>
you're reading...
Ortadoğu Haber Ajansı

“Gezi Fenomeni”: Erol Özkoray kitabında Erdoğan’a hakaretten hakkında açılan dava için; “Hukukun temel prensibine aykırı” dedi

Gezi Fenomeni DAVA 22 MAYISİdea Politika 22 Mayıs 2014 | Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a “Gezi Fenomeni” adlı kitabında hakaret ettiği iddiasıyla açılan davanın ilk celsesinde, gazeteci-yazar Erol Özkoray düşünce ve ifade özgürlüğü üzerine evrensel görüşlerin yer aldığı manifesto niteliğindeki savunmasında, davanın düşmesi gerektiğini söyledi ve “savcının isnat etmeye çalıştığı suçun kanun olarak karsılığı yoktur” dedi.
Savunmasında RTE’nin Gezi Direnişi sırasında, insanlarımızın ölümüne ve yaralanmasına yol açtığı için “insanlık karşı suç” islediğini ve “meşruiyetini keybettiğini” belirten Özkoray şunları söyledi: “Gezi’nin anonim olan duvar yazıları ve sloganlarına kitabımda yer verdiğim için ceza vermeye çalısılıyor. Bu eski TCK’daki 162. maddedir, ancak yeni TCK’da buna yer verilmedi. Savcılık makamı olmayan bir kanunu hortlatmaya çalışıyor, kendini kanun yapıcı olan imagespatlamento yerine koyuyor. Bunun gerçekleşebilmesi için davaya gelmesi değil, Ankara’ya parlamentoya gidip lobi faaliyetinde bulunması gerekiyor. Hukukun temel prensibidir: Kanun yoksa, ceza da yoktur; kanunsuz suç olmaz! Mahkemedeki genel hava, bana gelecek duruşmada davanın düşeceği izlenimi uyandırdı. Tersi zaten çok büyük skandal olur”.
Avukat Sennur Baybuğa’nın Erol Özkoray’ı savunduğu davayı PEN Türkiye Merkezi Başkanı Tarık Günersel, PEN 2. Başkanı Halil Ibrahim Özcan , Türkiye Yayıncılar Birliği Koordinatörü Merve Okçuoğlu, editör Attila Tuygan, yazar Aziz Tunç, gazeteci Raffi Hermon, kitabın diğer yazarları Nurten-Gökşin-Imre Özkoray, psikolog Inci Özkoray ve yabancı basın mensupları takip etti.
32 aya kadar hapsinin istendiği davanın iddianamesinde, “savcı Hasan Bölükbası’nın düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda kafasının son derece karışık olduğu görülüyor” vurgulamasını yapan Erol Özkoray’ın savunmasından bir bölüm:
“[…] Gezi Direnişi sürecinde asıl Türk Milleti, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir biçimde, kamu görevlileri tarafından büyük hakaretlere uğramıştır (çapulcular, marjinaller, ayaktakımı, alkolikler, vandallar), onuru ve şerefi ayaklar altına alınmıştır. Konuya taraf olduğum ve bu durum beni de doğrudan etkilediği için, buradan heyetinize Recep Tayyip Erdoğan hakkında ağır hakaret ettiği için suç duyurusunda bulunuyorum. Durum aynen devam etmektedir ve bunlara Soma Katliam’ında fiili şiddetin de eşlik ettiği, “kendini bilmezler ve ahlaksızlar” hakaretleri de eklenmiş, “Israil dölü” sözüyle de antisemitizm, yani ırkçılık çok tehlikeli boyuta ulaşmıştır. Bunların hepsi suçtur, hele antisemitizm yapanın Batı’da seçilme hakkı bile elinden alınır. Halkımızın çoğunluğu bu aşağılamaları yapanlardan artık bıkmış ve nefret eder hale gelmiştir. Bu çerçevede asıl milyonlarca yurttaşımızın hakarete ve saldırıya uğradıkları için, kamu görevlilerine karşı dava açma hakkı vardır. Halkımıza, benim burada yaptığım gibi, bu yolu denemesini kesinlikle öneririm.
