türkiye senfonimizi yüzlerce yıldır olduğu gibi katkımızı -bu katkımızın içtenliği halen çeşitli ortamlarda sorgulansa ve bu acıyı duymayı yaşasak da- canlı tutmaya çalışıyoruz ve devam edeceğiz. Hedefimiz, yaşam savaşı veren bir toplum olmaktan çıkıp, yaşam verebilen bir toplum olabilmektir. Bu konudaki en büyük umudumuz, Sayın Başbakanımızın inisiyatifi ve inancıyla çıkmış olan azınlık vakıflarının mülklerinin bir kısmını iade etme yasasıdır. Bu konudaki iradenin ve isteğin, halen karar aşamasında olan tüm dostlarımıza yansıyacağına ve haklarımızın hukukun sınırlarını zorlama pahasına iade edileceğine olan inancımız tamdır.”
Türkiye Musevileri Hahambaşı İsak Haleva ise Müslümanların bu yoğun ibadet döneminde, Türkiye’nin birliğine, bütünlüğüne ve her ne inanca bağlı bulunursa bulunsun, halkın geleneksel kardeşliğine delalet ettiğine inandığı iftar sofralarının, toplumsal kaynaşmanın en belirgin kanıtı olduğunu söyledi.
Bundan önce düzenledikleri iftarlardan farklı olarak, bu yıl iftarı Darülaceze’de yaptıklarını dile getiren Haleva, şöyle konuştu:
Bünyesinde her 3 büyük semavi dinin ibadethanelerini barındıran, himayesi altına aldığı insanlarımıza din, dil, ırk, cinsiyet ve yaş farkı gözetmeksizin hizmet sunan bu kurumumuz, kanaatimce böylesi iftar sofralarına ev sahipliği yapmaya, böylesi ahenge sahne olmaya en ziyade layık bulunan kurumlarımızdan biri, belki de birincisidir.
Bu akşam biz de buradaki ibadethanemizde az önce akşam ibadetimizi eda etmiş bulunuyor ve bu vesileyle de tüm insanlığın olduğu gibi ulusumuzun ve vatanımızın selametiyle, devletimizin yücelmesi ve Cumhurbaşkanımızın esenliği için dua etmiş bulunuyoruz.”
Fener Rum Patriği Bartholomeos da farklı din mensuplarının iftarlara katılması veya iftar vermesinin yadırganmaması, tam aksine desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Birleştirici, kaynaştırıcı bu buluşmalar, hepimizin yaradanı Allah’ın arzu ettiği yolda atılmış adımlardır. Hepimiz onun kullarıyız ve aramızdaki farklılıklar, bizlerin aynı çorbayı paylaşmasını engelleyemez. Bilakis aynı sofra etrafında buluşmamız, yaradanı da hoşnut kılar” dedi.
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ise Musevi cemaatine iftardan dolayı teşekkür ederken, geleneksel iftarın devam etmesi temennisinde bulundu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da bir araya gelmenin, ötekini kabul etmenin, insani değerlere sahip çıkmanın her şeyi çözdüğünü belirtti. Konuşmaların ardından Duahan Natan Seliki ve Beşiktaş Müftüsü Hızır Hilmi Yılmaz, kendi inançlarına göre dua etti. Öte yandan, İsak Haleva, Türk Musevi Cemaati’nin Türkiye’deki kamplarda yaşayan Suriyeli göçmenlere yönelik bağışını, Dışişleri Bakanlığı’na iletilmek üzere Vali Mutlu’ya sundu.
İftara, İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran, Süryani Katolik Kilisesi Patrik Vekili Yusuf Sağ ve Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan da katıldı. Kaynak: AA

Türk Musevi Cemaati Başkanı İshak İbrahimzadeh’nin yaptığı konuşmanın tamamı:

“[…] kitabımızın adı Tevrat… Ve her hafta tüm dünyadaki Yahudi Cemaatlerinin sinagoglarında aynı zamanda okunmakta… Ve hatta bu mekandaki sinagogumuzda bile bir tanesi mevcut. Bu vesileyle buradaki sinagogumuzu tefriş ederek bizlere tekrar kazandıran Kuzguncuk Vakfı’mıza teşekkür ederim.
Maalesef, halen Tevrat’ımızın tahrif edilmiş olduğu, değiştirildiği ile ilgili söylemleri üzüntü ile okumaktayız. Ama bilinmesini isteriz ki sinagoglarımızda okuduğumuz ve içinden hayatı öğrenmeye çalıştığımız Tevratlar taa 3300 sene evvel Tanrı’mızın Musa Peygambere Sina Dağı’nda halkın huzurunda verdiğinin aynısı… Ne bir harfi, ne bir kelimesi, ne bir cümlesi, ne de bir paragrafı değişti.. Ve Tanrı bu hafta bize ‘Ree’ demiş…Ree ‘gör’ demek… ‘Gör’… önüne ‘bereket’i ve ‘kıtlığı’ koyuyorum…
Neden Tanrı bizlere ‘gör’ dedi….
Neden bu kadar ileri teknolojiye sahip olduğumuz bir dünyada halen göremeyebileceğimizi bizlere hatırlattı… Belki herhangi bir konuda belli bir aksiyona geçmeden mutlaka bizden farklı bir noktadan bakan bir “ötekinden” de fikir almamızı ve onu duyarak, planladıklarımızı tekrar gözden geçirmemizi istedi…Ben’den farklı bir ‘ben’e giderek, sen ne düşünüyorsun? Sen ne önerirsin diyerek bir ben ve sen oluşturmamızı ve buna “biz” diyerek bereketi görmemizi istedi… Biz olduğumuz zaman kimin az, kimin çok, kimin beyazı, kimin turuncuyu sevdiği veya kimin hangi etiketi taşıdığı hiç önemli değil… Önemli olan o ‘biz’in yarattığı kuvvet… Ve o ‘biz’in yarattığı kuvvetle inançlarımızın ortak hedefi olan sevgiye ulaşır, yaratılmış olan o ötekini sevebildiğimiz için Yaradan’ımızla da bütünleşebiliriz…

