>
you're reading...
Ortadoğu Haber Ajansı

“Gezi Fenomeni” kitabına karşı dava açılırsa, Demokrasi kritik Kırokrasi kapanına mı tıkılacak?

gezifenomeni“Gezi Fenomeni” İdea Politika Yayınları’nda Ağustos’ta çıktı. Nurten Özkoray ve Erol Özkoray’ın sosyolojik ve siyasi analiz, araştırma, röportaj, makale ve fıkralarından oluşan eser, ’90 kuşağı ile kendilerini sadece din ve milliyetle özdeşleştiren farklı kitleleri anlayabilmek için ışık tutan bir kitap. Ancak bu özenli çalışma hakkında “kamu görevlilerine hakaret” iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma açıldı..
Yazarlardan Erol Özkoray, dava açılmasına ilişkin olarak yaptığı açıklamada; Bir yayıncı, entelektüel ve Gezi Fenomeni kapakyazar olarak ifade hürriyeti ile ilgili, hem de içinde yaşadığımız yüzyılda hiçbir kısıtlama tanımıyorum. Eğer Gezi Fenomeni’ne karşı dava açılırsa bu çok önemli bir olayı tetikleyecek: Ulusal ve uluslararası çapta Türkiye’de bir ifade özgürlüğü hareketi başlayacak“, dedi ve şunları ekledi:
Bunu ben, Türkiyeli ve Avrupalı entelektüel dostlarım ile konu ile ilgili uluslararası kurum ve kuruluşlarla birlikte yapacağız. Aslında bu benim bir yıldır üzerine çalıştığım bir projeydi. Nedeni de şu: İfade özgürlüğü sağlanmadan demokrasi kurulamıyor. 301 ve benzeri maddelerle kurulan rejimler demokrasi değil otoriter ve diktatörlük rejimleri oluyor. Gezi Fenomeni ile birlikte startı vereceğim. Kısmet bizim kitaba imiş. Ama tabii bu olay herkesi, hepimizi ilgilendiriyor, bir kitap boyutuna sıkışmış bir konu değil. Konu demokrasi meselesi. Bu benim 13. davam olacak. İlk 12 davayı İlker Başbuğ açtırmıştı. Hepsini kazandım, o ise Silivri’de mübetten yatıyor. Kısaca artık bıktım ve ifade özgürlüğünü sağlamak için dağları devirmeye hazırım. Gezi ruhunu ancak böyle sürekli kılabiliriz. Kültüre düşman ülkelerin herhangi bir gelecekleri de yoktur.
Ben yazı yazarken özgür, batılı ve çağdaş bir aydın olarak hiçbir sınır tanımam, hiçbir güce (siyasal, ekonomik, sosyal, finansal) boyun eğmem; ayrıca kendi Fikir Özgürlüğü’me de kimseyi karıştırtmam. Kimse bana neyi nasıl yazacağımı, nasıl düşüneceğimi, neyi ne zaman nerede söyleyebileceğimi dikte ettiremez. Keyfi otorite ve baskılara meydan okurken, İfade Özgürlüğü ekseninde evrensel olan hukuk değerlerini temel alan kendi hukukumuzu öne çıkarıyorum
; kaldı ki bu “hukuk anlayışı” Anayasa’nın 90. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Bu anlamda, TCK’daki İfade Özgürlüğünü kısıtlayan bütün hükümlerin Anayasa’ya aykırı ve geçersiz olduğunu savunuyorum. Dahası bu çerçevede, yurttaşların hakkını gasp eden yasama erkinin meşruiyetini de ayrıca tartışma konusu yapıyorum. Burada söz konusu olan, siyasi otorite ile aramızda olan, Demokrasi adına yapısal bir uzlaşmazlıktır.
Toplumun yararına, İfade Özgürlüğü’nü sınırlayan tüm bu anakronik ve çağdışı kanunları reddederken, zaten Anayasal hakkım olan 90. maddeye gönderme yapıyorum:

Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.
Türkiye’nin imzalamış olduğu “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” ve “İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi”ne göre fikir suçu olamaz. Bu çerçevede ifade özgürlüğünü kısıtlamayı amaçlayan kanunların tümü kadüktür. Bu durumda Türkiye’de alenen Anayasa çiğnenmektedir. Sonuç olarak benim için çağdışı, anti-demokratik kanunların hiçbir önem ve değeri yoktur; çünkü Anayasa’nın 90. maddesi bunların tümünün üzerindedir ve geçerli olan tek hukuki normdur. Kitap ve fikir düşmanlığına karşıyız. Üstelik 21. yüzyılda. Çünkü kitap ve fikir kutsaldır. Dokunulmaz, dokunulamaz ve toplum olarak dokundurtmayız. Gezi’den sonra artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını kamu görevlilerinin bilmesi gerekir.”
Nurten Özkoray İfadesi / 27 Eylül 2013 Dosya No: 2013/126123
“Bireyselleşme ve Demokrasi: Gezi Fenomeni”adlı kitapta yazdığım bölüm “Bireyselleşme ve Demokrasi” adını taşıyan 53-107 sayfaları arasındaki yazıdır. Bu yazı 2010 yılında Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi’nde Prof. Faruk Birtek’in tez danışmanlığında verdiğim Sosyoloji master tezinin bir özetidir. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki tez jürisi bu çalışmamı üç yıl önce kabul etmiş ve sonucunda master derecemi vermiştir. Tezim YÖK bilgi tabanındaki yerini almıştır.
Dolayısıyla tamamen bilimsel olan ve ülke çapında yapılan 1000 kişilik araştırmaya dayanan bu yazı kitabın sosyolojik analiz bölümünü oluşturmaktadır. Bu bölüm kitabın siyasi analizler içeren ve aynı biçimde bilimsel olan diğer bölümlerini tamamlamaktadır. Böyle bir çalışmanın suç unsuru içermesi mümkün değildir.
Soruşturmaya konu olan “Kamu Görevlilerine Hakaret” iddiasını reddediyorum.
Mayıs ayının son günlerinden başlayarak hem ülke hem de dünya çapında yankı yaratan sosyal ve siyasi olayları başlatan Gezi Parkı protestolarını siyasi ve sosyolojik yönden inceleyen kitabımız entelektüel bir çalışmadır ve sosyal bilimciler olarak toplumu aydınlatma sorumluluğumuzun bir parçası, ifade özgürlüğümüzün doğal bir sonucudur. Bu evrensel bir özgürlüktür ve tüm demokrasilerde üzerine gölge düşürülmeden uygulanır. Bağımsız olması gereken yargı hükümetin fikri paralelinde olmak durumunda değildir. Evrensel demokrasiye bağlı bir yazar ve sosyal bilimci olarak düşünce özgürlüğüme müdahale edilmesini kabul etmiyorum
.

Yeşil Faşizm Gaz Sisinde Gezi Kuşağı “Bunlar” ve Politik İslamcılıkla Formatlanan “Onlar”

POSTED BY  ⋅ 21 TEMMUZ 2013 ⋅ YORUM YAPIN

Gezi Direnişi ile ilgili ilk kapsamlı kitap olan “Gezi Fenomeni” İdea Politika Yayınları’nda çıktı. Nurten Özkoray ve Erol Özkoray’ın sosyolojik ve siyasi analiz, araştırma, röportaj, makale ve fıkralarından oluşan eser, 1 Ağustos’tan itibaren kitapçılarda bulunabilecek. Sosyolog Nurten Özkoray’ın “Türkiye’de Bireyselleşme ve Demokrasi” adındaki bilimsel çalışmasına referans veren kitapta ele alınan bireysellik parametreleri Gezi Fenomeni’nde harikalar yaratan … Okumaya devam et »

Gezi Parkı protestocuları Türkiye’ye demokrasinin gelebilmesi için önümüzde bir yol açtılar

POSTED BY  ⋅ 12 HAZIRAN 2013 ⋅ 1 YORUM

Gezi Parkı’yla simgeleşen hükümete karşı protestolar, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’ın açıklamaları ve polisin orantısız güç kullanması AKP içinde tepkilere dönüşmeye başladı. Eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ve İzmir Milletvekili Erdal Kalkan’ın ardından İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit de hükümetin politikalarını eleştirdi. Yiğit, “Başbakan olaylar ve eleştiriler karşısında sinirleniyor. ‘Yüzde 50’yi tutuyorum’ diyor. Türkiye ’de iç … Okumaya devam et »

Reklamlar

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

  • Messi Real Madrid kadar gol attı! 21 Eylül 2017
  • 'Babama söyleyeceğim' deyince öldürmüş 21 Eylül 2017
  • Türkiye'nin yurt dışı varlıkları ve yükümlülükleri arttı 21 Eylül 2017
  • Cinsel istismar sanığı öğretmene 25 yıl hapis cezası 21 Eylül 2017
  • Gençlerbirliği'nden taraftarı Fazlı Nas'a imzalı forma 21 Eylül 2017
  • Avrupa'nın en kötü takımı: Benevento 21 Eylül 2017
  • KYK burs başvuruları ne zaman başlıyor: İki kurumdan açıklama var 21 Eylül 2017

Stats