>
you're reading...
Ajans

Sünni İslam Cumhuriyeti (AKP) İktidarı Meşruiyetini Yitirdi

188902_newsdetailErol Özkoray 4 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve demokratik özerklik I/ İktidar meşruiyetini yitirdi | Türkiye’de karşı devrim (1) kazandı. Liberallerin islamcılardan “demokrasi” bekleyen aymaz tavrı, tam aksi yöne savrularak bir islam diktatörlüğüne dönüştü (2). Onlar kendi yetersizlikleri ve bilinçsizlikleri içinde debelene dursun, asıl konumuz bir bela olan bu siyasi rejimden nasıl kurtulacağımız ve yerine ne tür bir rejim kuracağımız. Neyin karşısında olduğumuzu da çok iyi anlamamız gerekiyor. İslamcı Yeşil Faşizm (3) olarak da adlandırabileceğimiz bu rejim adım adım 12 yılda kuruldu. İlk aşamada iktidar TSK/Genelkurmay’ın elindeydi, ardından birlikte 2014-07-19 _11.49.28iktidar paylaşımına gittiler. RTE/AKP ancak 2011 seçimleri ile gerçek iktidar oldu. Zaten rejimin bir islam faşizmine dönüşmesi de son üç yılda hızla gerçekleşti.
Bu noktada islam, demokrasi ve totalitarizm arasındaki ilişkiye de açıklık getirmek gerekiyor. Bir kere “siyasi islam”, ya da “siyasal islam” diye birşey yok! Bu tanımlama Fransızlar tarafından 11 Eylül sonrası kendi müslüman azınlığı alınmasın ve gücenmesin diye uyduruldu. İslam başlı başına siyasi bir proje olduğu için, her durumda zaten siyasidir. İslam ancak bir inanç çerçevesinde kalırsa, bireysel düzlemde bir dindir. Ancak, siyasete uygulandığında toplumun bütün alanlarına nüfuz etmeyi amaçladığından ve tüm toplumu islami normlar çerçevesinde dönüştürme misyonuna sahip olduğundan (şeriat) totaliterdir ve img330918dolayısı ile %100 siyasidir. Birey değil, cemaat ön planda olduğu için de hıristiyan demokratlarla kıyaslanamaz, dolayısı ile demokrasi ve islam yanyana anılamaz. İslam totaliter olduğu için, kelimenin tam anlamıyla demokrasiyi boğar. İslamın siyasete uygulandığında gideceği tek yön vardır: Faşist totalitarizm. Bu tespiti yapmadan iktidarın açmazlarını tek bir kişiye indirgemekle fazla bir yere varılamaz. Şüphesiz o da önemlidir, ama asıl hangi rejim içinde yasadığımız, ne tür bir ideolojinin karşısında bulunduğumuz ve kimle/kimlerle dans ettiğimiz önemli. Bunun aksini iddia edenler örnek bir ülke göstermek zorundadırlar ki, dünyada böyle bir ülke yoktur.
Bir kere adını koyalım: Şu an içinde yaşadığımız rejim nasıl tanımlanabilir?Sünni İslam Cumhuriyeti (SİC). Tabii bu gayrı resmi adıdır. Ancak, fiili rejim budur. Resmiyete giden yolda ise Cumhurbaşkanlığı seçimi önemli bir erdonejadsiyasi aşamayı oluşturacağı için çok önemlidir. Onun için bu seçimle bu kadar çok uğraşılıyor, uğraşıyoruz. Tabii onlar da… Hedef olarak koydukları 2023 SİC’ın resmi ilan tarihini, “Yeni Türkiye” sloganı da “İslamcı Türkiye” anlamını içerir. Yani bugün itibarı ile bütün Türkiyeliler en geç önümüzdeki 9 yıl içinde resmiyet kazanacak ve bir daha geri döndürülmesi imkansız olan bir İslamcı Faşist Rejim tehditi karşısındadır. Tabii bu da bazılarının dediği gibi bir “devrim”dir. Bizim için ise tipik bir karşı devrim.
İşte tam da bu noktada siyasi meşruiyet önem kazanıyor. Bir kere, RTE/AKP genel seçimlerde toplumla imzalamış olduğu “sosyal kontrat” tamamen geçerliliğini yitirdiği için (laik cumhuriyet kontratı) meşruiyetini kesinlikle kaybetmistir. Takiyeye başvuran, yalanla hem ulusal kamuoyunu, hem de AK PARTI 4. BUYUK OLAGAN KONGRESIBatı’yı aldatan iktidar, bugün itibarı ile gayrı meşrudur. Zaten onun için sürekli “Milli irade” ve “Milli güç” gibi tipik faşist sloganlar (benzerleri Mussolini döneminde ve faşist Vichy’de de vardı) ardına sığınma gayreti içindedirler. Laik cumhuriyet kontratının üzerinde durmak gerekiyor ve bu şart. Bir kez daha belirtmek gerekiyor: Cumhuriyetimiz otoriterdir, laikliğimiz ise dejenere olmustur. Ama bu durum, cumhuriyet ve laiklik kavramlarını önemsiz ve değersiz kılmıyor. Tam tersine hayati önemdedirler. Cumhuriyet, tarihi süreçte demokratik bir cumhuriyete dönüşeceği yerde, darbelerle otoriter yanı daha da güçlenmiş dönem dönem sinsi totaliter ve sinsi faşist nitelikler de kazanmıştır. Hatta bazı dönemlerde faşizm (şiddet hesap vermeksizin kanundışı olarak kullanılır) açık olarak bile uygulanmıştır (12 Eylül Rejimi).