Bu şekilde hep birlikte içinde olduğumuz değişimin ve barış hedefinin yaratmayı hedeflediği muhteşem Türkiye senfonisini seslendirebiliriz … Bu senfoni içinde yer alıp sesimizi duyurmaya çalıştığımızda bundan faydalanarak gürültü yaratmak isteyenlere fırsat vermemeliyiz. .
Böylece Türkiye senfonimizin mesajını ruhuna gıda arayan bölgemize ve farkındalığını kaybetmiş dünyamıza ulaştırabiliriz… İşte bu mesajı bir sanatçı titizliğiyle icra etmeye çalışırken maalesef görebiliyoruz ki sanat hocalarımızın içinde dahi ayırımcılığı sanat haline getirmiş olanlar çıkabiliyor. Bu gibi önyargılarla öğrenilmiş ve alışkanlık haline gelmiş olan yanlışlıklar toplumun her kesimine yayılabildiği gibi önce önyargıyı arttırmakta, bunu nefrete dönüştürebilmekte, en sonunda ise hiç istemeyeceğimiz sonuçlara yol açabilmektedir. Mutlaka ifade özgürlüğümüz olabilmeli ancak özgürlükler de ifadelerle yok edilmemelidir.
Dün sevgili kardeşim Yasef Yahya’nın onuncu yıl mevludunu yaptık. Mükemmel bir aile babası ve çok yardımsever bir kardeşimiz olan Yasef kapısında sadece Dişçi Yasef Yahya yazdığı ve Musevi olduğu bilindiği için öldürüldü. Kendisini sevgi ve özlemle anıyorum. Bu tip söylemleri tabii ki hukuka taşıyabilir ve yarattığı tahribatı hukuk yoluyla çözmeye çalışabiliriz….ancak ‘bir’ olan Yaradanımıza sevgi yoluyla ulaşmaya çalışan bizler için bunun öncesinde daha doğru ve birleştirici iki yol daha var: Birlikte oluşturmamız gereken yapıcı söylemlerle bu önyargıları ve yaklaşımları hep bir ağızdan anında kırmak ve bu söylem sahiplerini aramıza kazanmaya çalışmak.
İkinci yol ise aile reisinin yani devletimizin çocuklarının kendisine şikayet gelmesini beklemeden huzur ve kardeşliği tesis edecek adalet sağlaması için resen inisyatifini kararlılıkla kullanmasıdır.
Sevgili Dostlarım ve kardeşlerim
Bugün burada 18.000 kişilik ve demografik olarak azalmakta olan cemaatimizin başkanı olarak konuşuyorum…Cumhuriyetimizin ilk yıllarında ise 100.000 kişiydik ve Türkiye’nin gelişimine paralel olarak vatanımızda 600.000 kişi olabilirdik. Buna rağmen hayat mücadelemizin içinde çoğumuz gönüllü olarak cemaatimizi ayakta tutmaya ve Türkiye senfonimize yüzlerce yıldır olan katkımızı ve bu katkımızın içtenliğinin halen çeşitli ortamlarda sorgulanmasının acısını yaşasak da canlı tutmaya çalışıyoruz ve devam edeceğiz. Hedefimiz yaşam savaşı veren bir toplum olmaktan çıkıp yaşam veren bir toplum olmak.
Bu konudaki en büyük umudumuz Sayın Başbakanımızın inisyatifi ve inancı ile çıkmış olan azınlık vakıflarının mülklerinin iade yasasıdır. Bu konudaki iradenin ve isteğin halen karar aşamasında olan tüm dosyalarımıza yansıyacağına ve haklarımızın hukukun sınırlarını zorlama pahasına iade edileceğine olan inancımız tamdır. Bu vesileyle başta Sayın Başbakanımıza, hükümetimize ve Vakıflar Genel Müdürümüz Adnan Bey kardeşime anlayışları için çok teşekkür ederim. Kendisinin burada olamaması sebebiyle de Vakıflar Meclisi temsilcisimiz Laki Vingas’tan bu mesajımızı kendilerine iletmelerini rica ederiz.
Sözlerime son verirken bizler burada neşe ve huzur içinde hep birlikte iftar açıyoruz. Ancak ülkemizin hemen yanı başında büyük acılar yaşanıyor. Suriye’den son aylarda güneydoğu bölgemize kaçabilenler yine de şanslı olanlar… Ancak maalesef aralarında binlerce öksüz ve yetim çocuk var… Kimilerinin babası yok, kimilerinin babası Suriye’de kalmış, kimilerinin babasının nerde olduğu bile belli değil…Bu konuyu hepimiz mutlaka medyadan izliyoruz, şahsım ise 10 gün kadar önce Sayın Dışişleri Bakanımız Davutoğlu ile bir iftar sofrasında yanyana otururken kendisinden bu çocukların acısını dinleme imkanı buldum, acıyı gözlerinde gördüm ve birlikte onların yüzünde bir tebessüm yaratabilmek için bir bayram katkısı yapmaya karar verdik. Biraz sonra bu mütevazi katkımızı Hahambaşımız Sayın Valimize Dışişleri Bakanı’mıza ulaştırması için teslim edecek…Umuyorum ki bu şekilde her bulunduğumuz ortamda bu çocuklarımızın sesini daha çok duyurabilir ve hepimizin onlara daha fazla el uzatıp mutlu olabilmeleri için katkı da bulunmalarını sağlayabiliriz.. Hepinize tekrar hep birlikte olduğumuz için şahsım ve tüm cemaatim adına teşekkür eder, yaklaşmakta olan Ramazan bayramını en içten duygularla şimdiden kutlarım. Sağolun, varolun…”

BBC: Yahudiler hedef gösterilmekten endişeli; “Ya kırmızılı kadın ben olsaydım?” diye soruyor Rifka…

POSTED BY  ⋅ 6 TEMMUZ 2013 ⋅ 2 YORUM

“Türkiye’de yaşayan Yahudilerin açık konuşmasının zamanının geldiği düşüncesinde. Özellikle de Türk hükümetinin Yahudilerle ilgili yaptığı açıklamaların ardından”, BBC muhabiri Elçin Poyrazlar, Türk Musevi Cemaati’ne yaptığı yazılı görüşme başvurusundan bir yanıt alamamış olmanın yarattığı “tedirginliği” dile getiriyor ve ekliyor: “[…] Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın Gezi eylemlerinin ardında Yahudi diyasporası olduğu yönündeki ifadeleri her ne kadar bakanın … Okumaya devam et»

BBC anketinde; “Türkiye’de en olumsuz bakılan ülke İsrail”, İHH’nın dilinde “En Nefret Edilen Ülke İsrail”e dönüştü…

