>
you're reading...
Duvar, Yeni Asya

Gayrimüslimler Dini Bütün Müslüman Ekrem İmamoğlu’nun temsil ettiği ahenkli “Birlikte Yaşama”nın bilincindeler

osmanlinin-son-doneminde-pontus-rumlari-osmanl-tarihi-tken-neriyat-aydn-zgren-282343-26-BKemal Can 8 Haziran Duvar gazetesi makalesinde bir anlamda, Erdoğan Siyasal İslamiyetçiliğinin saman altından Gayrimüslimleri ittiği uçurumu da belirliyor:
Ramazan bitmeden Yenikapı’da kılınan toplu teravih namazı öncesinde konuşan Erdoğan, “Burası İstanbul, bir diğer adıyla İslambol. Burası Konstantinapol değil ama burayı böyle görmek isteyenler var. Böyle görmek isteyenlere karşı 22 günümüz var” dedi. Bu konuşmadaki ima, daha önce bir ‘troll faaliyeti’ gibi görülen “Pontus” meselesinin resmi bir kampanya başlığı haline getirilmesi talimatına dönüştü.
“Afedersiniz” Ermenisi, Rumu, Alevisi, Kürdü, Yahudisi bu ülkede “Pontuslamalar”ın hangi katliam/soykırım/pogromlara, hangi 1915’ler, Trakya “Olayları”, 5/6 Eylül’ler, Aşkale’lere vardığının bilincindeler.
Bu hissikablelvuku (önsezi) değil, Yobazlıkların, aşırı milliyetçiliklerin toplumları hangi vahşet kasırgasına yüklediğinin,  acılar yüklü yaşam tecrübesi. 2013’te Yeni Asya gazetesine verdiği röportajda, yüksek öğrenim görevlisi Şener Aktürk, konunun odak noktasını aydınlatmıştı:
Cumhuriyetin Türk kimliği tanımı gayrimüslimlere karşı dışlayıcıdır, devlet memuru, subay, vs. yapılmamıştır gayrimüslimler. Ama Müslüman kökenliler Türkçe öğrenip asimile olarak Türk olduklarını iddia ettikleri sürece Cumhuriyet’in Türklük tanımı onları kapsar ve eşit vatandaş kabul eder. Eğer gayrimüslimlere uygulanan resmî ve gayriresmî ayrımcılık Türkmen olmayan Müslüman etnik gruplara da uygulanıyor olsaydı Türkiye tek bir etnik grubun üstünlüğüne dayanan bir devlettir derdim, ama öyle bir durum yok.
31 Mart İBB seçimlerinin yeniletilmesi, 23 Haziran oylamasını Belediye Seçimlerini, Cumhurbaşkanlığı ön kampanyasına dönüştürürken ortaya çıkan nedir? İttihat ve Terakki’nin askerî diktatörlük döneminden (1913-1918) itibaren radikal bir Müslüman milliyetçisi siyaset takip ederek Türkiye’de neredeyse hiç gayrimüslim bırakmayan siyasî kadroların yarattığı fay hattının tektonik yarılmasıdır. Derin siyasal depremlerin de başlangıcı.
İstanbul Ticaret Borsası Başkanı, Trabzon’da Soylu’yu protesto edenleri “Müslüman görünümlü Pontuslar” diye nitelemesinin parmakla işaret ettiği budur.
Kemal Can; “31 Mart’ta sonuç alamayan soyut beka davası yerine, İmamoğlu için kişiselleştirilmiş “Pontus hayaleti” somut bir tehdit -kullanışlı bir argüman- haline getirilmeye çalışıldı“, diyor ve ekliyor: “Erdoğan’ı seçim yenilemesine doğru iten çevreler veya bu seçeneğe doğru çeken şartlar, kısa orta vadedeki -seçimi de aşan- daha derin bir siyasi krizin taşlarını döşüyor.
2013’te Doç. Dr. Şener Aktürk uyarmıştı:
Erken Cumhuriyet dönemi yönetimlerini, laiklik uygulamaları sebebiyle İslâmî üstkimliği ve dinî bağları kopararak yerine güçlü başka bir bağ koyamamakla suçlayanların, aynı hatayı bugün artık güçlü bir bağ olan Türk üstkimliğini ortadan kaldırarak yerine de güçlü baska bir bağ koyamayarak tekrarlama ihtimali var. Siyasetçiler en azından bu kadar bariz ve büyük bir tarihi hatayı tekrarlamaz diye umuyorum.”
Ama büyük bir tarihi hata tekrarlandı.

Ekrem İmamoğlu’nun izlediği rota Şener Aktürk’ün 2013’te belirttiği çizgide:
Türk üst kimliğinin ortadan kaldırılması değil, ama yeniden tanımlanması gerektiğini düşünüyorum. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde olduğu gibi etnik ve dinî kimliği olmayan laik ulusal bireyler yerine, etnik ve dinî kimlikleri de olan, bunları kamusal alanda dilleriyle, ibadetleriyle, kıyafetleriyle ve diğer sembolleriyle rahatlıkla ifade eden, fakat bir üstkimlik olarak da Türk ismini benimseyen bir toplum olabilir ve Türkiye halkının çok büyük çoğunluğu böyle bir Türklüğü kabul etmeye hazırdır. Zazaca konuşan ve başını örten bir Müslüman veya Ladino konuşan ve kippa takan bir Musevi, bu etnik ve dinî kimliklerini kamusal alanda hür bir şekilde ifade edebildikten sonra bir siyasal üstkimlik olarak Türk ismini neden kabullenmesin?

vgGayrimüslim Vakıflarını çıkmazda bırakan İslamiyetçi İktidarın art niyeti nedir?

Türkiye’deki azınlık vakıfları seçim yapamamaktan şikâyetçi. Eski yönetmeliği 2013’te askıya alan Vakıflar Genel Müdürlüğü, 6 koca yıl geçmesine rağmen yeni yönetmeliği nedense bir türlü çıkaramadı. 2013’te eski yönetmeliği askıya aldıktan sonra azınlık vakıflarından, ne hikmetse  görüş istendi ve yeni yönetmeliğin bu görüşler dikkate alınarak hazırlanacağı söylendi. Pek çok vakıf da görüşlerini o tarihte genel müdürlüğe … Okumaya devam et

Reklamlar

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Yorumunuz

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

RSS Hertür Kültür

  • Pencereden düşen bebek yaralandı 18 Ağustos 2019
  • TEM'in Kocaeli geçişinde 'dönüş' trafiği 18 Ağustos 2019
  • Hava Durumu (19-08-2019) 18 Ağustos 2019
  • Özlem Yıldız oğluyla tatilde 18 Ağustos 2019
  • Asansör teknisyeni nöbet gününde akıma kapılarak öldü 18 Ağustos 2019
  • Denizli'ye 36 yeni otobüs hattı geliyor 18 Ağustos 2019
  • Çağlayan'da belediye otobüsü ani fren yapan kamyona çarptı 18 Ağustos 2019

Stats

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: