>
you're reading...
Haberdar

Erdoğan’nın, Musevi Cemaati temsilcilerine daveti, “Hitler Almanya’sı” skandalını askıya alır mı?

erdogan-musevi-cemaati-temsilcileriyle-bir-araya-geldi-102834-5Reisicumhur Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Musevi Cemaati (TMC) temsilcilerini Mabeyn Köşkü’nde kabul etti. Heyette Hahambaşı İsak Haleva, Türkiye Musevi Cemaati Başkanı İshak İbrahimzadeh ve Türkiye Musevi Cemaati Onursal Başkanı Bensiyon Pinto yer aldı. Erdoğan ve heyet arasında “samimi bir atmosferde gerçekleşen görüşmede, barış ortamının Ortadoğu’da da hakim olması yönünde temennilerin” de gündeme geldiği açıklandı. Erdoğan’nın “Hitler Almanyası”nı örnek göstermesi skandalından sonra gerçekleşen bu “görüşme” hasar onarma gayesi olarak gözlemleniyor. Reisicumhurun daveti, “Hitler Almanya’sı” skandalını askıya alır mı? Hitler Almanyası’nda uygulanan Üniter Başkanlık sistemini örnek vermesinin yankıları devam ederken, Erdoğan’ın başdanışmanı Yiğit Bulut’un 2008’de Erdoğan’ın Hitler Almanyası’na özendiğini iddia ettiği yazısını Haberdar.com hatırlatarak bu soruya cevabı da beraberinde getirdi.
14 Şubat 2008 tarihli “Tehlike Çok Büyük başlıklı Vatan gazetesi yazısında Yiğit Bulut; “Türkiye’nin içine girdiği yol ve Hitler Almanya’sının vardığı “nokta”. Görünüşte dağlar kadar fark var ama “başlangıç noktaları ve gelişimleri” itibariyle aynı.” ifadelerine yer veriyor. Bulut yazısını “Gidişatımız aynıdır. Bugün ‘oh Başbakan basına çattı, başbakan gibi düşünmesem bile, bu sefer iyi oldu’ demeyin… Sizin için geldiklerinde ‘ses çıkaracak’ kimse kalmayabilir… Tehlike çok ama çok büyük!” diye bitiriyor.
24571-icerikVatan Gazetesi’nde yayınlanan Yiğit Bulut’un yazısı:

Başbakan’ın [Erdoğan] Salı günü gerçekleşen grup toplantısında yandaşlarına yaptığı konuşma tek kelimeyle muhteşemdi! Tam bir demokrasi dersi verdi… Verdi ve kendi gibi düşünmeyenleri özellikle “kendisiyle aynı fikirleri” paylaşmayan bizim gibi medya mensuplarını yerden yere vurdu.
Haklı! Bir ülkede, bir gazeteci nasıl olur da “o ülkenin bilge başbakanı” gibi düşünmez. Bizler kimiz ki! Hepimiz birer “paçavrayız”. Oysa Erdoğan, tek kelimeyle Fransızlar’ın Kanuni için söylediği sıfata layık biri; “magnifique”…
Bu arada Başbakan Vatan Gazetesi’nin “hoşgeldin KAOS” manşetinden de çok etkilenmiş. Manşete de kızgınlığını ifade etti ve adeta çağladı; “KAOS sizin kafanızda”. Sevgili dostlar, artık işin dozu kaçtı. Belki farkındasınız, belki değilsiniz ama “sistem artık” demokrasiden “faşizme” doğru kayıyor. Özellikle AKP, MHP “işbirliği” içinde gittiğimiz “güzel yol” da işe ayrı bir “anlam ve güzellik” katıyor…
Faşizm deyince “yanlış” anlamayın ve lütfen geçmişten getirdiğimiz “tortular” ile taraflı düşünmeyin. Faşizm bir terim ve kimsenin fikrini söyleyemediği, istediği gibi hareket edemediği, her şeye hakim olan tek bir gücün, tek bir ideolojinin “diğer” olanı ezdiği yapının adı… Bu sistemin dünya tarihinde “en noktaları” test etmişleri var. Örneğin ; Hitler Almanya’sı…
Peki Türkiye’nin içine girdiği yolu “Hitler Almanya’sına” benzetmek, sistemleri “aynı terim ile” sınıflamak haksızlık “değil mi? Detay da tam burada gizli…
Türkiye’nin içine girdiği yol ve Hitler Almanya’sının vardığı “nokta”. Görünüşte dağlar kadar fark var ama “başlangıç noktaları ve gelişimleri” itibariyle aynı. İçimizi rahatlatacak tek bir büyük fark var; Hitler Almanya’sında “ordu” lidere itaat ediyordu, bağlıydı. Bizde “diktatör” olma yolunda ilerleyen arkadaşlara “ordunun destek olması hatta sempati” duyması mümkün değil…
Bu fark da Atatürk’ün büyüklüğünden, Taha Akyol katılmasa-olmadığını iddia etse bile, Atatürkçü düşünce sisteminin-doktrininin kurduğu yapının, “demokrasi” odaklı yapılanmasından geliyor. Atatürk devrimlerine bağlı bir sistem içinde “diktatör” denebilecek haşerelerin, “silahlı bir ordu gücünü arkalarına almaları” mümkün değil. Sistemin ‘DNA’sı buna izin vermiyor… Burada da devreye “Çavuşesku modeli” giriyor; kendine bağlı “ideolojik” dinamikler ile motive edilmiş “polis” gücü oluşturmak…
Sonuç: Konuyu fazla uzatmayacağım. Türkiye adına “çok ama çok endişeliyim”. Benim ve benim gibi “ideolojik olmayan” ortalama Türk vatandaşlarının, gidecek başka yerimiz yok… İçine girdiğimiz yol, her kurumun başına ve kadrolarına “bizden” mantığıyla atama yapılması, her yeri kontrol edelim çabası, 1923’te döşenen raydan “makas atlatma denemeleri” ve en vahimi bunları eleştiren basın kuruluşlarına ve mensuplarına “ağız dolusu” hırslı saldırılar; hedefin “ne” olduğunu net olarak gösteriyor… Sevgili dostlarım, bu ülke bizim. Bu ülke “Cumhuriyet çocuklarının” . Bu ülke “muasır bir medeniyet olmak” isteyen her Türk vatandaşının… Ülkemize sahip çıkalım, çok ama çok geç olmadan…
Son söz: Sizlere Hitler Almanya’sı döneminde yazılmış bir pasajdan alıntı aktarmak istiyorum; “… ilk önce müzisyenler için geldiler, müzisyen değildim, ses çıkarmadım. Sonra öğretmenler için geldiler, onlardan değildim, sesimi kıstım. Sonra politikacılar için geldiler, onlardan da değildim, yine görmedim, duymadım. Sonra Yahudiler için geldiler, zaten Yahudi değildim, hiç ilgilenmedim… En son benim için geldiler ama ses çıkaracak kimse kalmamıştı…”Gidişatımız aynıdır.
Bugün “oh Başbakan basına çattı, başbakan gibi düşünmesem bile, bu sefer iyi oldu” demeyin… Sizin için geldiklerinde “ses çıkaracak” kimse kalmayabilir… Tehlike çok ama çok büyük!

14 Şubat 2008 / Yiğit Bulut / Vatan gazetesi

Reklamlar

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

Stats