POSTED BY  ⋅ 23 MAYIS 2013 ⋅ 6 YORUM

BBC’nin 25 ülkede yaptırdığı bir anket, Türkiye’de 16 ülke arasında en olumlu bakılan ülkenin Almanya ve Japonya, en olumsuz bakılan ülkenin ise İsrail olduğuna işaret ediyor. Bu veri İHH Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Oruç’un,  perşembe 23 Mayıs 2013, 10:27 AM çıkışlı, twittinde “BBC anketine göre Türkiye’de en nefret edilen ülke İsrail”e körüklendi. BBC Dünya Servisi için …Okumaya devam et »

Reklamlar

Tartışma

4 thoughts on “Türk Musevi Cemaati Başkanı İbrahimzadeh: “Türkiye’mizin nüfussal gelişimine paralel olarak vatanımızda 600 bin kişi olabilirdik”…

  1. Gerek sayın İshak İbrahimzadeh’den,gerekse değerli yorumculardan çok şey öğrendim.Herkese teşekkür ederim.

    Posted by Shlomo Hayim | 4 Ağustos 2013, 3:50 pm
  2. Türkiye’nin İkinci Meşrutiyeti takiben, gayri resmi politıkası gayrimüslim azınlıkları elemek idi. Nitekim, Ermeni ve Rumlardan sonra, Cumhuriyet tarihinda açığa çıkan olayların da kanıtladığı gibi, sıranın Yahudilere de geleceği besbelli idi. Bunun sonucunda Türkiye nüfusunun artmasının ters yönunde Yahudılerin sayısı tedricen azaldı ve günümüzdeki rakkama dönüştü.
    Her nedense, günümüze kadar, cemaat sorumluları bu gerçeği dışarıya doğru vurgulamaktan pek hoşlanmadıkları gibi, Yahudi cemaatinin sayısını şişirme yolunu seçtiler.
    Bu bakımdan, Sn. İbrahimzadeh bir ilki oluşturmakta.

    Posted by ŞİMON KAPİTAN | 4 Ağustos 2013, 2:54 pm
  3. DAVUTOGLUNUN YANLIS POLITIKASI YUZUNDEN SIMDI SURIYE SINIRI KEVGIR GIBI OLMUS ICERIYE EL KAIDECISI SALAFISI HIZBULLAHI VE DIGER TERROR ORGUTLERI SIZMIS BULUNUYOR ! BUNLAR TURKIYENIN HER YANINDA CIRIT ATIYOR ! HER ZAMANKI GIBI YAHUDILER HEDEFTE ! IBRAHIMZADE BU HUSUSA HIC DOKUNMAMIS ! TURKIYEDE KALAN UFACIK YAHUDI TOPLUMU DEVEKUSU MISALI BASINI KUMA GOMMUS YAKLASAN TEHLIKEYI GORMEK ISTEMIYOR ! IFTAR YEMEGI VERMEKLE BU IS HALLOLUNMAZ ! BASTA ERDOGANIN BU KAFAYI DEGISTIRIP SIKISINCA ISRAILE SALDIRMASINI KINAMAK LAZIM ! ISRAIL DEMEK YAHUDI DEMEK ! SEN ICERIDEKI KURT KAMBURUNU BIR DUZELT ONDAN SONRA DUNYAYI DUZELTMEGE KOYUL ! ISRAIL DUSMANLIGI SURIYE DUSMANLIGI MISIR DUSMANLIGI AB DUSMANLIGI AMERIKA DUSMANLIGI DEVLET YONELTMEK DEGILDIR ! BIRAZ TARIH OKU ! YUCE ATATURK NE DEMIS YURTTA BARIS CIHANDA BARIS ! TC LAIK CUMHURIYETI ONUN ILKELERINI TAKIB EDEREK BUGUNE KADAR SAVAS DENILEN FELAKETLE KARSILASMAMIS VE BUGUNKU DUNYANIN SAYGIN DEVLETLERINDEN BIRI OLMUSTUR ! BIRAZ VATANSEVER OL !

    Posted by Aznoton Baba | 2 Ağustos 2013, 2:59 am
  4. Su haleva da her caciga sarmisak kesilmese olmazdu yani .

    Posted by Erroll Gelardin | 1 Ağustos 2013, 6:42 pm

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

Stats