Konuya asıl önemli yanı olan hukuk çerçevesinde baktığımızda ise karşımıza bir ülkedeki rejimin niteliğini belirleyen en önemli konu olan ifade ve düşünce özgürlüğü çıkar. İfade Özgürlüğü bir siyasi sistemin demokrasi olarak nitelendirilebilmesi için en temel özgürlüktür. Öbür özgürlüklere benzemez, çünkü özgürlüklerin anasıdır. Düşünce ve ifade özgürlüğü ve onun sonucu olarak basın özgürlüğü hiçbir sınır, kısıtlama ve yasak tanımaz. TCK’daki 301. ve benzeri maddelerin demokrasilerde yeri yoktur. Bu tür maddelerin olduğu siyasi sistemler ya otoriter, ya totaliter, ya da diktatörlük rejimleridir. Bu tür kanunların olduğu ülkelerde fikirlerden korkulur ve aydınlarla uğraşılır. Kitaplarla ve fikirlerle uğraşmanın siyaset bilimindeki adı da faşizmdir, en basit haliyle de otoritarizm.
Ben yazı yazarken özgür, batılı ve çağdaş bir aydın olarak hiçbir sınır tanımam, hiçbir güce (siyasal, ekonomik, sosyal, finansal) boyun eğmem; ayrıca kendi Fikir Özgürlüğü’me de kimseyi karıştırtmam. Kimse bana neyi nasıl yazacağımı, nasıl düşüneceğimi, neyi ne zaman nerede söyleyebileceğimi dikte ettiremez. Keyfi otorite ve baskılara meydan okurken, İfade Özgürlüğü ekseninde evrensel olan hukuk değerlerini temel alan kendi hukukumuzu öne çıkarıyorum; kaldı ki bu “hukuk anlayışı” Anayasa’nın 90. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Bu anlamda, TCK’daki İfade Özgürlüğü ile ilgili bütün hükümlerin Anayasa’ya aykırı ve geçersiz olduğunu savunuyorum. Burada söz konusu olan, siyasi otorite ile aramızda olan, Demokrasi adına yapısal bir uzlaşmazlıktır.
Toplumun yararına, İfade Özgürlüğü’nü sınırlayan tüm bu anakronik ve çağdışı kanunları reddederken, zaten Anayasal hakkım olan 90. maddeye gönderme yapıyorum: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır”.
Türkiye’nin imzalamış olduğu “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” ve “İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi”ne göre fikir suçu olamaz. Bu çerçevede ifade özgürlüğünü kısıtlamayı amaçlayan kanunların tümü kadüktür. Bu durumda Türkiye’de alenen Anayasa çiğnenmektedir.
Sonuç olarak benim için çağdışı, anti-demokratik ve hatta bu alandaki faşist kanunların hiçbir önem ve değeri yoktur; çünkü Anayasa’nın 90. maddesi bunların tümünün üzerindedir ve benim için geçerli olan tek hukuki normdur. Kısaca kitap ve fikir kutsaldır. Dokunulmaz, dokunulamaz
.[…]”

Reklamlar

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

  • Sedyede basın açıklaması yaptı 15 Aralık 2017
  • Erdoğan ilk sürücüsüz metro ile Üsküdar'dan Ümraniye'ye gitti 15 Aralık 2017
  • Ak Partili Karacan: Ekonomi üzerinden bir algı yürütmeye başladılar 15 Aralık 2017
  • Yunanistan'a kaçmak isteyen 9 PKK ve DHKP-C üyesi yakalandı (2) 15 Aralık 2017
  • İlkokulda taciz olayına velilerden sert tepki: 6 yaşındaki çocukla evlenilebilir diyen Sosyal Doku Başkanı'nı unutmadık 15 Aralık 2017
  • CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Ufuk ve bir umut vermek lazım topluma 15 Aralık 2017
  • 100 liraya otomobil sahibi oldular 15 Aralık 2017

Stats