>
you're reading...
Radikal, Röportaj

Jak Kamhi ve uzun yıllar tam bir çekingenlik içinde yaşayan “Musevi Türkleri”

kamhijak2192013Türkiye sevgisiyle, yıllardır bir iyi niyet elçisi gibi yaptığı çalışmalarla tanıdığımız Jak Kamhi, 88 yılını, yaşadıklarını, gördüklerini bir kitapta topladı şeklinde vurguladıktan sonra Jale Özgentürk, gerçekleştirdiği röportajın sunumunu ve içeriğini Radikal’in 21 Eylül Cumartesi baskısında aktarıyor. Jak Kamhi’nin hayatını anlattığı kitabındaki ayrıntıları paylaştığı söyleşiden alıntılar:
2012 yılında kaybettiği ve hayatının en büyük acısı olarak nitelediği oğlu Hayati Kamhi’ye adadığı ‘Gördüklerim Yaşadıklarım’ isimli 400 sayfalık kitapta, Koç ve Sabancı rekabeti, yabancı ortaklıklarında yaptığı hatalar ve özel hayatına dair ilginç anekdotlar yer alıyor. Kitapta “Mübalağa ettiğimi düşünenler olabilir ama hakikat buydu. Unkapanı’ndan Eyüp’e kadar Haliç kıyısındaki arazilerin büyük çoğunluğu Kamhilere aitti” diyen Kamhi Varlık Vergisi nedeniyle Aşkale’ye giden amcası Bensiyon Kamhi’nin dönmediğini de açıkladı.[…] Kitabınızda İkinci Dünya Savaşı Nazi Toplama Kampları, Varlık Vergisi dönemlerini anlatıyorsunuz. Hayatınızda çok acı var. Bu acılar ruh dünyanızı ve dünyaya bakışınızı nasıl şekillendirdi?
Maalesef Musevi kökenliler, asırlardan beri baskı altında ve katliam tehlikesi içinde bulunmuşlar. En acısı, benzeri olmayan Avrupa’da bulunan Musevi soyundan olanlara vuku bulmuş katliamdır. Bu katliam jak-kamhi-nin-88-yillik-yasamidünyadaki bütün Musevileri de etkilemiş idi. O dönemde, Fransa Cumhurbaşkanı General Petain gibi ülke başkanı olma uğraşısında olanların melanetleridir. O baskı süreci, birçok aileyi mateme ve olumsuzluklara sokmuştur.
Kitapta bilinmeyen açıklamalarınız var mı ailenizle ilgili?
Kitabımda Varlık Vergisi’nden çok mağdur olan bir aileye mensup olduğumu açıklıyorum. Sevgili amcam Bensiyon Kamhi’yi Aşkale’de yitirdik. İstanbul’da bütün aile bu kayıptan çok kötü bir şekilde etkilendik. Dünyamızda Musevi kökenlileri yok etme hususunda uğraşan Antisemit olarak adlandırılanlar çoktur. Bu tehlikeyle yaşamaya alıştık.
Türkiye konusunda her zaman duyarlı bir işadamı oldunuz. Kitabınızda da belirttiğiniz gibi “Musevi Türkleri” uzun yıllar tam bir çekingenlik içinde yaşamışlardı. Ancak siz siyasilere ve siyasete yakındınız. Şunu da yapsaydım, keşke dediğiniz bir şey var mı?
Dünyaya gelebilmemi ve yaşamımı bir yönüyle Osmanlı Sultanı II. Beyazıt’ın, İspanya’dan kaçan ecdadım olan Sefarad Musevilerine sığınma olanağı sağlamasına borçluyum. Elbette ki daima başıma konan talih kuşundan gerektiği gibi yararlanamadım. En çok pişmanlık duyduğum konu “Güvendiğin kişilerle işbirliği yap” diyen babamın öğüdünü doğru yorumlayamayarak hatalı bir değerlendirmeyle en kötüsüyle ortaklık yaptım. Hayatımdaki önemli ‘keşke’lerden ve pişmanlıklardan biri budur.
Kitapta Unkapanı’ndan Eyüp’e kadar Haliç kıyısındaki arazilerin büyük çoğunluğu Kamhilere ait olduğunu açıklıyorsunuz. Ne oldu arazilere?
Babamlar kendi arazilerinin üzerine gemi söküm atölyeleri kurmuşlardı. Aslında bir süre öncesine kadar yine vardı böyle atölyeler. Ancak o ünlü Haliç temizliği sırasında büyük bir kısmı kaldırılıp başka yerlere taşınmıştı. O günlerde İBB Başkanı olan Bedrettin Dalan Haliç operasyonu başlatmıştı ve bizim tekne şantiyesi de istimlak edildiği için Ali Koçman ve Marmara Transport ile ortaklığa girip Tuzla’da yeni kurulan tersane bölgesinde 100 bin metrekarelik bir tersane yeri oluşturduk. Ancak daha sonra hem Koçman hem de Marmara Transport ortaklıktan çekildi ve şantiye bütünüyle bize kaldı. Biz de artık tümüyle Profilo’nun üzerine aldığımız şirketle Tuzla’da tekne imalatına devam ediyoruz. Haliç’te Kalkavanlar veya Sadıkoğulları gibi sonradan armatör olacak bazı Karadenizli aileler de gemi sökümünde amcam ve babamla çalışırlardı.