Temelinde cumhuriyet, fikri ve ideolojisi Fransız devriminden alındığı için vazgeçilemez. Onun için önemlidir. Laiklik de öyle. Laik devlet bütün dinlere eşit mesafede durur ve dini yönetmez. Diyanet türü devlet kurumları laik mesal_ankara30092012devlette bulunmaz. O açıdan laiklik dejenere olmuştur diyoruz. Yoksa, laikliğe inananlar hem çok önemli bir kitledir, hem de fikri olarak toplumda derin kökleri vardır.
Artık laiklik demokrasinin de garantisidir. Şimdi en önemli noktaya geliyoruz. Cumhuriyet ve laiklik olmadan yarının demokrasisini kurmamız imkansızdır. İşte Libya, Irak, Suriye, Mısır, İran, Afganistan ve Pakistan. Yarının özgür ve demokratik Türkiye’si cumhuriyet ve laiklik temellerinde yükselecektir. Eğer bu hayati iki değeri yitirirsek totalitarizm içinde yok oluruz. İyi ve eksik yanlarıyla ülke bu iki değer üzerine kurulmuştur. Bunları demokratikleştirmek ve gerçek içeriklerine kavuşturmak bizlerin ve siyasilerin görevidir. Ama sinsi bir biçimde bu iki değeri yok edenler ve dolayısı ile demokrasiye ihanet edenler tabii olarak Akit 08 Şubat 2013 baskısında gazetenin kalamşörlerinden Hsan Karakaya Başbakan Erdoğan'nın makam uçağında davetli olarak yer aldımeşruiyetlerini kaybederler. Faşist rejim kurmak için çalışan, RTE ve AKP’nin hiçbir meşruiyeti kalmamıştır. Bu, ana siyasi eksen de, meşruiyet kaybının kanıtıdır. Diğer alanlar ise söyle sıralanır: İnsanlığa karsı suç (Gezi Ayaklanması), savaş suçu (Suriye Savaşı), yolsuzluk suçu (bütçenin tamamen soyulması ) ve vatana ihanet (ISİD’le işbirliği). Kanunsuzluklar, savunmasız sivil halka karşı polise öldürme emrini vermekten, Suriye’deki barbarlara kimyasal silah sağlamaya, büyük yolsuzlukları organize etmekten,ISİD adlı psikopat bir islamcı grubun Türkiye’deki Truva Atı rolünü oynamaya kadar uzanıyor. Bu durumda, RTE/AKP’nin meşruiyeti kalmamıştır. Esasen halkın muhatabı değildir. Doğrudan kanunla muhatap olmalıdır. Değil Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmak, acilen siyasetle ilişiğinin kesilmesi gerekir. Normalde bunu Anayasa Mahkemesi yapar.
Kanun nezdinde bu kadar vahim suçları işleyen bir partinin Anayasa Mahkemesi’nde dava açılarak derhal kapatılması, yetkililerinin de hapsedilerek yargılanmaları gerekir. Bizim vergilerimizle Silivri’de yaptırdıkları ve haksız yere KCK davalarını gördükleri iki dev mahkeme salonu onları bekliyor. Yatırımlarımızın karşılığını bir şekilde mutlaka görmeliyiz. Başkasının hizmetkarı olmak yerine, savcı ve hakimlerin önce kendilerinin efendisi ve hizmetkarı olma zamanı artık gelmedi mi?
Arkası Var: II/ Başkanlık sistemi tek adam diktatörlüğüne götürür. Erol Özkoray
(1) İslamcı AKP 2002 seçimlerini kazandığında hemen akabinde Fransız Libération gazetesine yazdığım ve 11 Aralık 2002’de yayınlanan “Türkiye’de karşı devrim” yazısı bugün tamamen doğrulandı. Aynı yazı Turhan Ilgaz’ın çevirisi ile Totaliter Türkiye Çiftliği adlı kitabımda da yer aldı (Belge Yayınları, 2006).
(2) Yasama, yürütme ve yargıdan oluşan “Kuvvetler Ayrılığı Prensibi”nin ortadan kalkması diktatörlük tanımı için yeterlidir.
(3) Bkz. Yeşil Faşizm Nasıl Kuruldu? sf, 17-51, Gezi Fenomeni, Erol Özkoray (İdea Politika Yayınları,2013)

Reklamlar

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Flickr Photos

Program

Prayer

Time to fly (again) / "freedom is mine..."

Diğer Fotoğraflar

RSS Hertür Kültür

  • Katar krizi nedir? Nasıl ortaya çıktı? 22 Haziran 2017
  • Samsung’tan şarj sorununa şaşırtıcı çözüm 22 Haziran 2017
  • Mert Fırat’ın babası hayatını kaybetti 22 Haziran 2017
  • İlkay Gündoğan Balıkesir'de 22 Haziran 2017
  • Son dakika...Askerlerin neden zehirlendiği belli oldu 22 Haziran 2017
  • Son dakika... Aslı Erdoğan ile Necmiye Alpay hakkındaki yurt dışı yasağı kaldırıldı 22 Haziran 2017
  • PKK'nın 36 kişiyi öldürdüğü 'Güvenpark saldırısı'nın sanıkları suçlamaları reddetti 22 Haziran 2017

Stats