>
you're reading...
Yerel Haber

Savcı Cinayeti: 1971’de THKP-C tarafından katledilen Efraim Elrom, Nazi canisi Eichmann’ı idama gönderen detektifti

EfraimElromÇağlayan Adliyesi’ni basıp görevli savcı Mehmet Selim Kiraz’ın katliyle sonuçlanan DHKP-C eylemi, Marmara Yerel Haber Gazetesinde Yıldıray Oğur’a geçmiş terör yıllarında THKP-C faciasını hatırlattı:
Yıldıray Oğur / Marmara Yerel Haber 05.04.2015 | Nişantaşı Baytar Ahmet Sokağı’ndaki Hamarat Apartmanı’nın 8 numaralı dairesine kapıyı kırarak giren polisin bir divanın üzerinde elleri bağlı, sağ şakağından üç kurşunla vurulmuş olarak cesedini buldukları 60 yaşındaki adamın adı Efraim Elrom’du.
İsrail’in İstanbul Başkonsolosu’ydu. Bu görevi 19 aydır yürütüyordu. Ama dünya çapında esas şöhretini bundan önce yaptığı işle elde etmişti.

Efraim Hofstadter adıyla. Bir Polonya Yahudisi olan Hofstadter, İsrail devletinin Nazi suçlularını takip eden güvenlik birimi Büro 6’da görevli bir komiserdi. 11 yıl önce Arjantin’de yakalanan Nazi Kasabı Adolf Eichmann’ı sorgulamış, dünyayı Elromdolaşıp Eichmann’ın işlediği suçların izini sürmüş, bulduğu filmler, fotoğraflar, belgelerle hazırladığı dosya Eichmann’ı idama götürmüştü.
Güvenlik nedeniyle soyadlarını değiştiren Elromlar, 3 yıl önce oğullarını bir uçak kazasında kaybetmişti. Bu şok üzerine Efraim Elrom emniyet teşkilatındaki görevinden ayrıldı. İsrail hükümeti bu acı olayı unutmaları için onları, sakin, güzel bir şehre İstanbul’a başkonsolos olarak gönderdi.
19 aydır İstanbul’da yaşayan Elrom, 17 Mayıs günü Mahir Çayan ve arkadaşları tarafından “Filistin’le dayanışma” için kaçırıldı.Beş gün elleri bağlı rehin tutulurken eşi Elsa Elrom, militanlara seslenen bir mektup yazmıştı:
Yegane oğlumu feci bir uçak kazasında kaybetmiş bağrı yanık bir anne olarak siz gençlere hitap ediyorum. Hayatta tek kalan varlığım kocamdır. Onsuz hayatımın hiçbir manası kalmayacaktır. Lütfen kocamı serbest bırakın….
Bu çağrıların hiçbiri işe yaramadı. Kaçırılma olayı yüzünden sıkıyönetim ilan edilen şehirde bütün evler için arama kararı çıkarılmıştı.
Ne olduğunu dönemin İngiliz konsolosluğu belgelerinden okuyalım:
İsrail istihbaratı, Başkonsolos Elrom’un öldürülme planının bir yıl önce Irak ya da Ürdün’deki bir kampta yapıldığını düşünüyor. İsrail Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Laor, şu detayları da anlattı: Konsolosu kaçıran altı kişi uzun bir yerel052015tartışma sonucunda Elrom’u serbest bırakmaya karar verdi. Ancak daha sonra örgüt lideri ve bir arkadaşı gelip karara karşı çıktı. Sert bir tartışma yaşandı. Altı kişi ortamı terk etti. Bunun üzerine örgüt lideri ve arkadaşı yazı-tura atarak Elrom’u öldürüp öldürmeyeceklerine karar verdi.”
Öldürüp, evden ayrıldılar. Ne tesadüftür ki öldürüldüğü 22 Mayıs 1971 günü, Eichmann’ın Mossad tarafından Arjantin’den uçakla İsrail’e getirilişinin yıldönümüydü.