Türkiye’nin yurtdışında gayri resmi elçiliğini yaptınız. Türkiye’nin bugünkü imajını doğruları ve yanlışlarıyla nasıl buluyor, nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye nereye gidiyor?
Buna cevap vermek zor. Türkiyemiz için daima iyimserim. Türkiye çok güçlü bir ülkedir. Bizleri kıskanan ve parçalamak isteyenler çoktur, bugüne kadar buna karşı mücadelemiz bizleri bu felaketten kurtarmıştır. AB’ye girme bu konuda ilave bir kalkandır. Gücümüz ve sorunları çözme konusunda kazandığımız beceri, bunu önleyecektir
İsrail’le ilişkiler normal seyrinde gidiyor mu? Suriye gerginliğinin bu ilişkiye olumsuz etkilerini hissediyoruz. Siz nasıl yorumluyorsunuz?
Ben bir Musevi olarak İsrail’e tabii bir sempati besliyorum. Ama esas olarak Türkiye İsrail dostluğunun ve işbirliğinin yakın geçmişte her iki ülke ve toplumlarına yararlı sonuçlar sağladığını düşünenlerdenim. Gerginliğin, işbirliğine nazaran hem Türkiyemizi, hem de İsrail’i bazı artılardan uzaklaştırmasından üzüntü duyduğum muhakkaktır. Aramızdaki dostluğun yeniden yükselmesi için ‘özür’ konusu da kapandığından, gecikme olmaksızın adımların atılacağını umut ediyorum.
[…] ABD’nin son Başkanı Obama, başlangıçta bazı olumsuz odakların etkisinde kalarak ülkemiz aleyhinde bir tutum sergiledi ancak yerinde müdahalelerimiz sayesinde bu tutumunu
değiştirdi. Erdoğan ile ilk olarak, İstanbul Belediye Başk lığı’nı üstlendiği süreçte, Fransız Büyükelçiliği kutlamasında karşılaştım.
Süleyman Demirel’i, […] 6 başbakanlık döneminde ve 1993-2000 yılları arasındaki Cumhurbaşkanlığı döneminde hep ziyaret ettim ve İKV Yönetim Kurulu Başkanı iken de Avrupa Birliği ile ilişkiler konusunda müteaddit kereler bilgilendirdim. Onun geniş vukufuna hayrandım. Her suale verdiği ilginç cevapları meşhur idi. […]
KİTAPTAN NOTLAR
13 Haziran 1925, yani doğduğum tarih, her bakımdan ilginçti ancak bunun tek sebebi benim doğmuş olmam değildi. 13 rakamının Talmud’daki ifadesi “sevgi”ydi ve bu benim açımdan son derece önemliydi. Yıl 1925’ti, 25’in Talmud’daki anlamı ise “barış sevgisi”ydi. Bu iki hisse de yani “barış”a da, “sevgi”ye de bütün ömrüm boyunca bağlı kalacak, politik girişimlerimde de yine bu iki hedef için yoğun çaba sarf edecektim.
O yıllarda İstanbul’da yaşayan Musevi ailelerinin hemen hepsi gibi, geniş bir aileydi bizimkisi de. Geniş aile formu, sadece İstanbul Musevileri için değil, genel olarak bütün Museviler için geçerliydi. Neden derseniz, bilhassa Avrupa ülkelerinde dışlanıp horlanan ve her fırsatta ezilmek istenen Museviler, geniş aileler halinde yaşamak mecburiyetindeydi. Zaten Avrupa’nın hemen her kentinde bulunan Musevi gettoları,biraz da bunun sonucuydu.
Benim ismim esasında bir hayli uzundu: Jak Cordoba Sultana Hayim Kamhi. Evimiz de en az ismim kadar uzun ve kalabalıktı. Tepebaşı’ndaki evde annemin iki kız kardeşi Rachel ve dul teyzem Sarina ile oğlu Maks de bizimle beraber yaşıyordu. Rachel teyzem, müziğe ve dansa çok düşkündü. Gramofona plaklar koyup çalar ve bu müzikle birlikte dans ederdi. Zaten bize valsi, tangoyu, fokstrotu öğreten de Rachel teyzemdi. Sonra bir gün Rachel teyzeme Fransa’dan bir davet gelmiş ve o da 1930’da Limoges kentine gelin gitmişti. Teyzemin orada Gilles ve Jacques isimlerini verdiği iki erkek çocuğu olmuştu. Hem kendisinin hem de çocukların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını muhafaza etmek, Rachel teyzemin yaptığı en önemli ve akıllıca işlerden birisiydi. Bunun faydasını ise asıl savaş yıllarında görecekti. 1942’de Fransa Alman orduları tarafından işgal edildiğinde kocası evinden alınıp kamplara götürülmüş ve bir daha da haber alınamamıştı kendisinden.
Babam Bulgarca, İspanyolca, Fransızca, İtalyanca ve Rumca konuşurdu. Annem de İspanyolca, Fransızca, Rumca bilirdi. Bizim evde de, bütün diğer Sefarad evlerinde olduğu gibi Ladino ve Fransızca konuşulurdu. (…) Ben çocukken bize bakan Rum mürebbiyelerden Rumca da öğrenmiştim.
Mübalağa ettiğimi düşünenler olabilir ama hakikat buydu: Unkapanı’ndan Eyüp’e kadar Haliç kıyısındaki arazilerin büyük çoğunluğu Kamhilere aitti.
Ben doğduğumda babam muhtardan nüfus işlemlerini yapmasını rica etmiş, o da büyük bir gönül rahatlığıyla benim nüfus cüzdanımın din hanesine İslam yazdırmıştı. Yedek subaylığa gireceğim zaman nüfus cüzdanımı eline alan subay din hanesinde ‘İslam’ yazdığını görünce çok şaşırmıştı. Neyse ki, askere giderken durum fark edilmiş ve düzeltilmişti.
Cumhurbaşkanı olmadan önce İstanbul’a her gelişlerinde Pera Palas’ta kalırdı İnönü ailesi. Onların kaldığı oda, bizim evin tam karşısına düştüğü için de kısa sürede Ömer ve Erdal ile arkadaş oluvermiştik.
Ticarete ilişkin ilk bilgileri babam ve amcamdan aldım gerçi ama mahalle bakkalımızın katkısını da ihmal etmemem lazım. Evimizin hemen karşı sırasında bulunan bu bakkaldan bütün ihtiyaçlarımızı karşılardık. Bu işi de genellikle ben yapardım. (…) Bana ticarete dair kimi incelikleri öğreten bu bakkal İzzet amca, sonradan bütün Türkiye’nin tanıdığı bir isim İzzet Özilhan oldu.
Varlık Vergisi’nde Tahakkuk eden meblağları on beş gün içinde ödeyemeyenler tutuklanıyor ve kamplara gönderiliyordu. Amcam Bensiyon Kamhi’yi Sirkeci Garı’ndan uğurladiğimiz günü hiç unutamıyorum. Bir hafta içinde Tiflis’te yakalandığını vefat ettiğini öğrenecektik.
Profilo şirketi sayesinde Türkiyemizin nal çivisine bile muhtaç olduğu, döviz darlığı çektiği yıllarda, Karayolları’nın ihtiyacı olan trafik direği, yol kenarı çelik ‘barbacane’ları gibi birçok malzemeyi biz ürettik…1959’da soğutma aksamı haricinde tamamen yerli olanaklarla ilk Frigolux buzdolabını ürettik. Bunu ilk otomatik çamaşır makineleri ve birçok mutfak eşyasının üretimi takip etti.
Koç Grubu’yla ilk temasım Bayındırlık Bakanlığı’nın Yeşilköy Havalimanı inşaatı sırasında düzenlediği bir ihale sırasında olmuştu. Daha sonra Koç Grubu, ilk kez Divan Oteli’nin inşaatı sırasında Profilo olarak imal ettiğimiz özel çelik profillere ve doğramalarımıza ilgi gösterdi ve böylece aramızda ilk ticari münasebet başlamış oldu. Vehbi Koç, 29 yaşında bir girişimcinin yaptıklarını görmek üzere tesislerimizi ziyaret etti.
Jak Kamhi ‘Gördüklerim Yaşadıklarım’ Remzi Kitabevi 2013

Reklamlar

Tartışma

One thought on “Jak Kamhi ve uzun yıllar tam bir çekingenlik içinde yaşayan “Musevi Türkleri”

  1. Kamhi’nin amcasının Tiflis’te öldüğünü yazmak yanlış olmuş. Muhtemelen “Tifüs hastalığından vefat etti” şeklinde yazılması gerekirdi.

    Posted by Murat Ruben | 21 Eylül 2013, 12:05 pm

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

Stats