Cinayet haberinin çıktığı 23 Mayıs günkü Milliyet gazetesindeki başyazısında Abdi İpekçi cinayete isyan ediyordu:
Öldürdünüz. Ne oldu? Ülkemiz tam bağımlıydı da tam bağımsız mı oldu? Demokrasi sahte idi de gerçeğine mi kavuştuk. Türkiye’nin şanını şerefini mi yükselttiniz… Daha mutlu bir Türkiye için her şeyinizi adamıştınız. Ve dinamizminiz ile büyük yaralar sarabilirdiniz. Ama yanlış fikirlere şartlandırıldınız. Ters yola saptırıldınız. O ters yola kendinizle birlikte herkesi sürüklüyorsunuz. Geriye dönmedikçe içine girdiğiniz çukur derinleşecek. Bakın şimdi elleriniz kana bulandı. Hunharca işlenmiş bir cinayetin faailleri oldunuz. Bu kanlı macera sona erdiğinde geriye bıraktığınız Türkiye daha mutlu bir Türkiye olmayacak…. Ve o sonun başlıca sorumlusu olarak anılacaksınız. Anlayın artık bunu…
Ama anlamadılar ve durmadılar. Elrom’u öldüren Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi (THKP-C) liderlerinden Mahir Çayan, Hüseyin Cevahir kaçarken 30 Mayıs sabahı sığındıkları Maltepe’de boş evi polisin sarması üzerine, çatışarak kaçmayı başardılar. Maltepe Orhangazi Caddesi Küçükbağ Sokak 8 numaralı apartmanın bahçe duvarından atlayarak içeri girdiler. Apartmanın girişten bir üst katına çıkarak ilk kapıyı çaldılar. Daire Binbaşı Dinçer Erkan’a aitti. Evde anne Sevim Erkan, 10 yaşındaki Tamer ve 14 yaşındaki Sibel vardı. Çıkmalarına izin verdiler. Tam çıkarlarken Çayan, Sibel’e seslendi: “Sen kal, bize su getir.”
51 saat sürecek rehine olayı böylece başladı. 14 yaşındaki bir kızın rehin alınması Türkiye’yi ayağa kaldırdı.[…] 2015 yılının 30 Mart’ında Kızıldere’de ölen 11 kişi törenlerle anıldı. Kahramanlık hikayeleri anlatıldı. Kimse Efraim Elrom’dan, Sibel Erkan’dan, Gordon Banner’dan, John Law’dan ya da ve Charles Turner’dan bahsetmedi.
Ertesi gün aynı çizgiyi sürdüren örgütün genç militanları İstanbul Adliyesi’ni basıp bir savcıyı katlettiler..
Ama ertesi gün çıkan ana akım gazetelerinde “Yeter artık, yeter. Sizleri bu yollara özendirenler yerin dibine batsın. Tanrım bu son çılgınlık olsun” diyecek bir Abdi İpekçi yoktu artık…
Devam: Yıldıray Oğur / Marmara Yerel Haber 05.04.2015

Reklamlar

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

  • Xiaomi Redmi Note 5A : Uygun fiyata etkileyici özellikler 22 Ağustos 2017
  • Son dakika Beşiktaş transfer haberleri 22 Ağustos... Fikret Orman Ukrayna'ya gidiyor 22 Ağustos 2017
  • Hakemden Barcelona'ya kıyak! 22 Ağustos 2017
  • TÜSİAD'dan Berker için başsağlığı açıklaması 22 Ağustos 2017
  • Zorlu PSM, 5. sezon programının ilk isimlerini açıkladı 22 Ağustos 2017
  • Rus Klasik müziği okurlarla buluştu: Rimski-Korsakov’un Yaban Arısı - Glinka ve Rus Beşleri 22 Ağustos 2017
  • Sevilla-Başakşehir maçı hangi kanalda, ne zaman, saat kaçta? (Şampiyonlar Ligi) 22 Ağustos 2017

Stats